Naklen Atamada Sağlık Sorunlarının Dikkate Alınmaması...
t.c.
DANIŞTAY İdari Dava D. Kur.
2007/1884 E.N , 2011/88 K.N.
                   www.neohukuk.net
Sağlık hizmetlerinin yaşama hakkı ile ilgili olması nedeniyle, kişilerin bu hizmetlere ihtiyaç duydukları anda ulaşıp yararlanabilmesinin Devlet için bir görev ve kişiler için bir hak olduğu; idarenin naklen atama işlemini tesis ederken bilgisi dahilinde olmasına karşın davacılar yakınının sağlık sorunlarını dikkate almadan, sağlık hizmetlerinin yetersiz olduğu bir ilçeye atama yapması nedeniyle hizmet kusurunun bulunduğu, naklen atama işlemi sonrasında davacılar yakınının kalp rahatsızlığından dolayı ölümü nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın tazmini gerektiği hakkında.

İstemin Özeti: Sivas İdare Mahkemesinin 13.4.2007 günlü, E:2007/411, K:2007/491 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması davacılar idare tarafından istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Sivas İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Mustafa Karabulut'un Düşüncesi : Davacıların eşi ve babası olan …'ın yaşama hakkının korunması için tedavisinin yapılabileceği sağlık kurumlarının bulunduğu bir yere değil de sağlık hizmetinin sınırlı olduğu Ilgın'a atanmış olması nedeniyle ve bu nakil işlemi sonrasında kalp rahatsızlığından dolayı öldüğü dikkate alındığında, davacıların uğradıklarını ileri sürdükleri maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesi gerekirken, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı İsa Yeğenoğlu'nun Düşüncesi : Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasına göre , idare kendi işlem ve eylemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.

Davacıların eş ve babası …'nin, sağlık özrü bilindiği halde bu sağlık durumunun izlenmesini mümkün kılacak sağlık kurumlarının bulunduğu bir yere naklen atanması gerekirken önceki görev yeri olan Erzincan'a göre daha sınırlı sağlık olanağı bulunan Ilgın'a naklen atanması nedeniyle bulunduğu Akşehir'de rahatsızlanarak ölmesi olayında, adıgeçenin ölümü ile hukuka aykırılığı yargı kararı ile saptanmış bulunan naklen atama işlemi arasında nedensellik bağı bulunmadığı ileri sürülemeyeceğine göre, idarenin hizmet kusurunun bulunduğu tartışmasızdır.

Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yolunda verilen kararın Danıştay Beşinci Dairesince bozulması üzerine davacıların tazminat isteminin kabulü gerekirken bu karara uyulmayarak İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen ısrar kararında hukuki isabet bulunmadığından, temyize konu kararın anılan Daire kararı doğrultusunda bozulmasına karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Dava; davacıların eşi ve babası olan …'ın vefatı nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 45.000,00.-TL maddi, 15.000,00.-TL manevi olmak üzere toplam 60.000,00.-TL'nin yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.

Sivas İdare Mahkemesi 25.3.2004 günlü, E:2003/1438, K:2004/275 sayılı kararıyla; idarenin bir işlem ya da eyleminden dolayı tazminatla yükümlü kılınılabilmesi için, olayda hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmasının zorunlu olduğu, idarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için, bir zararın mevcut olması ve bu zararın idari bir işlem ya da eylemden kaynaklanmasının, yani oluşan zararla idari işlem veya eylem arasında illiyet bağının kurulabilmesinin gerektiğini ve olayı belirttikten sonra, davacıların eş ve babaları olan …'ın ölümü nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararla idarenin hatalı ve hizmet kusuruna dayalı naklen atama işlemi arasında illiyet bağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

