İDARİ PARA CEZALARINDA, CEZA VERİLMESİNİN DAYANAĞI OLAN KURALIN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASI VEYA LEHE DÜZENLEME YAPILMASI YOLUYLA ORTAYA ÇIKAN YENİ HUKUKİ DURUMUN DİKKATE ALINMASININ GEREKTİĞİ; ANCAK, İDARECE VERİLEN PARA CEZASININ TAHSİLİ AŞAMASINDA ŞA

DANIŞTAY

İdari Dava D. Kur. 2008/3398 E.N , 2009/60 K.N.  www.neohukuk.net

Özet

İDARİ PARA CEZALARINDA, CEZA VERİLMESİNİN DAYANAĞI OLAN KURALIN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASI VEYA LEHE DÜZENLEME YAPILMASI YOLUYLA ORTAYA ÇIKAN YENİ HUKUKİ DURUMUN DİKKATE ALINMASININ GEREKTİĞİ; ANCAK, İDARECE VERİLEN PARA CEZASININ TAHSİLİ AŞAMASINDA ŞAYET CEZA MİKTARINDA LEHE BİR DEĞİŞİKLİK VARSA, BU MİKTAR ESAS ALINARAK TAHSİLAT YAPILACAĞINDAN, BU DURUMUN, TESPİT TARİHİNDE YÜRÜRLÜKTE BULUNAN MEVZUATA UYGUN OLARAK TESİS EDİLEN İŞLEMİN İPTALİNİ GEREKTİRMEYECEĞİ HAKKINDA.

İçtihat Metni

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı)     :... Ltd. Şti.

Vekilleri: Av.... - Av....

Karşı Taraf (Davalı): Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu

Vekili: Av. ...

İstemin Özeti:Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 30.6.2008 günlü, E:2006/1000, K:2008/5237 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması davacı tarafından istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi Muhsin Yıldız'ın Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının, lehe kanun hükmünün infaz aşamasında idarece dikkate alınacağına ilişkin gerekçenin eklenmesi suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Birgül Kurt'un Düşüncesi:Danıştay dava dairelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce verilen kararın onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Dava, davacı şirkete lisanssız bayilik faaliyetinde bulunduğundan bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ve dördüncü fıkrası uyarınca 57.156- lira idari para cezası verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 23.11.2005 günlü, 582/86 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.

