AVUKATIN DİSİPLİN HUKUKU AÇISINDAN SORUŞTURULMASI USULÜ BARONUN GÖREVİ

DANIŞTAY

8. Daire
2009/7947 E.N ,
2010/815 K.N.

                              www.neohukuk.net

 

Özet

DAVACI HAKKINDA VERİLEN ŞİKAYET DİLEKÇESİ ÜZERİNE DİSİPLİN KURALLARI ÇERÇEVESİNDE HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATILMASI GEREKİRKEN, YASAL BİR DAYANAĞI OLMAYAN GÖZLEMCİ AVUKAT GÖREVLENDİRİLMESİ ŞEKLİNDE İZLENEN YÖNTEM NEDENİYLE DAVACININ ŞİKAYETÇİ OLDUĞU AVUKATLAR HAKKINDA SORUŞTURMA İZNİ VERİLMESİNE İLİŞKİN İŞLEMDE HUKUKA UYARLIK BULUNMADIĞI HAKKINDA.

 

 

İçtihat Metni

 

Kararın Düzeltilmesi İsteminde Bulunan : ...

 

Karşı Taraf : Adalet Bakanlığı

 

İstemin Özeti : Ankara Barosuna kayıtlı olarak avukatlık yapan

 

davacının görevi kötüye kullanma ve yargı görevi yapanı etkileme suçu işlediklerinden bahisle, şikayette bulunduğu Ankara Barosu Başkanı ... ile Avukat Hakları ve Toplumla İlişkiler Merkezi (ATİM) Başkanı,.., ATİM üyesi Avukatlardan ...,...,... ve ... hakkında yapılan inceleme üzerine 28.9.206 tarihli Olur ile soruşturma izni verilmemesini uygun bulan Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 2.10.2006 gün ve 414460 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 76. maddesi ile 95. maddesinin ikinci fıkrasının 1, 4 ve 5. bent hükümlerine istinaden Baro Yönetim Kurulunun 10.11.2004 gün ve 4/1 sayılı kararıyla kurulan ATİM tarafından Avukat ... 'in şikayeti üzerine davacının karşı taraf vekili müşteki avukat ile girdiği duruşmaları (meslek ahlak ve ilkelerine aykırı davranışları tespit ederek belgelendirmek amacıyla) izlemek ve tutanak tanzim etmek amacıyla gözlemci atanması ile Baro Başkanınca ATİM tarafından görevlendirilen avukatlara ücret ödenmesinde, belirtilen suçların işlendiği yolundaki şikayetin ciddi bilgi, belge ve bulgulara dayanmadığı ve soyut iddia düzeyinde kaldığı anlaşıldığından, soruşturma izni overilmemesine dair davalı idare işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddeden Ankara 14. İdare Mahkemesinin 11.06.2007 gün ve E:2006/39, K:2007/535 sayılı kararını temyizen inceleyerek onayan Dairemizin 20.5.2009 gün ve E:2007/7179, K:2009/3291 sayılı kararının; Avukatlık Yasası ve Yönetmeliğinde yer almayan bir müessese kullanıldığı, hakkındaki şikayet sonucu disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına karar verildiği, bu kararda yürütülen işlemler hakkında herhangi bir belirleme yapılmadığı öne sürülerek, 2577 sayılı Yasanın 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

 

Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

 

Danıştay Tetkik Hakimi Melek ŞENDİL YAN'ın Düşüncesi : İstemin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

 

Danıştay Savcısı Yücel BULMUŞ'un Düşüncesi : Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 54 üncü maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi gerekeceği düşünülmektedir.

 

TÜRK MÎLLETÎ ADINA

 

Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince davacının duruşma istemi 2577 sayılı Yasanın 17. maddesi uyarınca kabul edilmeyerek işin gereği görüşüldü:

 

Karar düzeltme istemine ilişkin dilekçede öne sürülen düzeltme nedenleri 2577 sayılı Yasanın 54. maddesine uygun bulunduğundan düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 20.5.2009 gün ve E:2007/7179, K:2009/3291 sayılı kararı kaldırılarak işin esası incelendi.

