AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİNDE BELİRLENEN ÜCRETE AYRICA KATMA DEĞER VERGİSİ EKLENMEZ
YARGITAY
4. Hukuk Dairesi 2004/6312 E.N , 2004/7223 K.N.
           www.neohukuk.net

Özet
1- KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI HUKUKSAL NEDENİNE DAYALI TAZMİNAT DAVALARI; DAVALININ VEYA DAVACININ İKAMETGAHI MAHKEMELERİNDE AÇILABİLECEĞİ GİBİ, HAKSIZ EYLEMİN MEYDANA GELDİĞİ YER MAHKEMESİNDE DE AÇILABİLİR.

2- AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİNDE BELİRLENEN ÜCRETE AYRICA KATMA DEĞER VERGİSİ EKLENMEZ.

3- YARGILAMA GİDERLERİ, ALEYHİNE HÜKÜM VERİLEN TARAFA YÜKLETİLİR VE VEKALET ÜCRETİ DE YARGILAMA GİDERLERİNDENDİR. BU NEDENLE DAVADA TARAF SIFATI BULUNMAYAN VEKİL YARARINA VEKALET ÜCRETİNE HÜKMEDİLEMEZ.


İçtihat Metni

(YİBK., 29.5.1957 tarih ve 4/16 s.)

Davacı Burak vekili tarafından, davalı Ebru aleyhine 4.6.2003 gününde verilen dilekçe ile yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan zararın tazmininin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; mahkemenin yetkisizliğine dair verilen 18.11.2003 günlü kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne ve yetkisizliğe dair işlerde duruşma yapılamayacağından bu konudaki isteğin reddine karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

1- Dava haksız eylem nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davacı davalı tarafından yapılan ve yurt çapında dağıtılan H....... Gazetesinde yayınlanan açıklamalarda kişilik haklarına saldırıda bulunulduğundan manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı yetki itirazında bulunmuş ve Beyoğlu Asliye Hukuk Mahkemesinin davacının veya davalının ikametgahı Mahkemesi olmayıp davanın yetkisiz mahkemede açılmış olması nedeniyle reddini savunmuş yerel mahkemece Türk Medeni Kanunu 25/son maddesi gereğince davacı kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabileceğinden, Beyoğlu Mahkemeleri yerleşim yeri mahkemesi olmadığından dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddine karar vermiştir.

Haksız eylem sonucu, kişilik haklarına ilişkin davalarda davacı genel hükümlere göre davasını davalı ikametgahında açabileceği gibi, Türk Medeni Kanununun 25/son maddesi gereğince kendi ikametgahında veya HUMK.nun 21. maddesi uyarınca haksız eylemin meydana geldiği yer mahkemesinde de açabilir. Diğer bir ifade ile, bu konudaki seçimlik hak davacıya aittir. Davacı, tüm ülkede ve yurt dışında dağıtımı yapılan gazetedeki yayında kişilik haklarının saldırıya uğradığı nedeni ile manevi tazminat istemiştir. H. Gazetesi ile dağıtımı yapılan gazetedeki açıklamalarına dayanmaktadır. Davanın açıldığı yer olan, Beyoğlu Mahkemesi, davacı ve davalının ikametgahı mahkemesi olmamakla beraber yayının dağıtımının yapıldığı diğer bir anlatımla haksız eylemin sonucunun meydana geldiği yer mahkemesidir. HUMK.nun 21. maddesindeki düzenleme de, bu tür bir davanın haksız eylemin meydana geldiği yerde de açılacağını öngörmektedir. Şu durumda davacı, daha özel bir nitelik taşıyan HUMY.nun 21. maddesine göre, eylemin meydana geldiği yerde de dava açabilir. Bu nedenle yerel mahkemece anılan yasal düzenlemeler gözetilmeden dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

