*****BAROLARIN DAVA EHLİYETİ KARARI****************
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONDÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2011/13742
Karar No : 2011/796
            www.neohukuk.net
Davacı : Balıkesir Barosu Başkanlığı
Dumlupınar Mah. Kazım Özalp Cad. No:5 -
BALIKESİR
Davalı : Çevre ve Şehircilik Bakanlığı - ANKARA
Davanın Özeti : Gebze - Orhangazi - İzmir Otoyolu (İzmit Körfez Geçişi ve
Bağlantı Yolları Dahil) projesi için Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği hükümlerinin
uygulanmasına gerek bulunmadığına ilişkin Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki
Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü'nün 15.4.2011 günlü, 33538 sayılı işlemi ile
işlemin dayanağı olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin geçici 3. maddesinde
değişiklik yapılmasına ilişkin 14.04.2011 günlü ve 27905 sayılı Resmi Gazete'de Yayımlanan
"Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"in 1.
maddesinin iptali istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Ondördüncü Dairesince, 644 ve 648 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnameler uyarınca husumet, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na yöneltilerek,
Tetkik Hakimi …… raporu ile dosyadaki belgeler 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun
3622 sayılı Kanunla değişik 14. maddesi uyarınca incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
Dava, Gebze - Orhangazi - İzmir Otoyolu (İzmit Körfez Geçişi ve Bağlantı Yolları
Dahil) projesi için Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına
gerek bulunmadığına ilişkin Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve
Planlama Genel Müdürlüğü'nün 15.4.2011 günlü, 33538 sayılı işlemi ile işlemin dayanağı olan
Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin geçici 3. maddesinde değişiklik yapılmasına
ilişkin 14.04.2011 günlü ve 27905 sayılı Resmi Gazete'de Yayımlanan "Çevresel Etki
Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"in 1. maddesinin
iptali isteminden ibarettir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin (a) fıkrasında, idari
davaların idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile
hukuka aykırılı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı
belirtildikten sonra ilk inceleme konularının belirlendiği 14. maddenin 3/c bendinde
dilekçenin ehliyet yönünden inceleneceği, 15. maddenin 1/b bendinde ise bu hususta
kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır.
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal
davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan birisi olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme
karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden
olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu
edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını
ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması
ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir.
Anayasanın kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını düzenleyen 135.
maddesinde; kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının; belli bir mesleğe mensup
olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin
genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve
halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını
korumak maksadı ile kurulan kamu tüzelkişilikleri olduğu, kuruluş amaçları dışında faaliyette
bulunamayacakları düzenlenmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun baroların kuruluş ve niteliklerini düzenleyen 76.
maddesinin birinci fıkrasında baroların; avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek
mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak;
meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve
korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel
kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde
meslek kuruluşları olduğu; Baro Yönetim Kurulu'nun görevlerinin sayıldığı 95. maddesinde
ise, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik
kazandırmakla görevli olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Baroların hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu
kavramlara işlerlik kazandırmak konusunda yasal olarak yetkili kılındığı konusunda
duraksama bulunmamakla birlikte, Baroların hukukun üstünlüğünü savunma görevinin
avukatlık mesleğinin geliştirilmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinden, Baronun
avukatlık mesleğini ilgilendirmeyen ve avukatların ortak menfaatlerini koruma amacı dışında
kalan işlemleri dava konusu etmesi durumunda, bu davaların subjektif ehliyet koşulunun
bulunmaması nedeniyle reddedileceği tabiidir.
Her ne kadar, Danıştay kararlarında, çevre, tarihi ve kültürel değerlerin
korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını ilgilendiren konularda dava açma ehliyeti
geniş yorumlanarak, özellikle yörede ikamet eden vatandaşların da dava açma ehliyetlerinin
bulunduğunun kabul edildiği görülmekte ise de, çevreyi geliştirmeyi, çevre sağlığını
korumayı, çevre kirliliğini önlemeyi Devlete bir ödev olarak veren, ayrıca herkesin sağlıklı ve
dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu belirten Anayasa'nın 56. maddesine
dayanılarak, yaşadığı çevre ile ilgili işlemler nedeniyle, Anayasal hakkı ihlal edilen kişilerce
açılan söz konusu davaların, bu dava için emsal oluşturmayacağı açıktır. Ayrıca, odalar gibi
kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, kendi görev alanlarını ilgilendiren, bu
bağlamda çevre, imar planı gibi konularda dava açma ehliyetine sahip olmaları, kuruluş
kanunlarında yer alan ve görev alanları ile ilgili konularda dava açmalarına olanak veren
düzenlemelere dayanmakta olup, Barolar ile ilgili mevzuatta benzer bir düzenleme
bulunmadığından, söz konusu meslek kuruluşları tarafından açılan davaların da, bu davaya
örnek teşkil etmesi hukuken olanaklı görülmemiştir.
Sonuç olarak Balıkesir Barosu Başkanlığı'nın, Gebze - Orhangazi - İzmir Otoyolu
(İzmit Körfez Geçişi ve Bağlantı Yolları Dahil) projesi için Çevresel Etki Değerlendirmesi
Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına gerek bulunmadığına ilişkin işlem ile bu işlemin
dayanağı olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin, söz konusu yönetmelik
hükümlerinden muafiyeti düzenleyen geçici 3. maddesinde değişiklik getiren Yönetmelik
hükmünün iptalini istemekte, baroların yukarıda yer verilen kuruluş amaçları dikkate
alındığında, meşru, kişisel ve güncel bir menfaatinin etkilenmediği, dolayısıyla menfaat ilişkisinin bulunmadığı anlaşıldığından, davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna
varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3622 sayılı
Kanunla değişik 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b)
bendi uyarınca davanın ehliyet yönünden reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde
bırakılmasına, artan posta avansının istemi halinde davacıya iadesine, kararın tebliği
tarihinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık
olmak üzere, 21.09.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.