VEKALET ÜCRETİ DİLEKÇE YAZIM ÜCRETİ
T.C.
CGK
Tarih:2011
Esas No:2011/3-167      www.neohukuk.net
Karar No:2011/194
 
Taksirle orman yangınına neden olma suçundan sanık ......6831 sayılı Yasanın 110/3, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, verilen cezanın TCY’nın 51. maddesi uyarınca ertelenmesine, “idare vekilinin duruşmaları takip etmediği, dosyaya dilekçe sunduğu anlaşıldığından 150 Lira dilekçe yazım ücretinin sanıktan alınarak katılan idareye verilmesine” ilişkin, Kale Asliye Ceza Mahkemesince verilen 04.03.2009 gün ve 71-21 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 05.05.2011 gün ve 13610-6106 sayı ile;
“Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, Ancak;
 Sözleşmeli kurum avukatı olan katılan orman idare vekilinin duruşmalara katılmadığı, görülmekle, katılan idare lehine dilekçe yazma ücretine hükmedilmesi,
 Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi bozulmasına, ancak; bu husus yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasından 11 numaralı bendin çıkarılarak düzeltilerek onanmasına” karar verilmiştir.  
Yargıtay C.Başsavcılığı ise 22.06.2011 gün ve 115951 sayı ile;
“Vekâlet ücretinin idarenin vekil tutmaya zorlanmasının karşılığı olduğu, müdahale dilekçesi hazırlayarak mahkemesine ibrazı, tebligatların kabul edilmesi ve hükmün temyiz edilmesi faaliyetlerinin maktu vekâlet ücreti tayini için yeterli olduğu, vekilin duruşmalara katılma mecburiyetinin olmadığı, müdahale dilekçesi veren vekilin duruşmalara katılmaması halinde dahi bu ücretin takdiri gerekip 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 10.05.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4667 sayılı Kanunun 81. maddesi ile değişik 168, 4667 sayılı Kanun ile değişik 164. maddeleri ve Ceza Genel Kurulunun 20.04.2004 gün MD-47 E sayılı kararları uyarınca hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği…” görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak Özel Dairenin düzelterek onama kararının kaldırılmasına ve "575  TL vekâlet ücretinin sanıktan tahsili ile katılan orman idaresine verilmesi şeklinde hükmün düzeltilerek onanmasına” karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanığın taksirle orman yangınına neden olma suçundan 6831 sayılı Yasanın 110/3, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, verilen cezanın TCY’nın 51. maddesi uyarınca ertelenmesine, “idare vekilinin duruşmaları takip etmediği, dosyaya dilekçe sunduğu anlaşıldığından 150 Lira dilekçe yazım ücretinin sanıktan alınarak katılan idareye verilmesine” hükmolunmuş, sanığın temyizi üzerine dosyayı inceleyen Özel Dairece “sözleşmeli kurum avukatı olan katılan orman idare vekilinin duruşmalara katılmadığı” gerekçesiyle hükümden dilekçe yazım ücretine hükmedilmesine ilişkin bölümün çıkartılmak suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Yargıtay C.Başsavcılığı ise, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca katılan lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurmuştur. Görüldüğü gibi Yargıtay C.Başsavcılığı ile Özel Daire arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; vekili duruşmalara iştirak etmeyen katılan orman idaresi lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekâlet ücreti ya da dilekçe yazım ücretine hükmedilmesinin gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya içeriğinden;
Sanık hakkında düzenlenen iddianamenin yerel mahkemece kabulü üzerine 15.07.2008 tarihinde düzenlenen duruşmaya hazırlık tutanağı ile verilen ara kararı uyarınca 17.09.2008 günü yapılacak ilk duruşmanın 21.07.2008 tarihinde orman idaresine tebliğ edildiği,
17.09.2008 tarihli oturuma orman idaresinin veya vekilinin katılmadığı,
Katılan orman idaresi vekili Av. F.B' nin 12.11.2008 günü yapılacak duruşma için yerel mahkemeye başka bir yerde duruşması olduğundan mazeret dilekçesi fakslayarak, oturumun saat 13.30' a bırakılmasını talep ettiği, yerel mahkemece belirlenen gün ve saatte duruşmanın yapılarak sanığın savunmasının alındığı ve 4 nolu ara karar ile; “müşteki vekilinin yarım gün mazeret talebinin tam gün kabul edilerek duruşma gün ve saatinin kendisine kalemce bildirilmesine” karar verildiği,
Katılan vekilinin 17.11.2008 havale tarihli dilekçe ile davaya katılma isteminde bulunduğu, yerel mahkemece bu dilekçe üzerine 17.12.2008 günlü Av. F.B'nin hazır olmadığı oturumda orman idaresinin katılma isteminin kabulüne ve Av. F.B'nin duruşmalara katılan vekili olarak kabulüne karar verildiği,
Katılan vekilinin yargılama boyunca yapılan oturumlara ve keşfe katılmadığı, yokluğunda verilen kararın 30.03.2009 tarihinde katılan vekiline tebliğ edildiği ancak hükmü temyiz etmediği anlaşılmaktadır.
Avukatlık sözleşmesinden kaynaklanan avukatlık ücreti ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre karşı tarafa yüklenen avukatlık ücreti olarak ikiye ayrılan avukatlık ücreti, 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 164. maddenin 1. fıkrasında; “avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade eder” şeklinde tanımlanmıştır. Hukuki yardımın ne şekilde yerine getirileceği maddede açıklanmamış ve tarafların aralarındaki yapacakları anlaşmaya bırakılmıştır.
