1972-1981 TARİHLERİ ARASINDA YURT DIŞINDA ÇALIŞTIKTAN SONRA YURDA DÖNEN DAVACININ, YURT DIŞINDA GEÇEN HİZMET SÜRESİNİN 3201 SAYILI YASA'NIN, 4958 SAYILI YASA'NIN 56. MADDESİ İLE DEĞİŞİK 3. MADDESİ HÜKMÜ UYARINCA BORÇLANDIRILMASI GEREKTİĞİ HAKKINDA

Danıştay 11. Daire 2005/1792 E.N , 2007/7464 K.N. www.neohukuk.net

İlgili Kavramlar

YURTDIŞI BORÇLANDIRMASI

EMEKLİLİK VE EMEKLİ SANDIĞI İŞLERİ

Özet

1972-1981 TARİHLERİ ARASINDA YURT DIŞINDA ÇALIŞTIKTAN SONRA YURDA DÖNEN DAVACININ, YURT DIŞINDA GEÇEN HİZMET SÜRESİNİN 3201 SAYILI YASA'NIN, 4958 SAYILI YASA'NIN 56. MADDESİ İLE DEĞİŞİK 3. MADDESİ HÜKMÜ UYARINCA BORÇLANDIRILMASI GEREKTİĞİ HAKKINDA.

İçtihat Metni

1972-1981 tarihleri arasında yurt dışında çalıştıktan sonra yurda dönen davacı tarafından, yurt dışında geçen hizmet süresinin 3201 sayılı Yasanın 29.7.2003 tarihli 4958 sayılı Kanunun 56. maddesi ile değişik 3. maddesi hükmü uyarınca borçlandırılması için 1.9.2003 tarihinde yapılan başvurunun reddine dair işlemin iptali istemiyle açılan davada, 6.8.2003 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunun 56. maddesi ile 3201 sayılı Yasanın 3. maddesinin değiştirildiği, yeni yasal düzenlemede 2 yıl içinde başvuru yapılması koşuluna yer verilmemiş olması karşısında, davacının 1.9.2003 tarihli başvurusunun, başvuru tarihinde yürürlükte olan yeni yasal düzenlemeye göre değerlendirilerek borçlandırılması gerekirken, yeni yasal düzenlemede yer almayan koşullar neden gösterilerek aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle iptal eden Ankara 1. İdare Mahkemesinin 20.10.2004 gün ve E:2004/1738, K:2004/1278 sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi: Burakhan Melikoğlu

Düşüncesi: 3201 sayılı Kanunun yürürlüğünden önce yurda dönmüş olan davacının durumu ile ilgili özel Kanun hükmü olan Geçici 1. maddenin iptali istemiyle itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine başvurulmuş olup, Anayasa Mahkemesinin E-.2006/86 sayılı dosyasında görülen davanın sonucunun beklenilmesi ve sonucuna göre bu dava hakkında karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı: Handan Yağuş

Düşüncesi:  İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onbirinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşları" başlıklı 62. maddesinde, "Devlet, yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarının aile birliğinin, çocuklarının eğitiminin, kültürel ihtiyaçlarının ve sosyal güvenliklerinin sağlanması, ana vatanla bağlarının korunması ve yurda dönüşlerinde yardımcı olunması için gereken tedbirleri alır." hükmü yer almıştır.

Anayasanın anılan hükmü ile devlete yüklenen "yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarının sosyal güvenliklerinin sağlanması" ödevinin gereğini yerine getirmek amacı ile, 22.5.1985 tarih ve 18761 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan "Yurtdışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurtdışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında" 3201 sayılı Kanun ile, yurt içinde geçen çalışmaları ile sosyal güvenlik kanunları uyarınca emekli olmak ve emeklliler için tanınan haklardan yararlanmak için gereken en az prim ödeme süresini tamamlayamayan vatandaşların, yurt dışında geçen çalışmalarını borçlanmak suretiyle en az prim ödeme sürelerini tamamlayarak sosyal güvenliklerinin sağlanması amaçlanmıştır.

Anılan Kanunun "Başvurulacak Kuruluşlar" başlıklı 3. maddesinde, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra yurda kesin dönüş yapanlar, kesin dönüş tarihinden itibaren;

a)Sosyal güvenlik kuruluşlarından hiç birine tabi bulunmamaları halinde, Sosyal Sigortalar Kurumuna,

b)Ev kadınları Bağ - Kur'a,

c)Prim, kesenek ve karşılık ödediği sosyal güvenlik kuruluşuna,

Yazılı istekte bulunma ve yurt dışında geçen sürelerin tamamını veya dilediği kadarını döviz olarak ödemek şartıyla borçlanabilir. Borçlanılan süreler ilgili sosyal güvenlik kanunlarındaki esaslar dahilinde değerlendirilir.

