Taraflar arasındaki "İş Kolunun Tespiti" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kahramanmaraş İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 07.07.2010 gün ve 2009/832 E.-2010/578 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili ve davalılardan T..-K…. İ

YARGITAY

Hukuk Genel Kurulu 2011/9-347 E.N , 2011/311 K.N.   www.neohukuk.net

İlgili Kavramlar

İŞ KOLUNUN TESPİTİ

İçtihat Metni

Taraflar arasındaki "İş Kolunun Tespiti" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kahramanmaraş İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 07.07.2010 gün ve 2009/832 E.-2010/578 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili ve davalılardan T..-K…. İ. S….. vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 02.11.2010 gün ve 2010/37415-31409 sayılı ilamı ile;

"…Davacı K…. İ…. S…….  vekili dava dilekçesinde ;  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 31/08/2009 tarihli ve 2009/45 K. sayılı 04.09.2009 tarihli ve 27339 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Kahramanmaraş Valiliği İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği'nde yapılan işlerin niteliği itibariyle  İşkolları Tüzüğü'nün 15 sıra numaralı "İnşaat" işkoluna girdiğine ilişkin tespit kararının iptali ile anılan işyerindeki işlerin  17 sıra nolu  "Ticaret, Büro, Eğitim ve Güzel Sanatlar işkoluna" girdiğine karar verilmesini,  mümkün olmaması  halinde  davalı  idareye  bağlı, Sağlık  Eğitim  Soyal Hizmetler  Daire  Başkanlığı,  Hukuk  Müşavirliği, İdari  ve  Mali İşler Daire  Başkanlığı,  İnsan Kaynakları Müd., Muhasebe Müd, Encümen Müd.  Destek Hizmetleri Müd. Vb. mevcut ve ileride   faliyet  konuları ile ilgili  kurulacak işyerlerinin 17 sıra nolu "Ticaret, Büro, Eğitim ve Güzel Sanatlar İşkoluna" girdiğinin tespitine  karar  verilmesini  istemiştir.

Davacı T..- K....-İ . S.....Genel Başkanlığı vekili dava dilekçesinde ;   Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın, 31/08/2009 tarihli ve 2009/45 K. sayılı 04.09.2009 tarihli ve 27339 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Kahramanmaraş Valiliği İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği'ne bağlı yapılan işlerin niteliği itibariyle  İşkolları Tüzüğü'nün 15 sıra numaralı "İnşaat" işkoluna girdiğine ilişkin tespit kararının iptali ile anılan işyerindeki işlerin  17 sıra nolu  "Ticaret, Büro, Eğitim ve Güzel Sanatlar işkoluna" girdiğine karar verilmesini istemiştir.    

Davalı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı vekili  cevap dilekçesinde   İl Özel İdaresi Kanunun 2005 yılında değiştirilerek il özel idaresinin amaç ve görevlerinin değiştirildiğini ve bu çerçevede işyerinin "İş Kolları Tüzüğü"nün 15 sıra numaralı "İnşaat" işkoluna girdiği savunarak davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.

Davalı Kahramanmaraş İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği vekili cevap dilekçesinde   Müvekkiline  bağlı işyerinin  İş Kolları Tüzüğü'nün 15 sıra numaralı "İnşaat" işkoluna girdiği savunarak davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.

Davalı Türkiye Yol İş sendikası vekili cevap dilekçesinde, İl Özel İdaresi Kanununun 2005 yılında değiştirilerek il özel idaresinin görevlerinin değiştirildiğini ve bu çerçevede işyerinde ağırlıklı olarak inşaat işlerinin yapıldığını, söz konusu işyerinin İş Kolları Tüzüğü'nün 15 sıra numaralı "İnşaat" işkoluna girdiğini savunarak davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece,  Kahramanmaraş  İl Özel İdaresi işyerindeki ağırlıklı faaliyetin inşaat iş kolundaki faaliyetler olduğu  gerekçesi  ile  davanın  reddine   karar  verilmiştir.

Karar davacı sendika vekili ile davalı T…- K…. İ. S…..  vekili tarafından    temyiz edilmiştir.  

K… -İ. S……  vekili tarafından ise;  İl Özel İdarelerinin 15 sıra numaralı "İnşaat" işkoluna girdiği şeklindeki tespitin hatalı olduğu, İl Özel İdaresinin bağlı birimleri ve buralarda yapılan işlere göre tespit kararı  verilmesi  gerektiği  gerekçesi  ile temyiz edilmiştir.  