Avukatlık Yasasının 168. maddesi uyarınca hazırlanıp 19.12.2008 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve yerel mahkemenin karar tarihinde geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “Ceza davalarında ücret” başlıklı 13/1. maddesindeki; “Kamu davasına katılma üzerine, mahkûmiyete karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir” şeklindeki hükmüne göre, sanığın mahkûm olması halinde, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ikinci kısım ikinci bölümüne göre vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmelidir. Katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmesi için ceza davasının mahkumiyetle sonuçlanması ve katılanın kendisini hukuki yardımından yararlandığı bir vekille temsil ettirmesi yeterli olup, ayrıca vekilin duruşmaları takip etmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Zira tarifeye göre hükmedilmesi gereken vekalet ücreti, katılana vekili tarafından sunulan hukuksal yardımın şekli ve kalitesiyle ilintili olmayıp, katılanın kendisini vekil ile temsil ettirmesinin bir sonucudur. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 14.06.2005 gün ve 66-65 sayılı kararı da aynı doğrultudadır.
Öte yandan, 5271 sayılı CYY’nın “Yargılama Giderleri” başlıklı 324/1. maddesindeki; “Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir” şeklindeki hüküm uyarınca avukatlık ücreti yargılama giderlerindendir. Bu nedenle, isteme bağlı olmaksızın diğer yargılama giderleri gibi avukatlık ücretine de kendiliğinden hükmedilmesi gerekir. Ancak bu durum, Ceza Genel Kurulunun 07.06.1971 gün ve 497-209, 07.02.1972 gün ve 447-72, 24.02.1975 gün ve 37-32, 14.06.2005 gün ve 66-65, 07.02.2006 gün ve 172-10 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere, vekâlet ücretinin kişisel hak olma niteliğini değiştirmez. Nitekim aynı maddenin 4. fıkrasındaki; “Devlete ait yargılama giderlerine ilişkin kararlar, Harçlar Kanunu hükümlerine göre; kişisel haklara ilişkin kararlar, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine göre yerine getirilir” biçimindeki düzenlemesinde de belirtildiği üzere, hükümde belirtilen ve kamuyu ilgilendiren yargılama giderlerinin tahsili Harçlar Yasası, kişisel hakka ilişkin bulunan avukatlık ücretinin tahsili ise İcra ve İflâs Yasası hükümlerine göre yapılmaktadır.
Kişisel hakka ilişkin yasaya aykırılıkların Yargıtay tarafından bozma konusu yapılabilmesi için, hükmün karşı hak sahibi tarafından temyiz edilmiş olması gerekir. Bu yönü itibariyle, kişisel hakka ilişkin olan vekâlet ücretine katılanın aleyhine olacak şekilde noksan hükmedilmesi ve hükmün sadece sanık tarafından temyiz edilmesi halinde, aleyhe bozma yasağı nedeniyle bu hususun bozma konusu yapılamayacağı da uygulamada yerleşmiş hususlardandır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Katılan orman idaresi, taksirle orman yangınına neden olma suçundan sanığın mahkûmi¬yetiyle sonuçlanan ceza davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi zorunlu olup, yerel mahkemece katılan vekilinin duruşmaları takip etmediği gerekçesiyle vekâlet ücreti yerine dilekçe yazım ücretine hükmedilmesinde ve yine aynı gerekçe ile Özel Daire tarafından dilekçe yazım ücretinin de hükümden çıkartılmasına karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.
Ancak, yerel mahkemece vekalet ücreti yerine dilekçe yazım ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı ise de, bu hususun Yargıtay tarafından bozma konusu yapılabilmesi için, hükmün karşı hak sahibi tarafından temyiz edilmiş olması gerekir.  Somut olayda, katılan lehine 150 Lira dilekçe yazım ücretine hükmedilmesine ilişkin yerel mahkeme kararı yalnız sanık tarafından temyiz edildiğinden aleyhe bozma yasağı nedeniyle, Yargıtay C.Başsavcılığının itirazında talepte bulunulduğu gibi, Özel Dairenin düzelterek onanma kararının kaldırılarak "575  TL vekâlet ücretinin sanıktan tahsili ile katılan orman idaresine verilmesi şeklinde yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanmasına” karar verilmesi olanağı bulunmamakta ve eleştiri ile yetinilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile kabulüne, yerel mahkeme hükmünden dilekçe yazım ücretinin çıkartılmasına ilişkin Özel Daire düzelterek onama kararının kaldırılmasına, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan yerel mahkeme hükmünün, katılan lehine hüküm tarihinde geçerli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı 575 Lira vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 150 Lira dilekçe yazım ücretine hükmedilmesi hususunun aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle eleştirilmesi suretiyle onanmasına karar verilmelidir.
SONUÇ  :
Açıklanan nedenlerle,
1- Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile KABULÜNE,
2- Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 05.05.2011 gün ve 13610-6106 sayılı düzelterek onama kararının KALDIRILMASINA,
3- Eleştirilen husus dışında usul ve yasaya uygun bulunan Kale Asliye Ceza Mahkemesinin .... gün ve ..... sayılı hükmünün ONANMASINA,
4- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.09.2011 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.