KASTEN ÖLDÜRME, KORKU VE TELAŞLA MEŞRU SAVUNMA SINIRININ AŞILMASI

T.C.
YARGITAY
1 C.D.
Tarih:14.07.2011
Esas No:2010/939                    www.neohukuk.net
Karar No:2011/4508

İlgili Maddeler: TCK'nın 81, 21/2, 29, 62., TCK'nın 27/2 ve CMK'nın 223/3-c
İlgili Kavramlar:KASTEN ÖLDÜRME, KORKU VE TELAŞLA MEŞRU SAVUNMA SINIRININ AŞILMASI

Özet
KENDİSİNİN VE YANINDA BULUNAN EŞİ İLE ÜÇ ÇOCUĞUNUN VÜCUT BÜTÜNLÜĞÜNE YÖNELMİŞ, GERÇEKLEŞEN HAKSIZ BİR SALDIRIYI MEŞRU SAVUNMA KOŞULLARI İÇİNDE, ANCAK İÇİNE DÜŞTÜĞÜ HEYECAN, KORKU VE TELAŞ NEDENİYLE MEŞRU SAVUNMA KOŞULLARINI AŞARAK MAKTULÜ ÖLDÜREN SANIK HAKKINDA CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA KARAR VERMEK GEREKİR.


İçtihat Metni

Ali'yi olası kastla kasten öldürmekten sanık Tanju'nun yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne ilişkin (Malatya İkinci Ağır Ceza Mahkemesi) nden verilen 18.05.2009 gün ve 194/148 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii ile müdahiller vekili taraflarından istenilmiş, sanık müdafii duruşma da talep etmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcı lıgı'ndan tebliğname ile Dairemize gönderilmekle, kararda açıklanan nedenle duruş-masız, müdahîflerin temyizi üzerine incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1-  Sanık hakkında hükmolunan ceza süresi dikkate alındığında, sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.