2- a) Mahkemece takdir edilen vekalet ücretine, katma değer vergisi eklenerek hüküm kurulmuştur. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21. maddesinde; "bu tarifede yer alan ücretlere 3065 sayılı Yasa hükümleri gereği katma değer vergisi ayrıca ilave edilir", denilmekte ise de, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Yasası'nın 20/4. maddesinde, "belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işler ile biletle tahsil edilen hallerde tarife ve bilet bedeli, katma değer vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi müşteriye ayrıca intikal ettirilmez." hükmü ile Anayasa'nın 73. maddesinde belirtilen "vergi, resim, harç ve benzeri yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır." şeklindeki yasa maddelerinin bu düzenleniş biçimine karşın, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21. maddesindeki düzenleme biçiminin yer almış bulunması, normlar arasında aykırılık yaratmıştır. Bu gibi durumlarda ve Yargılama Hukuku bakımından öncelikle gözönünde tutulacak hüküm, Anayasa kuralıdır. Yukarıda yazılı olan Anayasa kuralına dayanılarak çıkarılan 3065 sayılı Yasanın 20/4. maddesinde, yukarıda açıklandığı üzere, bu nitelikteki tarifelerde öngörülen miktarın içinde Katma Değer Vergisi'nin de bulunduğu, diğer ifade ile Katma Değer Vergisi'nin, tarifede belirlenen miktar içinde yer aldığı belirtilmiştir. Şu durumda, yasa hükmü gözetildiğinde, tarifedeki ücrete ayrıca Katma Değer Vergisi'nin eklenmemesi gerektiği kabul edilmek gerekir.

Mahkemenin yukarıda yazılı olan bu yasal düzenlemeleri gözetmeden, tarifede belirlenen ücrete ayrıca Katma Değer Vergisi eklenmesi biçiminde vardığı sonuç bozmayı gerektirmiştir.

b) Yargılama ve hüküm, ancak davanın tarafları hakkında verilebilir. Yargılama giderleri de hükmün sonuçlarına göre yanların sorumlulukları ile ilgili bulunduğundan, hüküm ile birlikte karara bağlanması gerekir. (29.5.1957 tarih ve 4/16 sayılı İBK.). Bu bağlamda, yargılama giderleri, aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir ve vekalet ücreti de yargılama giderlerindendir. (HUMK. m. 417/1, m. 423/b.6).

Diğer yandan, 4667 sayılı Yasanın 77. maddesi ile değiştirilen 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın 164/son maddesindeki düzenlemede; dava sonunda, karar ile tarifeye dayalı olarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olacağı belirtildiği gibi; bu hükme koşut bir düzenleme de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde "yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek vekalet ücreti" biçiminde yer almıştır.

Yukarıda açıklandığı üzere gerek Avukatlık Yasası ve gerekse de yasaya dayalı olarak hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde yer alan düzenlemeler; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun, davanın taraflarına ve hükmün kimlere yönelik olarak kurulacağına ilişkin hükümlerini kaldırıcı veya değiştirici nitelikte değildir. Aksine, hükmün ve ayrıntısı niteliğindeki yargılama giderlerinin ve bu bağlamda vekalet ücretinin davanın tarafları hakkında kurulması gerekir. Avukatlık Yasası'ndaki, "vekalet ücreti avukata aittir" biçimindeki düzenleme hükmü kuran mahkemeye değil, vekil ile vekil edene yönelik bir kuraldır. Bu yorum ve varılan sonuç aynı maddedeki "bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez" biçimindeki düzenleme ile de doğrulanmaktadır. Açıklanan nedenlerle, taraf sıfatı bulunmayan vekil yararına vekalet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç : Temyiz olunan kararın, yukarıda (1 ve 2/a-b) nolu maddelerinde açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA) ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 15.4.2004 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekili müvekkilinin iş adamı olup İstanbul 3 nolu DGM ve BAV davasında yargılanmakta olduğunu, davalı Ebru'nun da müdahil olduğunu, asılsız itham ve isnadlarda bulunduğunun bu iddia ve isnadların 18.6.2002 tarihli H. Gazetesinde yayınlandığını ileri sürmüştür.

Davalı vekili öncelikle yetki itirazında bulunmuş, davanın ne davacının ne de kendisinin ikametgahı mahkemesinde açılmadığını ileri sürmüştür.

Mahkemece davalının yetki itirazı yerinde görülerek dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, talep halinde dosyanın Şişli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Davacının temyizi üzerine karar Daire çoğunluğu tarafından bozulmuş ise de bozma kararına katılamıyoruz.

Şöyle ki;

İddia edilen eylem tüm yurtta dağıtımı yapılan bir gazetede yayınlandığı için kural olarak dava yayının izlenebildiği her yerde açılabilir. Ancak bu hak sınırsız olmadığı gibi dava açılan yerin davacı ve davalı ile ilgili olmaması hali "hakkın kötüye kullanılması"dır ve yasa böyle bir davranışı himaye etmez. Aksi bir uygulama keyfiliği doğurur. Şu durumda davanın yetki yönünden reddi yerinde olduğundan bozma kararının bir nolu bendine katılamıyoruz. 3.6.2004