 

Uyuşmazlık, Ankara Barosuna kayıtlı olarak avukatlık yapan davacının görevi kötüye kullanma ve yargı görevi yapanı etkileme suçu işlediklerinden bahisle şikayette bulunduğu Ankara Barosu Başkanı ... ile Avukat Hakları ve Toplumla İlişkiler Merkezi (ATİM) Başkanı ..., ATİM üyesi Avukatlardan ..., ..., ... ve ... hakkında yapılan inceleme üzerine 28.9.206 tarihli Olur ile soruşturma izni verilmemesini uygun bulan Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 2.10.2006 gün ve 414460 sayılı işleminden kaynaklanmıştır.

 

1136 sayılı Avukatlık Yasasının 58 ve devamı maddelerinde avukatların işledikleri iddia olunan suçlardan dolayı haklarında soruşturma açılmasının Adalet Bakanlığının iznine bağlı olduğu ve bunun hangi usullerde yürütüleceği; 76. maddesinde, baroların kuruluşu, görev ve yetkileri düzenlenmiş; 79. maddesinde, baroların organları sayılarak 95. maddesinde yönetim kurulunun, 107. maddesinde de disiplin kurulunun görevleri belirlenmiştir.

 

Yine aynı Yasanın 134 ve devamı maddelerinde avukatlar hakkında yürütülecek disiplin işlemleri ve disiplin cezaları ayrıntılı olarak kurala bağlanmış, Avukatlık Yasası Yönetmeliğinin 63. maddesi ve devamında da disiplin kurallarına ilişkin aynı nitelikte ve paralel düzenlemelere yer verilmiştir.

 

Kamu tüzel kişiliğini haiz ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan baroların, Yasada sayılan genel nitelikteki görevlerini yerine getirirken hizmetin etkili ve verimli sunumunu teminen belirli alanlarda çalışmalar yürütecek özel birimler oluşturarak bu birimler aracılığı ile çeşitli faaliyetlerde bulunmasında yasal bin engel bulunmamaktadır. Ancak, bu faaliyetlerinde yine Yasanın öngördüğü görev ve yetki kapsamında yürütülmesi gerekmektedir.

 

Yetki kurallarının dar ve özel anlamda kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle idarenin yetki kurallarına sıkı bir şekilde uymak zorunda bulunduğu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir. Dar anlamda yetki unsuru denilen karar alma yeteneği, konu yer ve zaman itibarıyla, Anayasa ve yasalarla belli organ, makam ve kamu görevlilerine tanınmış bir güçtür. Yetki konusunda açık düzenleme yapılmayan hallerde, yetkinin hangi amaçla ve ne şekilde kullanılacağından haraketle bu yetkiyi kullanacak makam belirlenebilecektir. Hakkında karar verilecek kişi, olay ve karara etki eden bütün unsurlar, yetkinin kullanımını da belirleyecektir.Bu şekilde belirlenen ve yetkiyi kullanımı öngörülen makamın, bu yetkiyi devri ve paylaşımının mümkün olup olmadığının ise açıkça düzenlenmesi gerekir.

 

Kamu hizmetlerinin belli bir düzen içerisinde yürütülmesinin sağlanması ve korunması için bu hizmetin yürütülmesinde görevli personelin, bu düzeni bozan ve disiplin suçu oluşturan eylemlerine karşı getirilen yaptırımlar, disiplin hukuku kuralları ile düzenlenirken disipline konu suçlar ve bunlara uygulanacak cezalar belirlenmiştir. Disipline aykırı olduğu iddia edilen bir fiilin varlığının kesin delillerle sübuta erdiği sonucuna varılarak cezalandırma aşamasına gelinmesi bu konuda yürütülecek bir soruşturmayla ortaya konulacaktır. Disiplin hukukunda önemi yadsınmayacak olan soruşturmaların, yapılışı ve usulüne ilişkin ayrıntılı düzenlemeler yapılmış olmasının nedeni de budur.