Uyuşmazlık, 2821 sayılı Sendikalar Kanunun 4 ve 60. maddeleri uyarınca işkolu tespitine itiraza ilişkindir.

Türk toplu iş hukukundaki normatif düzenlemelerde iş kolu kavramı önemli bir yer tutmaktadır. 2821 sayılı Sendikalar Kanununa göre, öncelikle işci ve işveren sendikaları işkolu esasına göre kurulmaktadır  (m.3). İşkolunun belirlenmesi konusunda özel bir norm düzenlenmiştir (m.4). Anılan maddeye göre işkolu tespiti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yapılacaktır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yapılan tespit ile ilgili kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına müteakip bu tespite karşı ilgililer  iş davalarına bakmakla görevli mahalli mahkemede onbeş gün içinde dava açabileceği belirtilmiştir. Belirtilen süre hak düşürücüdür.

İşçi ve işveren sendikalarının kurulabilecekleri işkolları Sendikalar Kanununun 60.maddede gösterilmiştir. Anılan maddede, bir işyerinde yürütülen asıl işe yardımcı işler de, asıl işin dahil olduğu işkolundan sayılacağı ifade edilmiştir. Yine aynı maddede; bir işkoluna giren işlerin neler olacağı, işçi ve işveren konfedarosyanlarının görüşü de alınarak  ve uluslararası normlarda göz önünde bulundurularak bir tüzükle düzenleneceği belirtilmiştir.

Söz konusu tüzükte işkollarına giren işler, tüzüğe ekli listede belirtilmiştir. Bir işyerinde yürütülen asıl işe   yardımcı işlerde, asıl işin dahil olduğu işkolundan sayılacağı vurgulanmıştır. (Tüz m.3)

2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu( Toplu GLK)'nun üçüncü maddesinde " bir toplu iş sözleşmesi aynı işkolunda bir veya birden çok işyerini kapsayabilir" tümcesi ile esas olarak işyeri toplu iş sözleşmesini esas almıştır.

Anılan maddenin ikinci fıkrasına göre, bir gerçek ve tüzel kişiye veya bir kamu kurumu ve kuruluşlarına ait aynı iş kolunda birden çok işyerine sahip bir işletmede ancak bir toplu iş sözleşmesi yapılabilir. Bu kanun anlamında yapılan sözleşme tipine işletme toplu iş sözleşmesi denir. Ancak, fıkrada ayrık bir düzenlemeye de  yer verilerek, kamu kurum ve kuruluşlar için tek bir işletme toplu iş sözleşme yapılabilmesine olanak tanınmıştır.

İşkolu kavramı sendikaların faaliyet alanlarını belirleyen temel bir öğedir. Birbirine benzer işler bir hukuki kalıp altında toplu iş hukukuna sunulmaktadır.

İş kolu tespitinde birim olarak işyerinin alınacağı normatif düzenlemelerin tartışmasız bir sonucudur. 4857 Sayılı Yasanın 2.maddesinin gerekçesinde iş yeri tanımı teknik bir amaca, diğer bir deyişle mal ve hizmet üretimine yönelik ve değişik unsurlardan meydana gelen bir birim olduğu belirtilmiştir. İşyerinin sınırlarının saptanmasında "işyerine bağlı yerler" ile "eklentiler" ve "araçların"  bir birim kapsamında oldukları belirtildikten sonra özellikle bir işyerinin mal ve hizmet üretimi  için ayrı bir alanı da kullanması halinde bunların tek işyerimi yoksa bir birinden bağımsız işyerleri mi sayılacağı konusunda "amacta  birlik",  aynı teknik amaca bağlı olarak üretimde bulunma, nitelik yönünden bağlılık ile "yönetimde birlik", aynı yönetim altında örgütlenmiş olma koşullarının aranacağı düzenlenmiştir. Öte yandan teknolojik ve ekonomik gelişmeler bir işyeri çerçevesinde mal ve hizmet üretimi, pazarlama ve müşterilere sunulması yönünden çok yönlü bir yapısal değişikliği gerektirmesi nedeniyle bir işyerinin  amacının gerçekleşmesinde işlerin görülmesi işyerinin kurulu bulunduğu "yerin" dışına taşmış, özellikle "işveren kurulan iş organizasyonu" içerisinde işyeri niteliğinde olmayan irtibat bürolarına veya yurt genelinde veya ilin  içinde işlerin yürütüldüğü örgütlenmeye kadar genişletmek gereksinimi duyulmuştur. Bu bağlamda 2.maddede "iş yeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür" hükmü getirilmiştir (Bu konuda ayrıntılı bilgi için Bkz.Esener, Turhan: İş Hukuku Bası 3 Ankara 1978 sh 83-84; Ekonomi, Münir: İş Hukuku, Ferdi İş Hukuku C 1, İstanbul 1987 sh 59; Çelik, Nuri: İş Hukuku Dersleri Bası 21, İstanbul 2008  sh 56-57; Narmanlıoğlu, Ünal: İş Hukuku  II Ferdi İş İlişkileri  Bası 3 İzmir 1998 sh 121; Süzek Sarper; İş Hukuku Bası 4 Ankara 2008 sh 173-178; Mollamahmutoğlu Hamdi İş Hukuku Bası 3 Ankara 2008 sh 191-201; tüm genişliği ve ayrıntılarıyla Yenisey/Doğan, Kübra: İş Hukukunda İşyeri ve İşletme, Yayınlanmış Doçentlik Tezi, İstanbul 2007 sh 23-37).   

