:İTİRAZ ÜZERİNE MERCİİNİN VERMESİ GEREKEN KARAR DÜŞME KARARINDA SANIK YARARINA VEKALET ÜCRETİ

 T.C.
 YARGITAY
 16. Hukuk Dairesi

ESAS NO                                 : 2011/3413
KARAR NO                                 : 2011/8832 
 
www.neohukuk.net
Y.C.BAŞSAVCILIĞI NO:K.Y.B: 2011/119663

                            TÜRK MİLLETİ ADINA
                 YARGITAY İLAMI

 


MAHKEMESİ : KONYA 2. AĞIR CEZA MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/12/2010
NUMARASI : 2010/1568 DEĞİŞİK İŞ SAYILI KARARI
DAVACI : ...
SANIK : ...
Nafaka hükümlerine uymamak suçundan sanık ...hakkında yapılan yargılama sonucunda, şikayetin süresinde yapılmamış olması sebebiyle sanık hakkında açılan davanın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 347. maddesi gereğince düşürülmesine dair Sarayönü İcra Mahkemesinin 05/11/2010 tarihli ve 2010/18 esas, 2010/19 sayılı kararına, ücreti vekalet takdir edilmesi yönündeki sanık müdafii tarafından yapılan itirazın kabulüne ilişkin Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/12/2010 tarihli ve 2010/1568 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine, Adalet Bakanlığından verilen 23.02.2011 gün ve 2011/2010/10786 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 08/04/2011 gün ve K.Y.B. 2011/119663 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle dosya incelendi.
Tebliğnamede,
1- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesinde yer alan, "Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, nafaka hükümlerine uymamak suçundan sanık hakkında yapılan şikayetin, süresinden sonra yapıldığından bahisle Sarayönü İcra Mahkemesince davanın düşürülmesine karar verilmiş olunması karşısında, kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesinde,
2- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 271/2. maddesi uyarınca, itirazı yerinde gören merciin, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da bir karar vermesi gerektiğinin nazara alınmaması isabetsiz olduğundan anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309.maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2006 tarih ve 2006/220-231 sayılı kararında da açıklandığı üzere "1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun “Tanımlar” başlıklı 2.maddesinin 1. fıkrasının (L) bendinde disiplin hapsinin tanımı; “kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartlı salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilemeyen hapsi ifade eder.” olarak yapılmıştır.....“disiplin hapsi ve hapsen tazyik yaptırımı 5237 sayılı TCK.nunda düzenlenen  yaptırımlardan  farklı  niteliktedir.  Bu nedenle  de, duruşma açılarak yapılan bir yargılama sonunda verilmelerine karşılık, 2004 sayılı İİK.nun 353/1.maddesinde yasa yolu olarak itiraz yasa yolu öngörülmüştür. Anılan hükümler gözetildiğinde, gerek disiplin hapsi gerekse hapsen tazyik yaptırımı tayin edilen kararlar, CMK.nun 223. maddesinde belirtilen “hüküm” niteliğinde değildirler ve bunlar hakkında hükümler için öngörülen yargılama kuralları  uygulanamaz.”  şeklinde yapılan değerlendirmeden de anlaşılacağı üzere, İcra ve İflas Kanununda müeyyidesi disiplin hapsi ve tazyik hapsi olarak saptanan eylemlerin kabahat olduğu belirtilmiştir.
Ceza Muhakemesi Kanunu anlamında itirazın, kural olarak itiraz olunan kararı veren mahkemeye yapılacağı ve ilk inceleme kararı veren mahkemece gerçekleştirilip, kararın düzeltilebileceği, yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı inceleyecek mercie göndermesi gerektiği (CMK.md.268/1-2), buna karşılık İcra ve İflas Kanununda İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği kararlara itirazın 5358 sayılı Yasa ile değişik İİK.nun 353/1. maddesi uyarınca yedi gün içerisinde yargı çevresinde bulunduğu (itiraz tarihi itibariyle) Ağır Ceza Mahkemesine yapılması gerekmekte olup,  bu anlamda Ceza  Muhakemesi Kanundaki sistemden ayrıldığı, Ceza Muhakemesi Kanunundaki itiraz kanun yolu bir suç muhakemesi sonucunda verilen yargı kararları için olduğu, nitekim anılan kanunun “İtiraz usulü ve inceleme mercileri” başlıklı 268. maddesinde kararına itiraz edilecek ve itirazı inceleyecek mahkemeler Sulh Ceza, Asliye Ceza, Ağır Ceza ve Bölge Adliye Mahkemesi olarak belirlendiği, CMK'nun 268. maddesinde kararına itiraz edilecek mahkemeler arasında icra mahkemesinin gösterilmediği cihetle, İcra ve İflas Kanununun 353/1. maddesi uyarınca icra mahkemesince verilen itiraza tabi kararlara itirazın yedi gün içerisinde doğrudan (itiraz tarihi itibariyle) Ağır Ceza Mahkemesine yapılması gerektiği gözetildiğinde, itiraz hakkında (itiraz tarihi itibariyle) Ağır Ceza Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekte ise de, bu durum yargılaması tamamlanmış, herhangi bir delil ya da sair araştırma ihtiyacı bulunmayan haller içindir. Somut olayımızda bu durum gerçekleşmiştir.
Konunun bir kez de Kabahatler Kanunu yönünden irdelenmesinde ise, anılan Kanunun “itiraz yolu” başlıklı 29. maddesinin 3. Fıkrasında, "her bir itirazla ilgili olarak “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine” karar verir…..” hükmü getirilmiştir. Görüldüğü üzere Kabahatler Kanununda da itirazı inceleyecek  mahkemenin “itirazın kabulüne” veya "itirazın reddine," karar vereceği şeklinde düzenleme getirilmiştir. Ancak itirazın kabulüne karar vermesi halinde itirazın konusu hakkında da bir karar vermesi gerektiği hususunda bir düzenleme yok ise de, itirazı kabul eden mahkemenin bu yönde hüküm oluşturması gerektiği de kuşkusuzdur.
Dosya kapsamına göre; Sarayönü İcra Mahkemesinin 30/9/2010 tarihli tensip zaptındaki ara kararlarının yerine getirilmiş, tüm delillerin toplanmış olması ve dosya içerisinde araştırılması gereken bir husus ve toplanması gereken bir delil de bulunmamasına göre, sanık müdaafiinin ücreti vekalet takdir edilmesine ilişkin itirazının kabulüne karar veren Ağır Ceza Mahkemesinin, itirazın esası hakkında da bir karar vermesi gerekirken, dosyanın Sarayönü İcra Mahkemesine gönderilmesine karar vermesi isabetsizdir.
Tebliğnamedeki (2) no'lu istemin kabulü nedeniyle, (1) no'lu istemin tartışılmasında hukuki yarar görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle, Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/12/2010 tarihli ve 2010/1568 değişik iş sayılı  kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 13.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
        
Başkan                       Üye                              Üye                        Üye                       Üye
Camal Baş        Mehmet Kürtül         Hüsamettin Makas        Nuri Güleç           Halit Kıvrıl