Danıştay Onüçüncü Dairesinin 30.6.2008 günlü, E:2006/1000, K:2008/5237 sayılı kararıyla; akaryakıt ticaretiyle uğraşan davacının işyerinde yapılan denetim sonucu düzenlenen mühürleme tutanağı ile bayilik lisansı olmadığı halde 20.3.2005 tarihinden sonra lisanssız piyasa faaliyetinde bulunduğunun saptandığı anlaşıldığından, davacı hakkında idari para cezası uygulanmasına ilişkin olarak verilen Kurul kararında mevzuata aykırılık bulunmadığı; ancak davacıya ceza verilmesine dayanak olan 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 5728 sayılı Kanun'un 528. maddesiyle değişmesi karşısında bu değişikliğin dava konusu işlemin hukukiliğini etkileyip etkilemediğinin ayrıca irdelenmesinin gerektiği; işlem tarihinde yürürlükte bulunan 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendinde lisanssız piyasa faaliyetinde bulunmak hali birinci derecede kusur sayılarak sorumluları hakkında ikiyüz milyar TL. idari para cezası uygulanacağının öngörüldüğü, 5728 sayılı Kanun'un 528. maddesiyle yapılan değişiklik sonucu da ceza miktarının ikiyüzellibin YTL olarak belirlendiği; adli para cezaları ile idari para cezaları arasındaki en önemli farkın, adli para cezasının yapılan yargılama sonucunda mahkeme kararı ile verilmesi, idari para cezasının ise, yetkili idari mercilerce tesis edilmesi olduğu; bu itibarla, adli para cezasına konu eylem hakkındaki uygulanacak cezada davanın görülmesi sırasında bir değişiklik olduğu takdirde, eylemin işlendiği tarihte yürürlükte bulunan ceza ile sonraki tarihli ceza arasında farklılık olması halinde, mahkemece kişi lehine olan hükmün uygulanacağının genel cezalandırma kuralı olduğu; ancak, idari para cezalarının da yer aldığı idari yaptırımlarda, yetkili idare tarafından idari işlem tesis edildikten sonra verilen idari para cezasına esas alınan yasa hükmünde bir değişiklik olduğu takdirde, işlemin sonuçlanarak hukuk aleminde yer almış olması nedeniyle dayanak alınan yasa hükmünün idari yaptırımlarda tekrar uygulanmasına olanak bulunmadığı; bu durumda, uyuşmazlık konusu olayda, idari para cezasına dayanak alınan 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinde, 5728 sayılı Kanun'un 528. maddesiyle yapılan değişikliğin, dava konusu işlemin, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunca yasa değişikliğinden önce 23.11.2005 tarihinde tesis edilmiş olması karşısında uygulanmasına olanak bulunmadığı ve işlemin hukuki denetiminin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükmüne göre yapılacağının açık olduğu; bir başka anlatımla, olayda 5015 sayılı Kanun'un 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun'un 528. maddesiyle değişik 19. madde hükmüne uygun bir hukukilik denetimi yapmaya olanak bulunmadığı; öte yandan 5015 sayılı Kanun'un işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan haliyle davacının eylemi birinci derecede kusur sayılarak ikiyüzmilyar TL (ikiyüzbin YTL) idari para cezası verilmesi, 5015 sayılı Kanun'un 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun'un 528. maddesiyle değişik 19. madde hükmüne göre ise, davacının eylemine ikiyüzellibin TL ceza verileceğinin öngörülmesi karşısında, yeni düzenlemenin, davacının lehine bir düzenleme olduğunu kabul etmeye de olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı, savunması alınmadan ceza verildiğini, denetim esnasında lisans için başvurduğunu beyan etmesine karşın bu durumun dikkate alınmadığını, cezanın verildiği tarihte lisansının bulunduğunu, cezanın çok yüksek olduğunu ve ödeme imkanının bulunmadığını, yasa değişikliği ile ceza miktarının düşürülmesine karşın Dairece bunun gözardı edildiğini öne sürmekte ve kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

2002 yılından bu yana bayilik faaliyetini yürüten davacı şirketin lisans almak için 4.8.2005 tarihinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'na başvurduğu ve 11.8.2005 tarihli Kurul kararıyla lisans verildiği, bu arada Şanlıurfa İl Jandarma Komutanlığına bağlı ekiplerce 5.8.2005 tarihinde yapılan denetim sonucu, ilgili şirketin bayilik lisansının olmadığı halde bayilik faaliyetinde bulunduğu tespit edilerek tutanak tutulduğu ve tesisin mühürlendiği, 11.8.2005 tarihinde lisans verilmesi üzerine de mühürlülük halinin sona erdirildiği, tutanağın Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluna intikali üzerine 23.11.2005 günlü, 582/86 sayılı Kurul Kararı ile 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (b-1) bendi ile dördüncü fıkrası gereğince 57.156- lira idari para cezası verildiği dosyanın incelenmesinden anlaşılmaktadır.

5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 1. maddesinin birinci fıkrasında, Kanunun amacının; yurt içi ve yurt dışı kaynaklardan temin olunan petrolün doğrudan veya işlenerek güvenli ve ekonomik olarak rekabet ortamı içerisinde kullanıcılara sunumuna ilişkin piyasa faaliyetlerinin şeffaf, eşitlikçi ve istikrarlı biçimde sürdürülmesi için yönlendirme, gözetim ve denetim faaliyetlerinin düzenlenmesini sağlamak olduğu, ikinci fıkrasında da, bu Kanunun, petrole ilişkin piyasaların sağlıklı ve düzenli işlemelerinin sağlanmasına ve geliştirilmesine yönelik; düzenleme, yönlendirme, gözetim ve denetim işlemlerini kapsadığı belirtilmiştir.