İşyerinin özelliğini veren temel öğe teknik amaçtır. Mal ve hizmetin kazanç amacıyla yahut başka bir amaçla üretilmesi arasında bir fark bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla hizmet üretimi veya mal üretimi tek başına teknik bir amaç olabilir. Sonuç olarak işyeri teknik bir amacı gerçekleştiren temelde örgütsel bir birlikteliktir. İşyeri sürelikli bir organizasyon içerisinde örgütlenmeyi gerektirir. Organizasyon özünde maddi ve maddi olmayan öğelerin yanında emeğin varlığını da içinde barındırır.

Aynı işverene ait iki üretim birimi aynı teknik amacı elde etmek için örgütlenmişse yahut bu yerlerde aynı teknik amacın farklı üretim amaçları gerçekleşiyorsa amaçta birlik sağlanmıştır.

Farklı üretim birimlerinin tek bir işyeri sayılması için aynı arazi sınırları içinde bulunmaları gerekmemektedir. Fakat birimler arasındaki uzaklık işlerin tek elden yürütümünü engelleyecek boyutta olmamalı çünkü farklı birimler arasında amaçta birlik bulunsa dahi yönetimde birliğin sağlanmasının zorluğu tartışmasızdır.

Toplu İş Hukuku anlamında işyerinin işçilerin dayanışmadan kaynaklanan ortak menfatleri  oluşmasına olanak sağlayan ve faliyetlerini  sürdürebileceği bir sürekliliğe sahip ve işverenede  asıl işin girdiği iş kolunda sendikal muhatap yaratacak bir birim olması gerekmektedir. Alman ve Fransız Hukukunda işyerinin neresi olduğu ve sınırlarının belirlenmesi sosyal tarafların özerkliğine terk edilmiştir. Oysa hukukumuzda işyeri mutlak ve tartışmasız olarak kabul edilmektedir. İşyeri kavramı fonksiyonel bir kavramdır ( Doğan, Yenisey: sh 443,447).  İşletme ise genel olarak iktisadi bir amacın gerçekleşmesi için aynı işverene ait birden fazla işyerinin örgütlenmesi ile oluşmuş bir ünite olarak tanımlanmaktadır. İşyerini işletmeden ayıran temel ölçütlerden biri izlenen amaçtır. İşletme mutlaka ekonomik bir amaç gütmesi gerekmez. İşyeri işletmenin genel olarak bağımsız bir bölümü olarak düşünülmesi gerekir. Ticaret Hukukundaki işletmeden  farklı bir amaç gütmektedir. Çünkü ticari işletmelerde işçi çalıştırma zorunluluğu bulunmamaktadır.

İşyeri ve işletme ayırtımında organizasyon kavramıyla bir ayrıştırmaya gitmek de mümkün değildir. Çünkü işletmenin de işyerinin de bir organizasyon içerisinde örgütlenmesi mümkündür. Ancak işletmenin işyerine göre büyüklüğü aynı şekilde organizasyondaki büyüklüğünü gerektireceği kaçınılmazdır. Öte yandan işverenin ötesinde işletmenin profosyonel bir yönetim kadrosu oluşturacağı da gerçektir.

Temel sorun 4857 Sayılı Yasadaki işyeri kavramının genişliğinin Toplu İş Hukukuna yansımamasıdır. İşletme ve işyeri ayrımının bu bağlamda sorun çıkarması kaçınılmazdır.

