KESİN ÖNELE UYULMASI GEREĞİ - TEMLİK BEDELİ İLE GERÇEK DEĞER ARASINDAKİ AŞIRI ORANSIZLIĞIN TEK BAŞINA MUVAZAANIN KANITI OLMAMASI GEREĞİ - TARAFLAR GELMESELER BİLE KEŞFİN YAPILABİLMESİ GEREĞİ - KEŞİF AVANSI
T.C.
Yargıtay

Hukuk Dairesi 1                      www.neohukuk.net


Tarih 04.12.2000
Esas No 2000/14937
Karar No 2000/15203

KESİN ÖNELE UYULMASI GEREĞİ - TEMLİK BEDELİ İLE GERÇEK DEĞER ARASINDAKİ AŞIRI ORANSIZLIĞIN TEK BAŞINA MUVAZAANIN KANITI OLMAMASI GEREĞİ - TARAFLAR GELMESELER BİLE KEŞFİN YAPILABİLMESİ GEREĞİ - KEŞİF AVANSI

Borçlar Kanunu (BK) (818): MADDE 18
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) (1086): MADDE 363\MADDE 364\MADDE 163

Özet
ÖZET : Mahkeme, yapacağı işe ve gideceği yere göre gerekli gördüğü keşif vasıta ücretini tespit etmeli ve araç için ödenecek para miktarını da keşif avansı kapsamına almalıdır. O halde gerekli tüm giderleri belli etmeyen böyle bir ara kararına dayanılarak kesin süreye uyulmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesi doğru değildir.


İçerik
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davada, mahkemece verilen karar süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: Hükmüne uyulan bozma ilamında uyuşmazlığın niteliği vurgulanarak mahkemece izlenmesi gereken yol hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde işaret edilmiştir.

Mahkemece, kesin önele uyulup gereği yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bilindiği ve 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, temlik bedeli ile gerçek değer arasındaki aşırı oransızlık tek başına muvazaanın kanıtı olmayıp temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldığının temlikte satış değil, bağış amacının üstün tutulduğunun da kanıtlanması gerekir. Bu nedenle keşif yapılmasa dahi mevcut deliller değerlendirilerek bir karar verilebileceği kuşkusuzdur.

Öte yandan, HUMK'nun 364. maddesinde; "keşif, iki taraf usulen davet edildikten sonra vicahlarında ve davete icabet etmedikleri halde gıyaplarında mahkeme tarafından yapılır..." denilmiştir. Bu hükme göre, taraflar gelmeseler bile keşif yapılabilir. Tarafların yokluğunda keşfin yapılabilmesi, keşif giderlerinin noksansız yatırılması koşuluna bağlıdır. Giderlerin yatırılması için kesin süre verilirken, bu giderlerin açıkça neler olduğu gösterilmeli ve bir keşfin yapılabilmesi yönünden gerekli bütün giderler sayılıp açıklanmalıdır.

Somut olayda, çekişmeli taşınmazın temlik tarihindeki gerçek bedelinin saptanması amacıyla yapılacak keşif giderlerine değinen kesin önele ilişkin ara kararında hakim-katip gibi görevlilere ödenecek para ile keşif araç ücreti ve davetiye tebliğinin zorunlu kıldığı masraf eksiksiz olarak gösterilmemiş; bu suretle keşif giderini oluşturan kalemler ve tutarları ayrıntılı ve tam olarak belirtilmemiştir. Davacı hangi işler için ne miktar para yatırması gerektiği hakkında tam bir bilgiye sahip değildir.

Mahkeme, yapacağı işe ve gideceği yere göre gerekli gördüğü keşif vasıta ücretini tespit etmeli ve araç için ödenecek para miktarını da keşif avansı kapsamına almalıdır. O halde gerekli tüm giderleri belli etmeyen böyle bir ara kararına dayanılarak kesin süreye uyulmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesi doğru değildir.

Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 4.12.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.