2-  09.11.2005 günü saat 12.00 sularında Ş... ilçesi C. caddesinde bulunan Ö... pasajında patlatılan bomba nedeniyle bir kişinin ölüp, bir kişinin de yaralandığı, bu olayın şüphelisi olarak düşünülen, sivil araçla ve kıyafetle orada bulunan iki askeri görevlinin olayın hemen sonrasında yöre halkı tarafından yakalanıp, araçlarına, silahlarına ve diğer eşyalarına el konulduğu, bombalama eylemi nedeniyle olay yerinde kalabalık insan gruplarının oluştuğu, bu grupların bombalama eylemini bahane ederek kamu binalarına saldırıda bulundukları, bazı araçları yaktıkları, yolların bir kısmını ağaç direklerle bariyer yapmak suretiyle kapatıp, direkleri, lastik ve benzeri eşyaları yaktıkları, ilçede meydana gelen bu eylemden güvenlik güçlerini sorumlu tuttukları, güvenliği sağlamaya çalışan kolluk kuvvetlerine mukavemet gösterdikleri, şüpheli olduklarını düşündükleri iki askeri görevli ile araçlarında bulunan silahlar ve diğer eşyalarını güvenlik kuvvetlerine teslim etmedikleri, el koydukları aracı yaktıkları, bunun üzerine haikın mukavemetini güç kullanarak kırmayı başaran güvenlik kuvvetlerinin, iki askeri görevliyi kalabalıktan kurtararak İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürebildikleri, başkaca olay yeri tespiti, delil toplanması ve güvenliğin sağlanması işlemi yapamadan olay yerinden ayrılmak zorunda kaldıkları, bu arada kalabalık insan gruplarının sayılarının zaman ilerledikçe arttığı, ilçede güvenlik zafiyetinin oluştuğu, saat 16.30 sularında ilçede görevli Cumhuriyet Savası Harun tarafından söz konusu araç üzerinde delil toplanması amacıyla keşif yapılmasına karar verilip, heyet halinde olay yerine gidildiği, keşif yerine 60-70 metre uzaklıkta yine kalabalık bir insan grubunun cadde üzerinde beklemeye, ateş yakmaya devam ettikleri, mevsim ve coğrafi şartlar itibariyle havanın İyice kararmış olduğu, tanık olarak dinlenen Cumhuriyet Savcısı Harun'un anlatımına göre; keşfi bekleyen grubun bulunduğu yerden kimliği belirlenemeyen kişilerce uzun namlulu silahlarla havaya ateş açıldığı, hatta keşif heyetinin hemen yakınında bulunan ve yöre halkından olan Emin isimli şahsın, keşif yapılan araç içerisinde bulunan uzun namlulu silahı alarak şarjörünü taktığı ve kurma kolunu çekip, Cumhuriyet Savcısına ve yanındakilere doğrulttuğu, ancak keşif yerinde bulunan diğer kişilerce zor kullanılarak engel olunduğu, keşfin güvenlik sebebiyle yapılamaz duruma geldiği, bu sırada yaşanan olaylardan haberdar olmayan, Şemdinli Üçüncü Dağ ve Komanda Taburunda piyade uzman çavuş olarak görev yapmakta olan sanığın, bu olaydan bir gün önce idari izinli olarak, eşinin sağlık sorunları nedeniyle gittiği Van ilinden yanında eşi, beş, sekiz ve on yaşında olan üç çocukları olduğu halde, kendisine ait 42 ... 1935 plaka sayılı otomobille ilçeye döndüğü, ilçe girişinde gruplar halinde, yüzleri maskeli olan kişileri gördükleri, yolların direklerle kısmen kapatılmış, tekerleklerin yol ortasında yakılmış olduklarını görüp, endişelendikleri, bir yandan da ne olup bittiğini anlamaya çalıştıkları, bir fırsatını bulup, kısmen kapalı olan yolların bir bölümünü geçtikleri, kalabalığın bir kısmının otomobilin arkasında kaldığı, sanığın, aracının plakasının yabancı olması nedeniyle halk tarafından önceki olayla bağlantısı olduğunun düşünülebileceğinden endişe duyarak, aracının ön uzun farlarını kullandığı, ancak arkada kalan grupça aracın plakasının görülüp, sanığın güvenlik kuvveti mensubu olduğunun fark edildiği, önde bulunan gruba önceki yaşanan olayların etkisiyle "bu polis, durdurun, yakın yakın arabayı" diyerek bağırdıkları, bunun üzerine öndeki grubun sanığın bulunduğu araca yaklaşıp, arkadaki grupla birlikte aracı çember içerisine aldıkları, sanığın etrafını saran gruba "ben polis değilim, yapmayın" demesine karşın grubun ikna olmayarak ellerine geçirdikleri taş ve sopalarla araca vurdukları, tekme attıkları, aracı salladıkları, vurma sonucu aracın arka ve sol yan camının kırıldığı, aracın ilerleyemez olduğu, bir yandan da kalabalığın bulunduğu yerden silah seslerinin yükseldiği, araç içerisinde bulunan sanık ve ailesinin saldırı nedeniyle korktukları, aracın arka bölümünde oturan yaşı küçük çocukların, "baba biz ölmek istemiyoruz" diye bağırdıkları, kalabalık gruptan bazı kim-selerin, kırılan camlardan ellerini araca sokup, sanık ve beraberindekileri çekiştirdikleri, sanık ve eşinin çaresiz şekilde birbirlerine ne yapılması gerektiğini sordukları, sanığın, sol eline aldığı tabanca ile elini açık olan sol ön camdan dışarı çıkararak herhangi bir hedef gözetmeksizin rastgeie ateş etmeye başladığı, aynı zamanda kalabalığın arasından sağ eliyle kullandığı aracıyla ilerlediği, bu atışlar sırasında kalabalık içerisinde bulunan maktulün sağ spina ilhaka ve sol ön kolundan isabet aldığı, sağ spina iIIiakadarı aldığı isabet sonucu yaşamını yitirdiği, kalabalık içinde bulunan dört kişinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde, bir kişinin de TCK'nın 86/1. maddesi kapsamında kalacak şekilde yaralandıkları, maktul ve mağdurların vurulma sırasında bulundukları yerlerin bile saptanamadığı, sanığın, tabancasıyla ateşi sonucu kısmen dağılan grubun içerisinden aracıyla hızla uzaklaşarak görev yaptığı tabur lojmanına gidebildiği olayda;

Sanığın, kendisinin ve yanında bulunan eşi ile üç çocuğunun vücut bütünlüğüne yönelmiş, gerçekleşen haksız bir saldırıyı meşru savunma koşulları İçinde, ancak içine düştüğü heyecan, korku ve telaş nedeniyle meşru savunma sınırını aşarak maktulü Öldürdüğü anlaşıldığı halde; TCK'nın 27/2 ve CMK'nın 223/3-c maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerine, yazılı şekilde delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek TCK'nın 81, 21/2, 29, 62. maddeleri ile hüküm kurulması,

Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün tebliğ namedeki düşünceye aykırı olarak (BOZULMASINA), 14.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.