 

Dava dosyasının incelenmesinden; Ankara Barosuna bağlı avukat olan davacının vekil olarak katıldığı Ankara 10. Aile Mahkemesi ve 12. Sulh Ceza Mahkemesinde görülen davalarda karşı tarafın avukatının davacının meslek kurallarına uymayan tutum ve davranışlarda bulunduğundan bahisle duruşmaların izlenmesi için yaptığı başvuru üzerine başvuru dilekçesinin ATİM'e havale edilerek bu merkezin yaptığı görevlendirme ile gözlemci avukat sıfatıyla merkezin üyesi avukatların anılan Mahkemelerdeki duruşmaları izlemiş oldukları anlaşılmaktadır.

 

Bakılmakta olan dava; davacının Ankara Barosu ve ATİM Başkanı ile gözlemci olarak görevlendirilen ATİM üyesi avukatlar hakkında görevi kötüye kullanma, yargı görevi yapanı ve adil yargılamayı etkileme ve haksız ücret ödenmesi suçlarını işledikleri yolunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunması üzerine Başsavcılıkça hazırlanan fezlekelerde şikayet konusu eylemlerin suç oluşturmadığından bahisle Bakanlığa sunulması ile Bakanlıkça bu görüş doğrultusunda şikayet olunan avukatlar hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

 

Yukarıda aktarılan Yasa ve Yönetmelik maddeleri ile yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere, avukatlar hakkındaki şikayetlerin disiplin hukuku kuralları çerçevesinde irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.

 

Bu kuralların uygulanma şekil ve süreci ile hangi makamların yetkili olduğu da Yasa ve Yönetmelikte açıkça düzenlenmiştir. Baroların görevlerini uygulamada yardımcı olmaya yönelik olarak oluşturdukları birimlerin, Yasa ve Yönetmelikte özellikle ve ayrıca düzenleme altına alınan disiplin kurallarını uygulama veya benzeri faaliyetlerde bulunma konusunda herhangi bir görev ve yetkiye sahip olamayacakları açıktır.

 

Bu açıklamalar karşısında Ankara Barosu Yönetim kurulunun kararı ile kurulmuş bulunan ATİM'in kuruluş amacı ne olursa olsun disiplin hukuku kurallarının işletilmesi gereken bir konuda faaliyette bulunmasının yasal bir dayanağı olmadığı açıktır.

 

Nitekim davacı hakkında şikayette bulunan avukatın aynı nedenlerle yaptığı başvurusu üzerine Baro Yönetim kurulunca soruşturmacı atanmak suretiyle yapılan soruşturma sonucu, davacı hakkında disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına karar verilmiş olup hukuki süreç bu şekilde işletilmiştir.

 

Bu durumda, davacı hakkında verilen şikayet dilekçesi üzerine disiplin kuralları çerçevesinde hukuki süreç başlatılması gerekirken yasal bir dayanağı olmayan gözlemci avukat görevlendirmesi şeklinde izlenen yöntem nedeniyle davacının yaptığı şikayet ve bu şikayetteki iddialarının irdelenerek bir karar verilmesi gerekmekte iken şikayetin ciddi bilgi, belge ve bulgulara dayanmadığı ve soyut iddia düzeyinde kaldığından bahisle reddine ilişkin işlemde ve davanın bu gerekçelerle reddine yönelik olarak verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.

 

Açıklanan nedenlerle Ankara 14. İdare Mahkemesi kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, 19.02.2010 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

 

AZLIK OYU

 

Danıştay Dava Daireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları tarafından verilen kararlar hakkında karar düzeltilmesi yoluna başvurulabilmesi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 54. maddesinde yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.

 

İstemde bulunan tarafından öne sürülen düzeltme nedenleri ise sözü edilen maddede belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymadığından, yasal dayanağı olmayan düzeltme isteminin reddi gerektiği oyu ile aksi yöndeki karara katılmıyorum.