Kanunun tanımları düzenleyen 2. maddesinin 6. bendinde; akaryakıt istasyonu; dağıtıcı veya bunlarla tek elden satış sözleşmesi yapmış bayilerce ilgili mevzuata uygun (teknik, kalite ve güvenlik) olarak kurulup, bir veya farklı alt başlıktan birer akaryakıt dağıtıcısının tescilli markası altında faaliyette bulunan ve esas itibarıyla araçların akaryakıt, madeni yağ, otogaz LPG, temizlik ve ihtiyarî olarak bakım ile kullanıcıların tüplü LPG hariç diğer asgarî ihtiyaçlarını karşılayacak imkânları sunan yerler, 9. bendinde; bayi; bayilik faaliyeti için gerekli donanıma sahip gerçek ve tüzel kişiler, 10. bendinde; bayilik; karşılıklı yükümlülüklerin ekinde fizibilite olan bir sözleşmeye bağlanarak akaryakıt dağıtım şirketleri tarafından gerçek ve tüzel kişilere akaryakıtın kullanıcılara ikmali yetkisi verilmesi işlemi olarak tanımlanmıştır.

Kanunun "Lisansların tâbi olacağı usul ve esaslar" başlığını taşıyan, 3. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; akaryakıt dağıtımı, taşıması ve bayilik faaliyetlerinin yapılması için lisans alınmasının zorunlu olduğu kurala bağlandıktan sonra, üçüncü fıkrasında, lisansların verilmesi, güncelleştirilmesi, geçici olarak durdurulması veya iptaline ilişkin işlemlerin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca yapılacağı kuralı yer almıştır.

Kanunun "Bayiler" konusunu düzenleyen 8. maddesinin 1. fıkrasında, bayi lisanslarına ilişkin düzenlemelerin Kurum tarafından yapılacağı, bayilerin, dağıtıcıları ile yapacakları tek elden satış sözleşmesine göre bayilik faaliyetlerini yürütecekleri, 3. fıkrasında ise, bayiler ve dağıtıcıların, lisanslarına göre kurdukları akaryakıt istasyonlarını Kuruma bildirerek işletmeye başlayacakları belirtilmiştir.

Yine Kanunun Geçici 1. maddesinde, yeni sisteme geçiş için uyum kuralları düzenlenmiş ve " Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce; 6326 sayılı Petrol Kanununa göre belge sahibi olan kişiler ile Bakanlıkça yapılan düzenlemelere istinaden faaliyetlerine izin verilen akaryakıt dağıtım ve pazarlama kuruluşlarının ilgili mevzuat kapsamında tanınan hak ve menfaatleri ile yükümlülüklerine ilişkin hükümler, bu Kanunda belirlenen süre ve esaslar dahilinde faaliyeti ile ilgili lisans verilinceye kadar saklıdır. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte fiilen, bu Kanunla yapılması için lisans alınması gereken faaliyetleri yürüten kişiler, bu Kanunun yayımı tarihinden sonra bir yıl içinde durumlarını bu Kanuna uygun hale getirerek, Kurum tarafından istenecek bilgi ve belgelerle Kuruma başvurmak zorundadır. Başvurusunu yapmış ancak işlemleri tamamlayamayan kişilerin faaliyetlerinin devamı için, üç ayı aşmamak üzere ek süre verilmesinde Kurum yetkilidir. Süresinde başvurmayan veya süresinde başvurduğu halde süresinde durumunu bu Kanuna uygun hale getirmeyenlerin faaliyetleri, sürenin bitim tarihi itibarıyla durdurulur. Daha önce verilen, hak, izin ve yetki doğurucu her türlü karar, işlem ve evrak başkaca bir işleme gerek kalmaksızın hükümsüz hale gelir. " denilmiştir.

Belirtilen mevzuatın değerlendirilmesinden, petrol piyasalarının güvenli, istikrarlı, sağlıklı işlemesi amacıyla düzenlenen Petrol Piyasası Kanununda, bu amacın gerçekleşmesi için, petrol piyasalarında her türlü faaliyette bulunmak lisans alma koşuluna bağlanmıştır.

