Hakim'in tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Ancak; hakim sürenin kesin olduğuna karar verirse, tanıdığı sürede yapılacak işlerin ne olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek biçimde açıklamalı, kesin süreye uymamanın sonuçları anlatılmalı
T.C.
Yargıtay                             www.neohukuk.net

Hukuk Dairesi 18


Tarih 11.12.2001
Esas No 2001/11434
Karar No 2001/11449

KAMULAŞTIRMA BEDELİNİN ARTIRILMASI - KESİN SÜRE

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) (1086): MADDE 163

Özet
Hakim'in tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Ancak; hakim sürenin kesin olduğuna karar verirse, tanıdığı sürede yapılacak işlerin ne olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek biçimde açıklamalı, kesin süreye uymamanın sonuçları anlatılmalı ve uyulmaması durumunda davanın reddedileceği açıkça belirtilerek ilgili taraf uyarılmalıdır.


İçerik
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Karar: Davacılar vekili, davacılara ait olup S... Uzun Sokak 11 ada 12 parselde tapuda kayıtlı taşınmazın davalı Bakanlık tarafından kamulaştırıldığını, takdir olunan değerin gerçek değeri yansıtmadığını açıklayarak, bu değerin 45.013.320.000 TL sına çıkarılmasını istemiş, davalı vekili de açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu, komisyonun takdir ettiği bedelin yerinde olduğunu savunmuş, mahkeme, davacılar vekiline kesin süreye uyulmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, karar davacılar vekilince temyiz olunmuştur.

Kesin süre; davayı uzatmak ve sonucunu geciktirmek amacında olan tarafın, bu davranışını önlemek için getirilmiş olan bir tedbirdir. Hakim'in tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Ancak, Hakim kendisinin tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir (HUMK. madde 163). Eğer Hakim sürenin kesin olduğuna karar vermiş ise, tanıdığı süre içinde yapılması istenilen işlerin ne olduğunu, hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklaması ve kesin süreye uymamanın doğuracağı sonucu açık olarak anlatması, uyulmaması durumunda davanın reddedileceği yine açıkça bildirilmek suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerekir.

Somut olayda mahkeme, 26.6.2001 günü saat 10.30'dan itibaren mimar B., ayrıca bir inşaat mühendisi ve bir mülk bilirkişi eşliğinde keşif yapılmasına, keşif avansı olarak mühendis bilirkişiler için ellişer milyon, fen bilirkişi için onbeşmilyon, mülk bilirkişi için onmilyon olmak üzere, mahkeme heyeti yolluğunun da yatırılması için 11.6.2001 günü saat 17.00'ye kadar davacı tarafa kesin süre verilmesine (kesin sürenin sonuçları ihtar edildi) şeklinde karar vermiş, duruşmayı 5,7.2001 gününe ertelemiş, böylece sürenin kesin olduğunu da belirlemiştir.

Ancak, bu ara kararda belirlenen sürede işlemin yapılmaması halinde doğacak hukuki netice gösterilmemiş, davanın bu nedenle reddedileceği konusunda davacı uyarılmamış sadece (kesin sürenin sonuçları ihtar edildi) denmekle yetinilmiştir.

Mahkemenin bu nitelikteki ara kararının yukarıda anlatılan özellikleri taşımadığı ve bu nedenle de HUMK.nun 163. maddesinde öngörülen kesin süre sonuçlarını doğurmayacağı ortadadır.

Ayrıca davacılar vekili, istenen masrafları keşif gününden önce 22.6.2001 günü yatırmış olmasına rağmen tayin olunan günde keşif yapılmamış, bu masraflar belirlenen kesin süre içinde yatırılmadığı için keşfe gidilemediğine dair bir zabıt tanzim olunmuştur.

Keşif giderleri keşif gününden önce 22.6.2001 günü yatırıldığına göre 26.6.2001 günü yapılması kararlaştırılan keşfin yapılması imkansız hale gelmemiş, böylece kesin süreden beklenen amacın elde edilmesini önleyen bir sonuç ortaya çıkmamıştır. Bu durumda davacının kesin süreye uymayarak davayı uzatmak gibi bir amacının olmadığı da tartışılmayacak kadar açıktır.

O halde, kararlaştırılan keşif gününden önce masrafların yatırılmış olması da dikkate alınarak keşfin yapılıp sonucuna göre davanın esası hakkında bir hüküm kurulması gerekirken davacının HUMK.nun 163. maddesi uyarınca verilen kesin süreye uymadığından söz edilerek davanın reddedilmesi doğru değildir.

Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.12.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.