MAHKEMELERCE, MÜTERAFİK KUSURUN BULUNDUĞU DURUMLARDA MANEVİ TAZMİNAT TAKDİR EDİLİRKEN; İDARENİN KUSUR ORANININ, DAVACININ TALEP ETTİĞİ TAZMİNAT MİKTARINA DEĞİL; MAHKEMELERİNCE TAKDİR EDİLEN TAZMİNAT MİKTARINA UYGULANMASI SURETİYLE HÜKMEDİLECEK MANEVİ
T.C.
DANIŞTAY
10. Daire 2007/6868 E.N ,
2011/537 K.N.
               www.neohukuk.net
Özet
MAHKEMELERCE, MÜTERAFİK KUSURUN BULUNDUĞU DURUMLARDA MANEVİ TAZMİNAT TAKDİR EDİLİRKEN; İDARENİN KUSUR ORANININ, DAVACININ TALEP ETTİĞİ TAZMİNAT MİKTARINA DEĞİL; MAHKEMELERİNCE TAKDİR EDİLEN TAZMİNAT MİKTARINA UYGULANMASI SURETİYLE HÜKMEDİLECEK MANEVİ TAZMİNAT MİKTARININ BELİRLENMESİ GEREKTİĞİ, MANEVİ TAZMİNATA HÜKMEDİLİRKEN, SADECE OLAY ANINDAKİ DEĞİL, DAHA SONRA VE HAYAT BOYUNCA HİSSEDİLECEK MANEVİ ACILARIN DA DİKKATE ALINMASI GEREKTİĞİ HAKKINDA.

İstemin Özeti : Diyarbakır 1. İdare Mahkemesince verilen 15.5.2007 tarih ve E:2003/2500, K:2007/710 sayılı kararın, aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması davacılar tarafından istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Yerinde olmadığı ileri sürülen temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : Tarık Armağan

Düşüncesi : Temyizen incelenip bozulması istenilen idare mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, maddi tazminat yönünden davanın kısmen reddine ilişkin kısmında hukuki isabetsizlik bulunmadığından, kararın anılan kısımları yönünden davacılar temyiz isteminin reddi ile kararın bu kısmının onanması gerektiği düşünülmüştür.

Kararın manevi tazminata yönelik kısmının temyiz istemine gelince;

Dava konusu olayda, davalı idarenin kusuru, olayın oluş şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında, mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa giderecek, davalı idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak düzeyde olmadığı görülmektedir. Dolayısıyla mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı yetersizdir.

Öte yandan, İdare Mahkemesince, kardeşler için hükmedilen manevi tazminat miktarı belirlenirken, kardeşlerin olay tarihindeki yaş durumları dikkate alınmış ise de; manevi tazminata hükmedilirken, sadece olay anındaki değil, daha sonra ve hayat boyunca hissedilecek manevi acıların da dikkate alınması gerekmektedir.

Bu itibarla, olay tarihinde 2 yaşında olan küçük kardeş …'ın olay anında duyması mümkün olmasa bile, daha sonra ve hayat boyunca bu olayın ağırlığını hissedeceği açık olduğundan, İdare Mahkemesince, adı geçen davacı için manevi tazminata hükmedilmemesinde ve davacıların yaş durumu dikkate alınarak farklı miktarda manevi tazminata hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

Buna göre, manevi tazminatın amacı ve niteliği gözününde bulundurularak yukarıda belirtilen ölçütlere göre manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, aksi yönde daha az miktarda manevi tazminata hükmedilmesinde hukuki isabet görülmediğinden, kararın bu kısmının bozulması gerektiği düşünülmüştür.

Danıştay Savcısı : Ergün Özcan

Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü:

Dava; davacılardan …'ın, 8.3.2003 tarihinde, Diyarbakır İli, Silvan İlçesinde bulunan Silvan Komando Birliğinin yakınlarında, arkadaşlarıyla oyun oynarken yerde bulduğu patlayıcı maddenin patlaması sonucunda yaralandığından bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zarar karşılığı olarak, davacılardan …için 70.000-TL maddi ve 10.000-TL manevi; baba … ve anne … için ayrı ayrı 5.000-TL manevi; kardeşler … ve …'ın herbiri için ayrı ayrı 3.000-TL manevi olmak üzere toplam 117.000-TL tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

