MALULEN EMEKLİLİK MALULİYET ORANININ VE BAŞLANGIÇ TARİHİNİN BELİRLENMESİ GEREĞİ

T.C.
Yargıtay
Hukuk Dairesi 21

Tarih

03.11.2008

Esas No

2007/23590

Karar No

2008/16979

   www.neohukuk.net
MALULEN EMEKLİLİK AYLIĞI BAĞLANMASINA KARAR VERİLMESİ İSTEMİ - DAVACININ MALULİYET ORANININ VE BAŞLANGIÇ TARİHİNİN BELİRLENMESİ GEREĞİ - ADLİ TIP GENEL KURULUNDAN MALULİYET ORANI KONUSUNDA GÖRÜŞ ALINARAK ÇELİŞKİNİN GİDERİLMESİ GEREĞİ

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (SSGSSK) (5510): MADDE 95
Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği (MÜLGA RGT: 16.01.2004): MADDE 55

Özet

Dava, davacıya maluliyet aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile aksi yöndeki davalı Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Yapılacak iş; öncelikle Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesince davacının muayenesinin bizzat yapılarak maluliyet oranının ve başlangıç tarihinin belirlenmesi, itiraz olması halinde Adli Tıp Genel Kurulundan davacının maluliyet oranı konusunda görüş alınarak çelişki giderildikten sonra sonuca gitmektir. Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu açıklanan doğrultuda araştırma yapılmaksızın sonuca gidilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

 

İçerik

Dava: Davacı, 4.10.1999 tarihinden itibaren malulen emeklilik aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Önal Aydın tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Karar: Dava, davacıya 4.10.1999 tarihinden itibaren maluliyet aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile aksi yöndeki davalı Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece, davacıya 1.6.2007 tarihinden itibaren maluliyet aylığı bağlanmasına karar verilmiştir.

Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa'nın 95. maddesidir. Anılan maddeye göre,

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığı ile Kurumun birlikte çıkaracağı yönetmelikle düzenlenir.

Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 55. maddesine göre sigortalının malullük durumunun Kurumca yetkilendirilen Sağlık sunucularının sağlık kurulunca usulüne uygun düzenlenecek raporların Kurum Sağlık Kurulunca incelenmesi sonucu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde belirlenen usul ve esaslara göre tespit edileceği, anılan yönetmeliğin 5. maddesinde sigortalı ve hak sahiplerinin çalışma gücü oranlarının a) Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastaneleri, b) Devlet Üniversitesi, c) Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı asker hastaneleri, ç) sigortalıların ikamet ettikleri illerde (a), (b), (c) bentlerinde belirtilen hastanelerin bulunmaması durumunda Sağlık Bakanlığı tam teşekküllü hastanelerin yetkili olduğu, bildirilmiş, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 56. maddesinde ise Kurum Sağlık Kurulunca verilen karara karşı yapılan itirazların Yüksek Sağlık Kurulunca inceleneceği bildirilmiştir.

Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının bakkallık mesleğinden dolayı 1.1.1993 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasaya tabi esnaf Bağ-Kur sigortalısı olduğu, davacıya ait Sivas Numune Hastanesinin 4.3.1998 tarihli Sağlık Kurulu raporunda doğuştan kalça çıkıklığı teşhisinin konulduğu, Cumhuriyet Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nin 18.6.1999 tarihli raporuyla demir eksikliği anemisi teşhisi ve aynı hastanenin 29.5.2002 tarihli raporunda hafif derecede işitme kaybı, demir eksikliği anemisi, bronşit, kronik depresyon ve doğuştan kalça çıkıklığı teşhisinin konulup hastalığın başlangıcının tıbben tespitinin mümkün olmadığının belirtildiği, Cumhuriyet Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nin 8.11.2002 tarihli raporunda davacının ruh hastalıkları servisinde tedavi görüp distimi tanısının konulduğu ve % 40 oranında çalışma gücü kaybının bulunduğu, Sivas Numune Hastanesinin 15.11.2002 tarihli raporunda ise davacıdaki kronik depresyon hastalığının başlangıcını tıbben tespit etmenin mümkün olmadığının belirtildiği, Kurumca 11.11.2003 tarihinde davacının çalışma gücünün 2/3 oranında kaybolmadığının bildirildiği, Sivas Devlet Hastanesinin 26.5.2004 tarihli Sağlık Kurulu raporunda doğuştan kalça çıkıklığı teşhisinin konulmuş olup, davacının 4.3.1998 tarihli maluliyet aylığı bağlanmasına yönelik başvurusunun Kurumca 15.5.1998 ve 4.10.1999 tarihlerinde 2/3 oranında malul olmadığından reddedildiği, Yüksek Sağlık Kurulunca 9.2.2005 tarihinde davacının 2/3 oranında malul olmadığına karar verildiği, Cumhuriyet Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Göz Bölümünün 17.1.2007 tarihli raporuyla sağ ve sol gözündeki arızaları belirtildiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesince düzenlenen 30.5.2007 tarihli raporda ise davacının ruh hastalıkları listesi konversiyon bozukluğu % 25, göz hastalıkları listesi bir gözün 1. diğer gözün 0,1 görmesi ile % 30, ortopedik ve hematoloji arızaları listesi 62-2 iki taraflı doğuştan kalça çıkıklığı nedeniyle % 45 malul sahip olup Balthazard formülüne göre maluliyetinin % 71,12 oranında olduğu bildirilmiştir. Somut olay da diğer sağlık tesislerince tanzim edilen raporla Yüksek Sağlık Kurulu Kararı ve Adli Tıp Kurumu raporu arasında çelişki bulunduğu gibi Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesince düzenlenen raporun davacının muayenesinin yapılmadan dosya üzerinden mevcut belge ve raporlar doğrultusunda düzenlendiği görülmektedir.

Yapılacak iş; öncelikle Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesince davacının muayenesinin bizzat yapılarak maluliyet oranının ve başlangıç tarihinin belirlenmesi, itiraz olması halinde Adli Tıp Genel Kurulundan davacının maluliyet oranı konusunda görüş alınarak çelişki giderildikten sonra sonuca gitmektir.

Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu açıklanan doğrultuda araştırma yapılmaksızın sonuca gidilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03.11.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.