Yurda kesin dönüş yapmış olanların borçlanmayla ilgili yazılı isteklerini sosyal güvenlik kurumuna kesin dönüş tarihinden itibaren en geç 2 yıl içinde yapmaları gerekir." hükmü yer almış; aynı Kanunun Geçici 1. maddesinde ise, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yurda dönmüş olmakla birlikte, 30/05/1978 tarih ve 2147 sayılı Kanuna göre hizmet sürelerini değerlendirmemiş olanlar;

a)Prim, kesenek ve karşılık ödemek suretiyle sigortalısı veya iştirakçisi olduğu sosyal güvenlik kuruluşuna;

b)Sosyal güvenlik kuruluşlarından hiçbirine tabi bulunmamaları halinde Sosyal Sigortalar Kurumuna;

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en çok iki yıl içinde yazılı istekte bulunmak suretiyle değerlendirebilirler." hükmüne yer verilmiştir.

Borçlanma başvurusu için, Kanun hükümlerinde öngörülen iki yıllık başvuru süresinin, idarenin işleyişinde belli bir düzenin sağlanması, belge temininde gecikmenin getireceği sıkıntıların önüne geçilmesi gibi amaçlarla getirildiği anlaşılmakla birlikte, emeklilik için eksik kalan süre kadar primin ödenecek olması, ilgilerin çoğu kez sadece borçlanma ve borçlanılan primleri ödeme ile doğrudan emekliliği hak edememeleri, en az prim ödeme süresini tamamlamak için yurt içinde de belli bir süre çalışmalarının gerekmesi nedeniyle sosyal güvenlik kurumlarının aktüeryai dengelerinin sağlanması ile bir ilgisinin olmadığı anlaşılmaktadır.

1972-1981 tarihleri arasında yurt dışında çalıştıktan sonra yurda dönen davacı tarafından, yurda döndüğü tarihte yürürlükte olan 2147 sayılı Kanuna göre borçlanma talebinde bulunulmadığı gibi, 22.5.1985 tarih ve 18761 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan "Yurtdışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurtdışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında" 3201 sayılı Kanunun yukarıda yer verilen Geçici 1. maddesinde öngörülen iki yıllık sürede de borçlanma talebinde bulunulmamıştır.

Anayasa Mahkemesinin 25.4.2003 tarih ve 25089 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 12.12.2002 tarih ve E:2000/36, K:2002/198 sayılı kararıyla, söz konusu Yasanın 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "... yurda kesin dönüş yapanlar, kesin dönüş" sözcükleri Anayasaya aykırı bulunarak, diğer yandan, iki yıllık başvuru süresine başlangıç alınan "kesin dönüş" sözcüğünün Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilecek olması sonucunda işlevsiz kalacak olması nedeniyle de iki yıllık başvuru süresini düzenleyen 2. fıkrası iptal edilmiştir.

Bu iptal kararı üzerine, 3. madde, Resmi Gazete'de yayımlandığı 6.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 29.7.2003 tarih ve 4958 sayılı Yasanın 56. maddesi ile Anayasa Mahkemesinin iptal kararına uygun olarak yeniden düzenlenmiş ve

"1) Halen yurt dışında bulunanlar;

a)Yurt dışına çıkmadan önce Türkiye'de herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması olmayanlar Sosyal Sigortalar Kurumuna,

b)Yurt dışına çıkmadan önce Türkiye'de son defa prim, kesenek ve karşılık ödenen sosyal güvenlik kuruluşuna,

c)Ev kadınları Bağ-Kur'a,

Yazılı olarak müracaat etmek suretiyle borçlanabilirler.

2) Türkiye'ye döndükten sonra yurtdışında geçen hizmetlerini borçlanmak isteyenler;

a)Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olmayanlar, Sosyal Sigortalar Kurumuna,

b)Müracaat tarihinde çalışmakta olanlar tabi oldukları sosyal güvenlik kuruluşuna,

c)Başvuru tarihinde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olmamakla birlikte yurda dönüş tarihinden sonraki çalışmalarından dolayı son defa tabi oldukları sosyal güvenlik kuruluşuna,

d)Hizmetlerinden bir kısmı yurt dışında iken borçlananlardan kalan hizmetlerini yurda dönüş yaptıktan sonra borçlanmak isteyenler ilk borçlanmayı yapan sosyal güvenlik kuruluşuna,

e)Ev kadınları Bağ-Kur'a,

Yazılı olarak müracaat etmek suretiyle borçlanabilirler.

3) Hak sahiplerinin borçlanması, yurt dışında çalışmakta iken veya yurda dönüş yaptıktan sonra ölenlerin hak sahipleri ilgili sosyal güvenlik kuruluşuna müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar." hükmüne yer verilmiş; eski düzenlemede yer alan iki yıl içinde borçlanma başvurusunda bulunma koşulu da kaldırılmıştır.