Diyarbakır 1. İdare Mahkemesince; olayda, idarenin terör örgütü ile mücadelesinde kullanılan mühimmatın patlamış veya patlamamış olanlarından bazılarının, vatandaşların yaşadığı alanlara düştüğü ve bu maddeleri bu bölgelerden temizlemekle yükümlü olan idarece yürütülen hizmetin kötü işlemesi neticesinde meydana gelen zarardan, davalı idarenin hizmet kusuru ilkesi uyarınca sorumlu olduğu ve zararın davalı idarece tazmin edilmesi gerektiği; öte yandan, olay tarihinde 13 yaşında olan çocukları …'ın askeri bölgeye çok yakın olan alanda oynamasını engellememeleri nedeniyle, olayın meydana gelmesinde anne ve babanın 1/2 oranında müterafik kusurunun bulunduğunun Mahkemelerince kabul edildiği; olay sonucu sakat kalan davacı …'ın maddi zararının tespiti amacıyla yaptırılan ve hükme esas alınabilecek nitelikte bulunan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda, davacının %35,2 oranındaki işgücü kaybı da dikkate alındığında 66.852-TL zararının bulunduğunun belirtildiği; bu durumda, bilirkişi raporunda hesaplanan zarar miktarının %50 kusur oranına isabet eden 33.426-TL maddi tazminat ile olay nedeniyle duyulan elem ve ıstırabın giderilmesi için davacılardan … için 5.000-TL; anne ve babası için ayrı ayrı 2.500-TL; kardeşler … (1984 doğumlu), … (1984 doğumlu), … (1986 doğumlu), … (1987 doğumlu) için ayrı ayrı 1.500-TL; … (1995 doğumlu), … (1996 doğumlu), … (1998 doğumlu) ve … (2000 doğumlu) için ayrı ayrı 1.000'er-TL manevi tazminata hükmedilmesi; …'ın 8.7.2001 doğumlu kardeşi …'ın ise, olayın meydana geldiği 9.7.2003 tarihinde henüz 2 yaşında olduğu ve manevi tazminata hükmedilmesi için gerekli olan kişinin manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelmesi, elem ve ıstırap duyması vb. durumların olmadığı sonucuna ulaşılarak, … için manevi tazminata hükmedilmemesinin yerinde olduğu; buna göre, davanın kısmen kabulü; kısmen reddi ile, 33.426-TL maddi ve 20.000-TL manevi olmak üzere toplam 53.426-TL tazminatın, davacıların idareye başvurkları 30.4.2003 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine; davacıların fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.

Davacılar tarafından, anılan Mahkeme kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

Temyize konu Mahkeme kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmında 2577 sayılı Yasanın 49. maddesinde belirtilen bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, kararın bu kısmına yönelik davacılar temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

Davacıların, Mahkeme kararının manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine gelince;

Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek miktarın aynı zamanda idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak bir oranda olmalıdır.

Mahkemelerce, idarelerin kusuru, olayın oluş şekli ve zararın niteliği dikkate alınarak yukarıda belirtilen niteliklere uygun bir şekilde manevi tazminata hükmedilmesi gerekmekte olup; takdir edilen manevi tazminat miktarının davacıların talep ettiği miktardan fazla olması durumunda ise, davacıların talepleriyle bağlı kalınarak talepten fazla bir miktarda manevi tazminata hükmedilemeyeceği konusunda bir duraksama bulunmamaktadır.

Dava konusu olayda olduğu gibi müterafik kusurun bulunduğu durumlarda ise, mahkemelerce, idarenin kusur oranı, davacıların talep ettiği tazminat miktarına değil, taraflarınca takdir edilen tazminat miktarına uygulanarak hükmedilecek manevi tazminat miktarının belirlenmesi gerekmektedir.

Buna göre, mahkemelerce takdir edilen manevi tazminat miktarının davacıların talep ettiği miktardan fazla olması halinde, takdir edilen miktara idarenin kusur oranının uygulanması durumunda, davacıların talep ettiği manevi tazminat miktarının tamamına dahi hükmedilmesine olanak bulunmaktadır.

Bakılan davada, dava konusu olayın oluş şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında, olayın meydana gelmesinde davalı idare ile birlikte anne ve babanın da müterafik kusurunun bulunduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda dahi, Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının, olay nedeniyle duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı görülmektedir. Bir başka anlatımla, mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı yetersiz bulunduğundan, amaç ve niteliği de dikkate alınarak yukarıda belirtilen ölçütlere göre hükmedilecek manevi tazminat tutarı yeniden belirlenmelidir.

Öte yandan, İdare Mahkemesince, kardeşler için hükmedilen manevi tazminat miktarı belirlenirken, kardeşlerin olay tarihindeki yaş durumları dikkate alınmış ise de; manevi tazminata hükmedilirken, sadece olay anındaki değil, daha sonra ve hayat boyunca hissedilecek manevi acıların da dikkate alınması gerekmektedir.

Bu itibarla, olay tarihinde 2 yaşında olan küçük kardeş …'ın olay anında duyması mümkün olmasa bile, daha sonra ve hayat boyunca bu olayın ağırlığını hissedeceği açık olduğundan, İdare Mahkemesince, adı geçen davacı için manevi tazminata hükmedilmemesinde ve davacıların yaş durumu dikkate alınarak farklı miktarda manevi tazminata hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz isteminin kısmen reddi ile, temyizen incelenen Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin 15.5.2007 tarih ve E:2003/2500, K:2007/710 sayılı kararının, maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının onanmasına; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine uygun bulunan davacıların manevi tazminata yönelik temyiz isteminin kabulü ile anılan kararın manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının bozulmasına, dosyanın bozulan kısım için yeniden bir karar verilmek üzere adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 9.2.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.