Öte yandan 5015 sayılı Kânunun Geçici 1. maddesi ile petrol piyasasında faaliyette bulunanların durumlarını Petrol Piyasası Kanununun getirdiği sistemle uyumlu kılmaları için, Kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 20.12.2003 tarihinden itibaren bir yıl sonra, 20.12.2004 tarihine kadar süre tanınmıştır. Kurul'un 14.12.2004 günlü, 394/82 sayılı kararında da, 6326 sayılı Petrol Kanunu'na göre belge sahibi olanların 20.12.2004 tarihine kadar lisans başvurusunda bulunmuş ve lisans başvuruları reddedilmemiş olması kaydıyla 20.03.2005 tarihine kadar faaliyetlerine izin verildiği, 20.03.2005 tarihinden itibaren de lisansını almamış hiç bir akaryakıt istasyonunun petrol piyasasında faaliyette bulunamayacağı belirtilmiştir.

Kanun'un "İdari para cezalan" başlıklı 19. maddesinin ikinci fıkrasında da idari para cezasını gerektirecek fiiller ve ceza miktarları düzenlenmiş; dördüncü fıkrasında ise bayiler için belirtilen cezaların beşte birinin uygulanacağı öngörülmüştür.

Dosyada bulunan 5.8.2005 günlü tutanaktan davacı şirketin lisansı olmadığı halde bayilik faaliyetinde bulunduğu anlaşıldığından, idari para cezası uygulanmasına ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davayı reddeden Daire kararının bu konudaki gerekçesinde hukuki isabetsizlik görülmemiştir.

5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 8.2.2008 günlü, 26781 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5728 sayılı Kanun'un 528. maddesiyle değiştirilmiş olması nedeniyle bu durumun dava konusu işlemin hukukiliğini etkileyip etkilemeyeceğine ilişkin olarak Daire kararında yer verilen gerekçeye gelince;

Dava konusu işlemin dayanağı olan 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun ihlalin tespiti tarihinde yürürlükte olan "İdari para cezalan" başlıklı 19. maddesinde, eylemlere göre idari para cezası miktarları düzenlenmiş, bu arada ikinci fıkrasının (b-1) bendinde, lisans almaksızın hak konusu yapılan tesislerin yapımına ve/veya işletimine başlanması ile bunlar üzerinde tasarruf hakkı doğuracak işlemlerin yapılması halinde ikiyüzmilyar (ikiyüzbin) Türk Lirası idari para cezası uygulanacağı, dördüncü fıkrasında ise bayiler için bu cezanın beşte birinin uygulanacağı öngörülmüştür. Maddede ayrıca; "... Cezalar tahsil edilinceye kadar, mahkeme kararı ile ilgililerin varlıklarına tedbir konulabilir   

Kurulun ceza vermesinde zamanaşımı süresi, ihlalin ve/veya olayın meydana geliş tarihinden itibaren beş yıldır...

Ay içinde tahsil edilen idari para cezaları müteakip ayın yirminci iş günü sonuna kadar irat kaydedilmek üzere Hazineye devrolunur.

İdari para cezalarının tahakkuk tarihini izleyen otuz gün içerisinde ödenmemesi halinde, cezanın ilgili vergi dairesi aracılığı ile tahsili sağlanır. Tahsilatta 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.

İdari para cezalarının miktarları her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi uyarınca belirlenen yeniden değerlendirme oranında artırılmak suretiyle uygulanır...." hükümlerine yer verilmek suretiyle tahsil, zamanaşımı, artırım konularında özel düzenlemeler yapılmıştır. Nitekim maddede yer alan artırım hükmüne dayanılarak, 19. maddenin ikinci fıkrasının (b) bendindeki ceza miktarı 2004 yılında 257.000 .- TL'ye, 2005 yılında 285.784.- TL'ye, 2006 yılında 313.790 .- TL'ye, 2007 yılında 338.265.- TL'ye ve 2008 yılında da 362.62 .- TL'ye yükseltilmiştir.

Ancak, 8.2.2008 günlü, 26781 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 528. maddesi ile 5015 sayılı Yasanın 19. maddesi yeniden düzenlenmiş ve maddenin ikinci fıkrasının (b-1) bendindeki ceza miktarı ikiyüzellibin Türk Lirası olarak belirlenmiştir. 5728 sayılı Yasa'da ayrıca 8.2.2008 tarihinden önce Kurulca verilen idari para cezalarının tahsilinde eski hükümlerin geçerli olacağı yönünde bir geçici madde düzenlemesi de yer almamıştır.