Davacı tarafından, 6.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 29.7.2003 tarih ve 4958 sayılı Yasanın 56. maddesi ile borçlanma için öngörülen iki yıllık sürenin kaldırıldığı belirtilmek suretiyle 1 .9.2003 tarihinde davalı idareye başvurularak yurt dışında geçen hizmet süresinin borçlandırılması istenilmiş, davalı idare tarafından, davacının yurda dönüş yaptığı tarihte yürürlükte bulunan Kanun hükmü uyarınca iki yıl içinde başvurmamış olması ve Anayasa Mahkemesinin 25.4.2003 tarih ve 25089 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 12.12.2002 tarih ve E:2000/36, K:2002/198 sayılı kararında geçmişte iki yıl içinde başvuruda bulunmayanların yeniden başvurabileceklerine ilişkin bir gerekçenin yer almaması neden gösterilerek başvuru reddedilmiş ve başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle işbu dava açılmıştır.

Uyuşmazlığın çözümünde, konu ile ilgili temel hukuk kuralı olan, Anayasanın "Yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşları" başlıklı 62. maddesinin dikkate alınması gerektiği açıktır. Bu madde ile "yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarının sosyal güvenliklerinin sağlanması" temel ilke olarak belirlendiğine göre, 3201 sayılı Kanunun, 29.7.2003 tarihli 4958 sayılı Kanunun 56. maddesi ile yeniden düzenlenen 3. maddesinin, 2 yıl içinde başvuru şartına yer vermeyerek, yurt dışında geçen çalışma süreleri için her zaman borçlanma başvurusunda bulunma imkanı getirdiği anlaşılmaktadır.

Yeni yasal düzenlemenin, önceki Kanuni düzenlemeden farklı, kendisine aykırı olan diğer Kanun hükümlerini de zımnen değiştiren, soyut ve genel nitelikte, aynı durumdaki herkesi kapsayan yeni bir yasa hükmü olduğu dikkate alındığında, yürürlüğünden sonra borçlanmak için başvuran herkese uygulanması gereken bir hüküm olduğu sonucuna varılmakta olup, önceki yasal düzenlemede yer alan başvuru süresi koşulunun, vatandaşların borçlanma hakkını geri getirilmeyecek bir şekilde ortadan kaldırdığını kabul etmeye hukuken olanak bulunmamaktadır.

Davalı idare tarafından, Kanunların açık bir hüküm olmadan geriye yürüyemeyeceği ileri sürülmekte ise de, kazanılmış hakların korunması amacıyla kabul edilmiş olan bu ilkenin, kişilere Anayasa ile tanınan hakların yaşama geçirilmesi için yeni imkanlar getiren Kanun hükümlerinin uygulanması önünde bir engel oluşturmadığı sonucuna varılmaktadır.

Bu durumda, 6.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 29.7.2003 tarih ve 4958 sayılı Yasanın 56. maddesi ile değişik 3201 sayılı Kanunun 3. maddesinde yer alan koşullara uygun olarak başvurduğu anlaşılan davacının başvurusunun kabul edilerek borçlandırılması gerekirken, bu maddede yer almayan koşullar neden gösterilerek reddedilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, Ankara 1. İdare Mahkemesinin 20.10.2004 gün ve E:2004/1738, K:2004/1278 sayılı kararının yukarıda yer verilen gerekçe ile onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, gereksiz olarak alınan 17,00.-YTL temyiz başvuru harcının istemi halinde davalı idareye iadesine 19.10.2007 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

AZLIK OYU

Dava, 1972-1981 tarihleri arasında yurt dışında çalıştıktan sonra yurda dönen davacı tarafından, yurt dışında geçen hizmet süresinin 3201 sayılı Yasanın 29.7.2003 tarihli 4958 sayılı Kanunun 56. maddesi ile değişik 3. maddesi hükmü uyarınca borçlandırılması için 1.9.2003 tarihinde yapılan başvurunun reddine dair işlemin 3201 sayılı Yasanın 29.7.2003 tarihli 4958 sayılı Kanunun 56. maddesi ile değişik 3. maddesine aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istemiyle açılmıştır.

3201 sayılı Yurtdışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurtdışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından   Değerlendirilmesi Hakkında  Kanunun "Başvurulacak Kuruluşlar" başlıklı 3. maddesininde, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra yurda kesin dönüş yapanlar, kesin dönüş tarihinden itibaren;

a)Sosyal güvenlik kuruluşlarından hiç birine tabi bulunmamaları halinde, Sosyal Sigortalar Kurumuna,

b)Ev kadınları Bağ - Kur'a,

c)Prim, kesenek ve karşılık ödediği sosyal güvenlik kuruluşuna,

Yazılı istekte bulunma ve yurt dışında geçen sürelerin tamamını veya dilediği kadarını döviz olarak ödemek şartıyla borçlanabilir. Borçlanılan süreler ilgili sosyal güvenlik kanunlarındaki esaslar dahilinde değerlendirilir.

