KAMULAŞTIRMASIZ EL KOYMA, UZLAŞMA ZORUNLULUĞU OLMAMASI 2942 Geçici 6,6111 s.kan.Geçici 2, 16.05.1956 T. 1/6 sayılı İçt.Brl.Kararı

   T.C.
  YARGITAY
5.Hukuk Dairesi

ESAS NO     : 2011 /17580
KARAR NO    : 2011 /20948

                      www.neohukuk.net
  Y A R G I T A Y   İ L A M I

MAHKEMESİ             :  ...........Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ                :   ............
NUMARASI              :   ............
DAVACI                :   ............ Vek. Av................
DAVALI                :    .............Vek.Av...............

 Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılarak üzerine pilon dikilip enerji nakil hattı geçirilen taşınmazın pilon yeri bedeli ile irtifak hakkı bedelinin tahsili   davasından dolayı yapılan yargılama sonunda :Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün  Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla , dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü ;
                 - K  A  R  A  R -       
        Dava , kamulaştırmasız el atılarak üzerine pilon dikilip enerji nakil hattı geçirilen taşınmazın pilon yeri bedeli ile irtifak hakkı bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
        Mahkemece,davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince  temyiz  edilmiştir.
        2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa  5999 sayılı kanunla eklenen  Geçici 6. maddedeki hükümlerin 6111 sayılı Kanunun Geçici 2.maddesi  uyarınca  04.11.1983 tarihinden sonraki kamulaştırmasız  el koyma işlemlerinde de uygulanacağı kabul  edilmiştir.
        5999 sayıkı Kanunla  eklenen Geçici 6. Maddesinin 1.fıkrasında  “ taşınmazlara malikin  rızası  olmaksızın  fiilen el  konulması  sebebiyle  malik  tarafından  ilgili idareden  tazminat  talebinde  bulunulması  halinde öncelikle  uzlaşma yoluna gidilmesi esastır “  hükmü getirilmiştir.
         Ancak ;
         Yargıtay  İçtihadı  Birleştirme  Büyük  Genel Kurulunun  16. 05. 1956 gün ve 1956 / 1-6  sayılı  kararı uyarınca  idarece  taşınmazına  kamulaştırmasız  el atılması halinde malik müdahalenin önlenmesi talebinde bulunabileceği gibi  bu fiili duruma raqzı olması halinde el konulan yerin  bedelini talep edebilir.
          Bu hüküm uyarınca  taşınmazına el konulan malik her zaman mahkemeye müracaat ederek  tazminat davası açabilir.  5999 sayılı Kanunla getirilen  uzlaşmaya gidilmesi hali kişinin dava açma hakkını ortadan kaldırmaz.
         Kanunda , uzlaşmanın önerilmesinin  amacı kişinin mahkemeye müracaat hakkını  ortadan  kaldırmak  değil ,  malikin  idareye  başvurması  halinde  uzlaşma  yolunun denenmesidir. 
         İdare uzlaşma talebinde bulunan  malik ile uzlaşma görüşmelerine başlamakla yükümlüdür. Malikin idareye başvurmadan doğrudan doğruya  dava açması hukukun temel prensiplerinden  biri olan hak arama  özgürlüğüne ilişkindir.
        Diğer bir deyişle  5999  sayılı Kanunla getirilen Geçici 6.maddenin 1.fıkrasındaki uzlaşma için idareye başvurma ; dava şartı olmadığı gibi ,taşınmaz maliki dava açmakla  uzlaşmak istemediği yönündeki iradesini ortaya koymuştur.
 Bu itibarla işin esasına girilerek yapılacak inceleme sonucuna göre  hüküm kurulması gerektiği düşünülmeden , yazılı gerekçelerle red kararı verilmesi,
 Doğru görülmemiştir.
        Davacı  vekilinin  temyiz  itirazları  yerinde  olduğundan hükmün  açıklanan nedenlerle   H. U. M. K. nun  428. Maddesi gereğince  BOZULMASINA , peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine ,  13.12. 2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.