Özetleyecek olursak işyerindeki faaliyet hangi teknik amacı taşıyorsa asıl iş odur. İşyeri organizasyonu içerisinde asıl işin gerçekleşmesini sağlayan diğer işler ise yardımcı işlerdir. Mal ve hizmetler için yatırım araçları ve işçi sayısı bu konuda ölçüt olabilir. Ancak bir işyerinde başka bir işverene ait ayrı bir işkolunda faaliyet var ise ayrı iş kolundan söz edilebilir. İşletme iş kolu tespiti için asıl iş ve yardımcı iş kavramına yer verilemez.

Tüzükteki 26 sıra numaralı "Milli Savunma" işkollu ve 28 sıra  numaralı "Genel İşler" işkollu' na  ilişkin  düzenlemeler  sebebi  ile Belediyeler  ve Milli Savunma  Bakanlığınca işletilen işyerleri,  yukarıda  belirlenen  kriterlere  tabi değildir.

Uluslararası Çalışma Teşkilatının (ILO) Sendika Özgürlüğüne ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin 87 Sayılı Sözleşmesi 2. Maddesinde "  Çalışanlar ve işverenler herhangi bir ayırım yapılmaksızın önceden izin almadan istedikleri kuruluşları kurmak ve yalnız bu kuruluşların tüzüklerine uymak koşulu ile bunlara üye olmak hakkına sahiptirler. "düzenlemesi ve "Örgütlenme Hakkının Korunması" başlıklı 11. Maddesinde  "Hakkında bu sözleşmenin yürürlükte bulunduğu Uluslararası Çalışma Örgütünün her üyesi, çalışanların ve işverenlerin örgütleme hakkını serbestçe kullanmalarını sağlamak amacıyla gerekli ve uygun bütün önlemleri almakla yükümlüdür." düzenlemesi yer almaktadır.

1982 Anayasası'nın, Sendika kurma hakkı başlığını taşıyan 51 inci maddesinin dördüncü fıkrası, "Aynı zamanda ve aynı işkolunda birden fazla sendikaya üye olunamaz." hükmü,  07/05/2010 kabul tarihli, 13/05/2010 tarih ve 27580 (mük.) sayılı R.G.de yayımlanan 5982 sayılı Kanunun (Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun)  5.maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. 5982 sayılı Kanunun 5. Madde  gerekçesinde  " …Bu düzenleme, Uluslararası Çalışma Teşkilatının (ILO) Sendika Özgürlüğüne ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin 87 Sayılı Sözleşmesine aykırı bulunmaktadır. Bu nedenle, söz konusu aykırılığın giderilmesi amacıyla 51 inci maddenin dördüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır." denmiştir.

Gerek Uluslararası Çalışma Teşkilatının (ILO) Sendika Özgürlüğüne ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin 87 Sayılı Sözleşmesi  doğrultusunda yapılan sendikal  çoğulculuğu  destekleyen    bu  gelişmeler, gerekse il özel idarelerinin yapısına   sürekli  yeni  işyerleri   katılmak sureti  ile  büyümesi  vegelişen  bu  süreçte ilerde   yapısına yeni işyerlerinin  katılabilecek  olması,  dikkate  alındığında; Kahramanmaraş İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği'nde yapılan işlerin niteliği itibariyle İşkolları Tüzüğü'nün 15 sıra numaralı "İnşaat" işkoluna girdiğine ilişkin tespit kararı  sendikal  çoğulculuğu   sınırlandıracak, sendikal özgürlüğü kısıtlayacaktır.  

Kahramanmaraş İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği işyerinin kapsamı  itibari işyeri  olarak  sınırlandırılması da  yukarıda  yapılan açıklamalar  uyarınca yerinde  olmayacağı gibi,  parçalı işkolu  tespiti  yapılması  ve  işletme   olarak  kabul edilmesi  yerinde  olacaktır .

Her ne  kadar dairemizin  2010/25648 ESAS, 2010/24131 KARAR sayılı 15.7.2010  tarihli  Kararında "…. İşyerindeki işçi  sayısı  ve çalıştığı  kısımlar  dikkate  alındığında  ağırlıklı olarak çalışanların   inşaat  işkoluna  giren faaliyetlerde bulunması,  İş organizasyonu içindeki   üretilen mal  hizmetlerin  ağırlığı ve üretim miktarında   inşaat  işlerinin ilerde  olması,  yatırım  araçları ile  makine  parkındaki makinelere yapılan  yatırım miktarında  inşaat işlerine ilişkin olanların çoğunluğa sahip olması    dikkate  alındığında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın Kayseri İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği'nde yapılan işlerin niteliği itibariyle   İşkolları Tüzüğü'nün  15 sıra numaralı "İnşaat" işkoluna girdiğine ilişkin tespit kararı yerinde  olup, bu nedenlerle doğru olan mahkeme kararının ONANMASINA…." şeklinde  karar  verilmiş  ise de; yukarıdaki  esaslar  doğrultusunda, tüm dairece yapılan  görüşmede  bu içtihattan  dönülmüştür.                 

