SOSYAL SİGORTALAR KURUMU HASTANESİNDE, HASTANE DERNEĞİ TARAFINDAN ÇALIŞTIRILAN DAVACININ, HİZMET SIRASINDA HASTANE ASANSÖRÜNDE GEÇİRDİĞİ KAZA SONUCU YARALANMASI NEDENİYLE UĞRADIĞINI ÖNE SÜRDÜĞÜ ZARARIN TAZMİNİ İSTEMİYLE AÇTIĞI DAVANIN ADLİ YARGI YERİ

Danıştay 10. Daire 2001/3023 E.N , 2003/701 K.N. - 25/02/2003    www.neohukuk.net

KARAR METNİ

SOSYAL SİGORTALAR KURUMU HASTANESİNDE, HASTANE DERNEĞİ TARAFINDAN ÇALIŞTIRILAN DAVACININ, HİZMET SIRASINDA HASTANE ASANSÖRÜNDE GEÇİRDİĞİ KAZA SONUCU YARALANMASI NEDENİYLE UĞRADIĞINI ÖNE SÜRDÜĞÜ ZARARIN TAZMİNİ İSTEMİYLE AÇTIĞI DAVANIN ADLİ YARGI YERİNDE GÖRÜLMESİ GEREKTİĞİ HK.

Temyiz Eden (Davalı) : Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı

Vekili : Av. ?

Karşı Taraf (Davacı) : ?

Vekili : Av. ?

İstemin Özeti : Sosyal Sigortalar Kurumu ? Doğum Hastanesinde çalışan davacının, hastane asansöründe geçirdiği kaza nedeniyle uğradığını öne sürdüğü zararın tazmini istemiyle açtığı dava sonucunda, istemin kabulüne karar veren İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin 23.5.2001 tarih ve E:1998/238, K:2001/484 sayılı kararının temyizen incelenip, bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

D.Tetkik Hakimi : Hüseyin Özgün

Düşüncesi : Dosyanın incelenmesinden davacının hizmet akti ile bağlı işçi olarak çalışmaktayken kazada yaralandığı anlaşıldığından açılan davanın adli yargı yerinde görülmesi gerekmektedir.

Bu nedenle davanın görev yönünden reddi gerekirken, esasına girilerek verilen temyize konu kararın bozulması gerekmektedir.

Danıştay Savcısı : Mehmet Karaoğlu

Düşüncesi : Sosyal Sigortalar Kurumu ? Doğum Hastanesinde hastane derneğinde işçi olarak görev yapan davacının hastane asansöründe geçirmiş olduğu kaza nedeniyle uğradığı zararın tazmini istemiyle açılan davanın kabulü ve 2 milyar TL maddi, 5 milyar TL manevi tazminatın davalı idarece ödenmesine ilişkin olarak verilen idare mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Dosyanın incelenmesinden, dava konusu olayda davalı idarenin herhangi bir kusurunun bulunmadığı gibi olayda kusursuz sorumluluğu gerektirecek şartların da bulunmadığı; zararı doğuran olayın idarece bakıma alınan asansöre, uyarı levhasını dikkate almadan binen davacının hareket halindeki asansörden çıkmaya çalışması nedeniyle meydana geldiği, bu olayın davacının kusur ve dikkatsizliğinin etkisiyle oluştuğu anlaşılmaktadır.

Bu nedenle davalı idarenin tazminat ödemesini gerektirecek bir neden bulunmadığından, davacının tazminat isteminin kabulü yolundaki mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği düşünüldü:

Dava, Sosyal Sigortalar Kurumu ? Doğum Hastanesinde Hastane Derneği tarafından çalıştırılan davacının, hastane asansöründe geçirdiği kaza sonucu yaralanması nedeniyle uğradığını öne sürdüğü maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılmıştır.

İstanbul 5. İdare Mahkemesince, hizmetin kötü işlediği öne sürülerek açılan davada davacının statüsünün önem taşımadığı, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu belirtilerek görevlilik kararı verildikten sonra, esasa girilerek tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir.

Davalı idare, usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla anılan mahkeme kararının temyizen incelenip, bozulmasını istemektedir.

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2. maddesinde bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların bu kanuna göre sigortalı sayılacağı; 5. maddesinde, bu Kanunun uygulanmasında, 2. maddede belirtilen sigortalıların işlerini yaptıkları yerlerin "işyeri" olduğu; 11. maddesinde, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada veya işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla sigortalıyı hemen veya sonradan bedence ve ruhça arızaya uğratan olayın "iş kazası" sayılacağı, 134. maddesinde bu Kanun'un uygulanmasından doğan uyuşmazlıkların, yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görüleceği hükme bağlanmıştır.

1475 sayılı İş Kanunu'nun 1. maddesinde de bir hizmet akdine dayanarak herhangi bir işte ücret karşılığı çalışan kişiye işçi, işçi çalıştıran tüzel veya gerçek kişiye işveren, işin yapıldığı yere işyeri denileceği kuralına yer verilirken, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde ise, İş Kanunu'na göre işçi sayılan kimselerle işveren arasında iş akdinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulacağı belirtilmiştir.

Bu durum karşısında, yukarıda yer verilen yasal düzenleme ve davacının hukuki durumuna göre, davalı idare işyerinde hizmet akti ile çalıştırılan davacının, hizmet sırasında yaralanması nedeniyle uğradığını öne sürdüğü zararın tazmini istemiyle açtığı davanın adli yargı yerinde görülüp, çözümlenmesi gerektiğinden esasa girilerek verilen temyize konu mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin 23.5.2001 tarih ve E:1998/238, K:2001/484 sayılı kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan mahkemeye gönderilmesine 25.2.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.