Anılan karar, Danıştay Beşinci Dairesinin 14.2.2006 günlü, E:2004/4273, K:2006/531 sayılı kararıyla; davacıların yakını olan …'ın ölümünün, sağlık durumu dikkate alınmadan ve idarenin yargı kararı ile hatalı olduğu tespit edilen nakil işlemi nedeniyle bulunduğu Akşehir'de meydana gelmiş olması sebebiyle davacıların iddia ettikleri zararı doğuran olayda, idarenin hizmet kusurunun ve ölüm olayı ile nakil işlemi arasında nedensellik bağının bulunmadığının ileri sürülemeyeceği, zira davacıların eş ve babaları olan kişinin, sağlık durumunun izlenmesini mümkün kılacak sağlık kurumlarının bulunduğu bir yer yerine, olanakları daha kısıtlı bir yere atanmış olduğu ve ölümüne neden olan rahatsızlığın meydana geldiği yerde idarenin anılan nakil işlemi nedeniyle bulunduğu; diğer taraftan, değinilen nakil işleminin hukuka uygun olmadığının da yargı kararıyla belirlendiği, bu bakımdan, davacıların tazminat isteminin kabulü ile hesaplanarak bulunacak miktarda tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın reddi yolundaki Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuş ise de; İdare Mahkemesi, bozma kararına uymayarak davanın reddi yolundaki ilk kararında ısrar etmiştir.

Davacılar, Sivas İdare Mahkemesinin 13.4.2007 günlü, E:2007/411, K:2007/491 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedirler.

Uyuşmazlığın esasına geçmeden önce, konunun usul yönünden incelenmesi gerekli görülmüştür.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesinde, ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliğ tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilecekleri, bu halde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma haklarının saklı olduğu hükmüne yer verilmiştir.

Davacıların, uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle idareye yaptıkları başvuru dilekçesinde her ne kadar 2577 sayılı Yasa'nın 13. maddesine göre idareye başvurulduğu belirtilmekte ise de; başvuru dilekçesinin içeriğinden, uğranıldığı ileri sürülen zararın nakil işleminden kaynaklandığı belirtilmekte olup, davanın 2577 sayılı Yasa'nın 12. maddesi kapsamında açıldığı anlaşılmaktadır.

Öte yandan, nakil işleminin Sivas İdare Mahkemesinin 31.5.2001 günlü, E:2000/1019, K.2001/392 sayılı kararıyla iptal edildiği ve bu kararın davalı idarece temyiz edildiği, Danıştay Beşinci Dairesinin, …'ın ölümü nedeniyle 2577 sayılı Yasa'nın 26. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dosyanın Sivas İdare Mahkemesine gönderilmesine ilişkin 31.10.2001 günlü, E.2001/4594, K:2001/3845 sayılı kararının davacılara tebliği üzerine, 2577 sayılı Yasa'nın 12. maddesi uyarınca idareye başvuru yapıldığı ve başvurunun reddi üzerine açılan bu davanın süresinde olduğu sonucuna varılmıştır.

İşin esasına gelince;

Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, ''İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür''; 17. maddesinde ise, "Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir." hükmü yer almıştır.

İdarenin kamu hizmetinin yürütülmesinden doğan zarardan sorumlu tutulmasını gerektiren ilkelerden birisi hizmet kusurudur. İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya işleyişindeki bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilecek hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve bu nedenle doğan zararın, zararla idari işlem veya eylem arasında nedensellik bağının kurulabilmesi halinde, idarece tazmin edilmesini gerektirmektedir.

Öte yandan, idarenin faaliyetlerini yerine getirirken kimsenin zarar görmemesi için gerekli önlemleri alması zorunludur. Bu zorunluluğun gereği gibi yerine getirilmemesi, hizmetin amacına uygun biçimde işlemediğini, yeterli önlem alınmadığını gösterir.