Somut olayda dosya kapsamı hüküm  vermeye  yeterli bulunmadığından  yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda araştırma  ve  inceleme yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır..."

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN:Davacı(Birleşen Dosya Davalısı K…. İ.. S……. vekili ve

Davalı (Birleşen Dosya Davacısı)T..-K…. İ.. S……. vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, iş kolunun belirlenmesi istemine ilişkindir.

Bilindiği üzere; 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun " İşkolunun belirlenmesi" başlıklı 4.maddesinde "Bir işyerinin girdiği işkolunun tespiti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yapılır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tespit ile ilgili kararını Resmi Gazete'de yayımlar. Kararın yayımını müteakip bu tespite karşı ilgililer iş davalarına bakmakla görevli mahalli mahkemede onbeş gün içinde dava açabilirler. Mahkeme iki ay içinde kararını verir. Kararın temyiz edilmesi halinde Yargıtay uyuşmazlığı iki ay içinde kesin olarak karara bağlar." hükmü yer almaktadır.

Bu nedenledir ki, maddede geçen "Kararın temyiz edilmesi halinde Yargıtay uyuşmazlığı iki ay içinde kesin olarak karara bağlar." hükmü karşısında öncelikle; mahkemece daire bozmasına karşı direnilmesinin olanaklı olup olmadığı ön sorun olarak ele alınmıştır.

Anılan düzenlemede yer alan, iş kolunun tespitine ilişkin olarak açılacak bir davanın seri yargılama usulüne göre iş davalarına bakan mahkemece en geç iki ay içinde karara bağlanması düşüncesi, işin niteliği ve aciliyetinden kaynaklanmakta olup; yasa koyucu tarafından bu aciliyete uygun olarak getirilen açık düzenleme ile de temyiz incelemesini yapan Yargıtay Özel Dairesince iki ay içerisinde uyuşmazlığın kesin olarak karara bağlanacağı hükme bağlanmıştır.

Benzer nitelikteki düzenlemelere; 4857 sayılı İş Kanununun 20/3; 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununun 3, 12, 15 ve 60. maddelerinde de yer verilmiş; bu düzenlemelerde de yine iş hukukuna yön veren temel ilke ve düşüncelerden hareket edilmiştir.

Nitekim, Hukuk Genel Kurulu'nun 13.03.1985 gün 1984/9-834 E. ve 1985/201 K. sayılı kararında da, benzer bir  konu ele alınarak; 2822 sayılı Kanunun 15. maddesinde yer verilen "Yargıtay'ca ... kesin karara bağlanır." hükmü ile yasa koyucunun burada bozma kararına karşı direnme yolunu kapamayı amaçladığının vurgulandığına işaret edilmiştir.

Hal böyle olunca, Yargıtay Özel Daire kararının kesinliğinden maksadın, mahkemece bu karara karşı direnilemeyeceği, olduğunun kabulü gerekir.

Hukuk Genel Kurulu'nun 20.10.2004 gün ve 2004/9-510 E., 2004/557 K.; 08.12.2004 gün ve 2004/9-654 E.,2004/664 K.; 21.09.2005 gün ve 2005/9-474 E.,2005/510 K.; 23.11.2005 gün ve 2005/9-579 E.,2005/648 K.; 12.04.2006 gün ve 2006/9-211 E., 2006/195 K.; 18.10.2006 gün ve 2006/9-621 E.,2006/673 K.; 03.12.2008 gün ve 2008/9-716 E.,2008/726 K.; 27.01.2010 gün ve 2009/9-592 E., 2010/35 K.; 24.02.2010 gün ve 2010/9-33 E. 2010/105 K sayılı ilamlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.

Açıklanan  nedenlerle; kesin nitelikteki bozma kararına direnilmesine yasal olarak olanak bulunmadığı ve uyulması gerektiği halde, yerel mahkemece önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı belirtilen nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ: Davacı K…. İ. S….. vekili ve davalı T..-K…. İ.. S……. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile,direnme kararının yukarıda açıklanan  değişik nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 18.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.