SİGORTA BROKERİNİN ESAS İŞİ SİGORTA SÖZLEŞMELERİNİN AKDİNDEN ÖNCEKİ HAZIRLIK ÇALIŞMALARINI YÜRÜTMEKTİR
T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2008/12729
KARAR NO: 2010/4484       www.neohukuk.net
TARİH: 26.04.2010
 

 

SİGORTA BROKERİNİN ESAS İŞİ SİGORTA SÖZLEŞMELERİNİN AKDİNDEN ÖNCEKİ HAZIRLIK ÇALIŞMALARINI YÜRÜTMEKTİR

SİGORTA BROKERLİĞİ İLE TİCARİ İŞLER TELLALLIĞININ NİTELİKLERİ FARKLIDIR

SİGORTA BROKERLİĞİNE TELLALLIK HÜKÜMLERİ UYGULANMASI DOĞRU DEĞİLDİR

SİGORTA BROKERİ TACİRDİR

TTK'NUN 22. MADDESİNE GÖRE TACİR OLAN VEYA OLMAYAN BİR KİMSEYE, TİCARİ İŞLETMESİYLE İLGİLİ BİR İŞ VEYA HİZMET GÖRMÜŞ OLAN TACİR, MÜNASİP BİR ÜCRET İSTEYEBİLİR

ARALARINDA ÜCRET KARARLAŞTIRILMASA BİLE TACİR, TİCARİ İŞLETMESİYLE İLGİLİ VERDİĞİ BİR HİZMET KARŞILIĞINDA UYGUN BİR ÜCRET TALEP ETME HAKKINA SAHİPTİR

SİGORTA SÖZLEŞMESİNİN KURULMASI GEREKMEZ

5684 SAYILI KANUN

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.03.2008 tarih ve 2006/504-2008/116 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlatılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 22.07.2005 tarihli yazı ile belirtilen şartlarda kurulan brokerlik sözleşmesine göre, davalının sigorta poliçeleri üzerinde yapılacak çalışma sonucu sağlanacak tasarrufun %20'sinin danışmanlık ücreti olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilince yapılan hizmet bedelinin düzenlenen faturayla davalıdan talep edildiğini, davalının aralarında sözleşme bulunmadığından bahisle ödemeden kaçındığını ileri sürerek, 5.616,08 TL’nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında bağlayıcı sözleşme bulunmadığını, taraflar arasında bir kereye mahsus sözleşme kurulduğunu, ayrıca ileride muhtemel sigorta poliçelerinin temditlerinde davacıdan fiyat istenebileceğinin bildirildiğini, yapılan hizmetin bedelinin davacıya ödendiğini, bunun dışında davacının alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, bilirkişi raporu ve mübrez belgelere göre, taraflar arasında ticari işler tellallığı niteliğinde brokerlik sözleşmesinin kurulduğu, davacının prim alacağının doğması için davalının, davacının aracılığı ile düşük primle sözleşme yapma avantajının sağlaması gerektiği, davacının temin ettiği firma ile sigorta sözleşmesi kurulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karan, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, brokerlik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.

Sigorta ve reasürans aracıları arasında sayılan sigorta brokeri 5684 sayılı Kanunun 2/1-d maddesinde "Sigorta veya reasürans sözleşmesi yaptırmak isteyenleri temsil ederek, bu sözleşmelerin yaptırılacağı şirketlerin seçiminde tamamen tarafsız ve bağımsız davranarak ve teminat almak isteyen kimilerin hak ve menfaatlerini gözeterek sözleşmelerin akdinden önceki hazırlık çalışmalarını yürütmeyi ve gerektiğinde sözleşmelerin uygulanmasında ve tazminatın tahsilinde yardımcı olmayı meslek edinen kişi" olarak tanımlanmıştır. Sigorta ve Reasürans Brokerleri Yönetmeliğinin 3/b maddesinde ise, broker anılan yasada tanımlanan gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmıştır.

Dava konusu olayda mahkemece, taraflar arasında davalı yanın talimatıyla Banka Özel Sigortası (Bankers Blanket Bond) için fiyat değerlendirilmesi için davacı tarafından fiyat çalışması yapılarak, davalıya sunulması nedeniyle brokerlik sözleşmesinin kurulduğu, ancak davacının hazırladığı teklifle ve bulduğu sigorta şirketiyle sigorta sözleşmesi kurulmaması nedeniyle davacı yanın ücrete hak kazanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında brokerlik sözleşmesinin kurulduğu mahkemenin kabulünde olup, uyuşmazlık, bulduğu teklifle ve sigorta şirketiyle sigorta akdinin yapılmaması halinde brokerin ücrete hak kazanıp kazanmayacağı noktasında toplanmaktadır.

Sigorta ve Reasürans Brokerliği Yönetmeliğinin 17. maddesine göre, broker, brokerlik dışında başka bir ticari faaliyetle uğraşamaz. Belirtilen yasal olgular karsısında, broker, münhasıran brokerlik işleriyle uğrasan tacir sıfatını haiz kişidir. TTK'nun 22. maddesine göre, tacir olan veya olmayan bir kimseye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, münasip bir ücret isteyebilir. Hatta, aralarında ücret karalaştırılmasa bile tacir, ticari işletmesiyle ilgili verdiği bir hizmet karşılığında uygun bir ücret talep etme hakkına sahiptir.

Bu itibarla, mahkemece yukarıda belirtilen hükümler çerçevesinde uyuşmazlık değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi yerine yanılgılı değerlendirme ile taraflar arasındaki brokerlik sözleşmesine tellallıkla ilgili hükümlerin uygulanarak eksik inceleme ve yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.