Nafaka Miktarının Belirlenmesi

T.C. YARGITAY

3.Hukuk Dairesi
Esas:  2010/9064
Karar: 2010/12951
Karar Tarihi: 14.07.2010             www.neohukuk.net

ÖZET: Somut olayda davacı kadının babasından aldığı yetim aylığı ile aldığı nafaka toplamının birlikte değerlendirilerek, davalının ödeme gücü de nazara alınarak, hakkaniyete uygun bir artışa hükmedilmesi gerekirken, yoksulluk nafakasının artırılması talebinin reddi şeklinde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Velayet kendisine tevdii edilmeyen taraf, kendi maddi ve ekonomik olanakları ölçüsünde müşterek çocuğun başta bakım ve barındırma olmak üzere her türlü okul, eğitim ve gelişme giderlerine katılmakla yükümlüdür. İştirak nafakası belirlenirken ana babanın parasal olanakları göz önünde tutulmalıdır. Nafaka miktarının belirlenmesinde, doğru, makul, ödeme sınırları içerisinde olmasına özen gösterilmelidir.

(4721 S. K. m. 4, 175, 176)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.

Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davada tarafların boşandıkları, davacı kadın için 350 TL yoksulluk, müşterek çocuk için takdir edilen 150 TL iştirak nafakasının artan ihtiyaçlar nedeniyle yetersiz kaldığı ileri sürülerek, aylık 350 TL olan yoksulluk nafakasının 750 TL’ye müşterek çocuk N. için aylık 150 TL olan iştirak nafakasının reşit olduğu tarihe kadar 350 TL’ye yükseltilmesi istenilmiştir.

Davalı karşı davacı, boşanmadan sonra 650 TL yetim aylığı alan kadının yoksulluktan kurtulduğunu öne sürerek yoksulluk nafakasının kaldırılmasını istemiştir.

Mahkemece müşterek çocuk N.’ın 150 TL olan iştirak nafakasının 200 TL’ye yükseltilmesine, fazla talebin reddine, davalı tarafından açılan karşı davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı-karşı davacının temyiz itirazları yerinde değildir.

TMK. nun 176. maddesine göre <irat biçiminde ödenmesini karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da tarafların birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.

Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın kaldırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 7.10.1998 tarih ve 2-656-688 sayılı ilamında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların> yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
 
Dosyadaki delillerden davacı kadının babasından 618 TL yetim aylığı aldığı, davalı kocanın Profesör Doktor olduğu 3.878,20 TL geliri bulunduğu tespit edilmiştir.

Somut olayda davacı kadının babasından aldığı yetim aylığı ile aldığı nafaka toplamının birlikte değerlendirilerek, davalının ödeme gücü de nazara alınarak, TMK’nun 4. maddesindeki hakkaniyete uygun bir artışa hükmedilmesi gerekirken, yoksulluk nafakasının artırılması talebinin reddi şeklinde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Velayet kendisine tevdii edilmeyen taraf, kendi maddi ve ekonomik olanakları ölçüsünde müşterek çocuğun başta bakım ve barındırma olmak üzere her türlü okul, eğitim ve gelişme giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer taraftan iştirak nafakası belirlenirken ana babanın parasal olanakları gözönünde tutulmalıdır. Nafaka miktarının belirlenmesinde, doğru, makul, ödeme sınırları içerisinde olmasına özen gösterilmelidir.

Mahkemece, 1991 doğumlu olan müşterek çocuk N.’ın gelişim ve eğitim çizgisi gözönünde bulundurularak TMK’nun 4. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun bir miktar artışa hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu 150 TL’den 200 TL’ye artırılması şeklinde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.