Davacıların eşi ve babası olan …'a Koroner Arter Hastalığı teşhisi konulduğu, 26.9.1997 - 30.9.1997 tarihlerinde Ankara'da Yüksek İhtisas Hastanesi'nde ameliyat olduğu, Hastane tarafından verilen 3.10.1997 günlü, 3869 sayılı sağlık kurulu raporunda kalp ameliyatı olan davacının üç ay istirahat sonrasında kontrolünün uygun görüldüğü, 26.12.1997 günlü, 5055 sayılı sağlık kurulu raporunda ise bir ay sonra kontrolünün gerekeceğinin belirtildiği, olağan kontrollerinin Ankara Yüksek İhtisas Hastanesi'nde yapıldığı, tedavisi ve kontrolleri devam etmekte iken Erzincan'dan Ilgın'a naklen atanan …'ın bu işlemin iptali istemiyle açtığı davada, Sivas İdare Mahkemesi'nin 31.5.2001 günlü, E:2001/1019, K:2001/392 sayılı kararı ile Yönetmelik hükümlerine uygun atama yapılmadığı gerekçesiyle iptal kararı verildiği ve bu karar üzerine idarenin Mahkeme kararını yerine getirmek amacıyla hareket ederek, …'ın 15.8.2001 tarihinde Ilgın Şeker Fabrikası'ndan ilişiğinin kesildiği, 8 gün sonra 23.8.2001 tarihinde (mehil müddeti içinde) rahatsızlanan …'ın rahatsızlandığı yere göre en yakın hastane olan Akşehir Devlet Hastanesi'ne getirildiği, 3.3.2004 günlü, 2606 sayılı Devlet Hastanesi Tabipliği yazısında 23.8.2001 tarihinde acil servise getirilen …'ın getirildiğinde solunum ve kalp fonksiyonlarının durmuş olduğu, 5 - 6 defa elektrik şoku neticesinde şahsın kalbinin çalıştırıldığının belirtildiği, hastanede suni solunum cihazının bulunmaması nedeniyle şahsın suni solunum desteği olan tam teçhizatlı bir ambulansla Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne gönderildiği, ancak kurtarılamadığı dosyanın incelenmesinden anlaşılmaktadır.

Sağlık hizmetlerinin yaşama hakkı ile ilgili olması nedeniyle, kişilerin bu hizmetlere ihtiyaç duydukları anda ulaşıp bu hizmetlerden yararlanabilmesi Devlet için bir görev ve kişiler için bir haktır.

Davacıların eşi ve babası olan …'ın kalp ameliyatı sonrasındaki kontrollerinin Ankara Yüksek İhtisas Hastanesi'nde yapıldığı idarenin bilgisi dahilindedir. Ayrıca, …'ın nakil işleminin iptali istemiyle açtığı davada, kalp hastası olduğunu ve Erzincan'ın Ilgın'a göre daha iyi sağlık kuruluşuna sahip bulunması nedeniyle Erzincan'da görev yapmasının uygun olacağını dava dilekçesinde belirttiği anlaşılmaktadır. Davacının sağlık sorunlarının yarattığı olumsuz koşulların naklen atama işleminin tesisinde göz önüne alınması, görev yaptığı yerden bir başka yere atanması zorunlu ise, sağlık durumuna en uygun bir yere atanması gerekirken, sağlık hizmetlerinin yetersiz olduğu bir ilçeye atamasının yapılmasında idarenin hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna varılmıştır.

İdarenin hizmet kusuruna dayalı işleminden doğan zararın tazmini için ayrıca işlem ile zararlı sonuç arasında illiyet bağının bulunması zorunludur. Konu olaya özgü olarak incelendiğinde, atama işleminin tesisinde …'ın içinde bulunduğu sağlık sorunlarının gözetilmediği, dolayısıyla atamasının yapıldığı yer olan Ilgın'da yeterli tıbbi müdahalenin zamanında yapılamamış olması karşısında, atama işlemiyle …'ın ölümü nedeniyle davacıların uğradıklarını ileri sürdüğü zarar arasında illiyet (nedensellik) bağının bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Bu durumda, …'ın Ilgın'a atanmış olması nedeniyle, naklen atama işlemi sonrasında meydana gelen ölümden dolayı davacıların destekten yoksun kalma nedeniyle uğradıkları maddi zararın bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle belirlenerek ve yaşadıkları üzüntü ve sıkıntıdan dolayı uğradıkları manevi zararın Mahkemece takdir edilerek, tazminine karar verilmesi gerekirken, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz isteminin kabulüne, Sivas İdare Mahkemesince verilen 13.4.2007 günlü, E:2007/411, K:2007/491 sayılı kararın bozulmasına, dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 24.2.2011 gününde oyçokluğu ile karar verildi.