Bu arada 24.5.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5496 sayılı Yasa'nın 5. maddesi ile 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 15. maddesine eklenen (e) fıkrası ile, Kurumun 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerine tabi olmadığı düzenlenmişken, yine 5728 sayılı Kanun ile bu düzenleme de yürürlükten kaldırılmıştır.

5728 sayılı Yasanın gerek genel, gerekse madde "Gerekçelinde bu değişikliklerin nedeni" İdari yaptırım kararlarının tebliği, kesinleşmesi, takip ve tahsili ile zamanaşımı konularının Kabahatler Kanununun genel hükümler kısmında ayrıntılı olarak düzenlendiğinden buna ilişkin düzenlemelere madde metninde yer verilmemiştir." denilerek açıklanmıştır.

Bu durumda, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca ilgililere verilen idari para cezalarının takip ve tahsilinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerinin uygulanacağı sonucuna varılmıştır.

Bu bağlamda 5326 sayılı Kabahatlar Kanunu'nun 2. maddesinde; "Kabahat" deyiminin, kanunun karşılığında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği belirtilmiş; aynı Kanun'un "Genel Kanun Niteliği" başlıklı, değişik, 3. maddesinde, Bu Kanunun;

-İdari yaptırım kararlarına.karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,

-Diğer genel hükümlerinin, idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Öte yandan aynı Kanun'un "Zaman Bakımından Uygulama" başlıklı 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı belirtilmiş, maddede gönderme yapılan 5237 sayılı Kanun'un "Zaman Bakımından Uygulama" başlıklı 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasında "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." hükmüne yer verilmiştir.

Ayrıca, 5326 sayılı Kanun'un "İdari Para Cezası" başlıklı 17. maddesinin (7) numaralı fıkrasında "İdari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tepit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır." hükmü bulunmaktadır.

Yukarıda değinilen yasal hükümler karşısında; idari para cezalarında, ceza verilmesinin dayanağı kuralın yürürlükten kaldırılması veya lehe düzenleme yapılması yoluyla ortaya çıkan yeni hukuki durumun dikkate alınması gerekmektedir. Bu itibarla, Daire kararında yer alan, idari para cezası verildikten sonra idari para cezasına esas alınan Yasa hükümlerindeki değişikliğin tekrar dikkate alınmayacağı yolundaki gerekçede hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Buna göre Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nca ihlalin tespit edildiği tarih esas alınarak idari para cezası uygulanması gerekmekle birlikte, işlem tarihindeki veya cezanın tahsili tarihindeki ceza miktarındaki lehe düzenlemelerin de gözönünde bulundurulması zorunludur.

Olayda 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinde, davacının ihlalinin tespit edildiği tarihteki ceza miktarının 285.784.- TL ve 2008 yılında da 362.620.- TL. olmasına karşın 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunla yapılan yeniden düzenleme sonucu 250.000.- TL'ye indirilmiş, bununla birlikte 2009 yılı için bu miktar 280.000.- TL. olarak belirlenmiştir. Görüldüğü üzere yeniden değerleme oranında artırım uygulaması nedeniyle para cezası yıllar itibariyle farklı olarak saptanmaktadır.

Bu durumda, uyuşmazlıkta idarece verilen para cezasının tahsil edileceği tarihte şayet ceza miktarında lehe bir değişiklik varsa, bu miktar esas alınmak suretiyle tahsilat yapılacak olmasının, tespit tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata uygun olarak tesis edilen işlemin iptalini gerektirmeyeceği sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddine, temyize konu Danıştay Onüçüncü Dairesinin 30.6.2008 günlü, E:2006/1000, K:2008/5237 sayılı kararının esasına ilişkin kısmının oybirliği ile onanmasına, lehe kanun uygulanmasına ilişkin kısmı yönünden ise yukarıda belirtilen gerekçeyle ve oyçokluğu ile onanmasına, 19.2.2009 gününde karar verildi.

KARŞI OY X- Temyize konu Danıştay Onüçüncü Daire kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi  ile kararın aynen onanması gerektiği görüşüyle, kararın gerekçe değiştirerek onamaya ilişkin kısmına katılmıyoruz.