Yurda kesin dönüş yapmış olanların borçlanmayla ilgili yazılı isteklerini sosyal güvenlik kurumuna kesin dönüş tarihinden itibaren en geç 2 yıl içinde yapmaları gerekir." hükmü yer almış; aynı Kanunun Geçici 1. maddesinde ise, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yurda dönmüş olmakla birlikte, 30/05/1978 tarih ve 2147 sayılı Kanuna göre hizmet sürelerini değerlendirmemiş olanlar;

a)Prim, kesenek ve karşılık ödemek suretiyle sigortalısı veya iştirakçisi olduğu sosyal güvenlik kuruluşuna;

b)Sosyal güvenlik kuruluşlarından hiçbirine tabi bulunmamaları halinde Sosyal Sigortalar Kurumuna;

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en çok iki yıl içinde yazılı istekte bulunmak.

Suretiyle değerlendirebilirler." hükmüne yer verilmiş iken, Anayasa Mahkemesinin 25.4.2003 tarih ve 25089 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 12.12.2002 tarih ve E:2000/36, K:2002/198 sayılı kararıyla, söz konusu Yasanın 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan ".. yurda kesin dönüş yapanlar, kesin dönüş" sözcükleri ile 2. fıkrası iptal edilmiş, bu iptal kararı üzerine, 3. madde, Resmi Gazete'de yayımlandığı 6.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 29.7.2003 tarih ve 4958 sayılı Yasanın 56. maddesi ile Anayasa Mahkemesinin iptal kararına uygun olarak yeniden düzenlenmiş, eski düzenlemede yer alan yurda kesin dönüş tarihinden itibaren iki yıl içinde borçlanma başvurusunda bulunma koşulu kaldırılmış, 1972-1981 tarihleri arasında yurt dışında çalıştıktan sonra yurda dönen, yurda döndüğü tarihte yürülükte olan mevzuata göre borçlanma talebinde bulunmayan davacı tarafından ise, bu Kanun değişikliğinden yararlandırılarak borçlandırılması için davalı idareye başvurulmuş, davalı idare tarafından Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce yurda kesin dönüş yapıp da kesin dönüş tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre iki yıl içinde borçlanma başvurusunda bulunmayanların, Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca yapılan Kanun değişikliğinden yararlanarak yeniden borçlanma başvurusunda bulunamayacakları belirtilerek başvuru reddedilmiştir.

3201 sayılı Kanun Geçici 1. maddesinde ise, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yurda dönmüş olmakla birlikte, 30/05/1978 tarih ve 2147 sayılı Kanuna göre hizmet sürelerini değerlendirmemiş olanlar;

a)Prim, kesenek ve karşılık ödemek suretiyle sigortalısı veya iştirakçisi olduğu sosyal güvenlik kuruluşuna;

b)Sosyal güvenlik kuruluşlarından hiçbirine tabi bulunmamaları halinde Sosyal Sigortalar Kurumuna;

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en çok iki yıl içinde yazılı istekte bulunmak.

Suretiyle değerlendirebilirler." hükmüne yer verilmiştir.

Bu hüküm, 3201. sayılı Kanunun yürülüğe girmesinden önce yurda dönen vatandaşların borçlanma açısından durumları hakkında öncelikle uygulanması gereken yasal düzenleme olup, Anayasa Mahkemesi tarafından iptaline karar verilen 3. madde hükmünden ayrı ve halen yürülükte olan bir hükümdür.

1972 - 1981 tarihleri arasında yurt dışında çalıştıktan sonra yurda dönen davacı tarafından, yurda döndüğü tarihte yürülükte olan 2147 sayılı Kanuna göre borçlanma talebinde bulunulmadığı gibi, 22.5.1985 tarih ve 18761 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan "Yurtdışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurtdışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında" 3201 sayılı Kanunun yukarıda yer verilen Geçici  1.  maddesinde öngörülen  iki yıllık sürede de borçlanma talebinde bulunulmamıştır.

Bu durumda, 3201 sayılı Kanunun yürürlüğünden önce yurda dönmüş olan davacı, kendi durumu ile ilgili özel Kanun hükmü olan Geçici 1. Maddede öngörülen iki yıllık başvuru süresi içinde başvurmadığından, bu hak düşürücü süre geçtikten çok sonra 1.9.2003 tarihinde: yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmediği gibi, davacının durumu ile ilgili olmayan ve 3201 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra yurda dönmüş olanlarla ilgili düzenleme getiren aynı Kanunun 3. maddesinin yeniden düzenlemiş olmasınında geçmiş olan hak düşürücü başvuru süresini ihya etmiyeceği açık olduğundan, aksi yöndeki mahkeme kararının bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.