EL ATMANIN ÖNLENMESİ VE ECRİMİSİL TALEBİ ( Mahkemenin Bozma İlamına Uyarak Yeni Gerekçelerle Karar Verdiği – