Avans Faizi yerine yasal faize hükmedildiğinde vekalet ücreti çıkar mı?

T.C.
Yargıtay
19. Hukuk Dairesi Kararı
Karar Tarihi:
Esas No: 2011/4011
Karar No: 2011/6077
Resmi Gazete Tarihi: 30.07.2011
Resmi Gazete Sayısı: 28010

                               www.neohukuk.net
Özet: Davacının işlemiş faizi de istemediği durumda, maddi hukuk bakımından alacağın bir kısmının reddedildiği gerekçesiyle mahkemece davanın kısmen reddedildiğinin düşünülerek davacının vekalet ücreti ile sorumlu tutulmasının doğru olmadığı hk.
 
YARGITAY İLAMI
Mahkemesi : Gaziantep 1. Sulh Hukuk Mahkemesi
Tarih : 29.12.2009

No : 977/2118
Davacı : H. i. vek. Av. Sait Nuri Subaşı
Davalı : T. H. B. A.Ş. vek. Av. N. K..

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilinin 19.2.2010 günlü talebi ve Adalet Bakanlığı'nın 21.10.2010 ve 27780 sayılı yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kanun yararına bozma istemi ile temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili müvekkilinin dava dışı Mehmet Peyman namına ve Esnaf Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Koop. hesabına 7.920,14 TL'yi davalı banka şubesine yatırdığını, ancak şube yetkilisinin paranın 1.000,-TL eksik olduğu gerekçesiyle kayda 6.920,14 TL olarak geçtiğini,
Banka aleyhine Gaziantep 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nde açtıkları 2008/1110 E., 2009/229 K sayılı dava ile eksik yatan 1.000,-TL'nin davalı bankadan tahsiline karar verildiğini;

Ne var ki bu aşamada kooperatif tarafından eksik yatırılan l.000,-TL için Gaziantep 4. İcra Müdürlüğünün 2008/8156 sayılı dosyasından takibe girişildiğini ve fer'ileriyle birlikte dosyaya 1.362,87 TL yatırdıklarını ileri sürerek fazla yatırılan 362,87 TL'nin işlemiş ve işleyecek yıllık % 25 faizi ile tahsili için Gaziantep 8. İcra Müdürlüğünün 2009/7636 sayılı dosyası ile yaptıkları takibe vaki itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davacı yanca açılan ilk davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmadığını ve alacağın o davada hükme bağlandığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının, davalı bankanın kusuru nedeniyle 362,87 TL fazla ödeme yaptığı gerekçesiyle davanın asıl alacak bakımından kabulüne, takibin yasal faiz hesaplanmak suretiyle devamına ve fazla istemin reddine karar verilmiştir. Kesin olarak verilen hüküm davacının 19.2.2010 günlü talebi ve Adalet Bakanlığı'nın 21.10.2010 gün ve 27780 sayılı yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427/VI ncı maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istemi ile temyiz edilmiştir.

Davacı yan her ne kadar takip talebinde 67,28 TL işlemiş faiz istemiş ise de, davayı açarken müddeabih olarak sadece asıl alacak olan 362,87 TL'yi göstermiş ve bu miktar üzerinden harç yatırmış olduğundan, işlemiş faizin dava konusu dışında kaldığı anlaşılmıştır.
Davacı takip talebinde ve dava dilekçesinde yıllık % 25 avans faiz ile takibin devamına karar verilmesini istemiş, mahkemece yasal faiz istenebileceği belirtilerek fazla faiz oranına yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
İstem ve karar arasındaki fark taraflar arasındaki maddi hukuk ilişkisine değil, faiz oranına dayalıdır. Davacının işlemiş faizi de istemediği göz önüne alındığında, maddi hukuk bakımından alacağın bir kısmının reddedildiğinden söz edilemez. Bu durumda mahkemece davanın kısmen reddedildiğinin düşünülmesi ve bu çerçevede davacının vekalet ücreti ile sorumlu tutulmasının yasal dayanağı yoktur. Açıklanan nedenle kanun yararına bozma talebinin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427/VI ncı maddesine dayalı kanun yararına bozma talebinin kabulü ile hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere (HUMK.m.427/VII) kanun yararına BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Resmi Gazete'de yayımlanmak üzere Adalet Bakanlığı'na gönderilmesine (HUMK.m.427/VIII) 4.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.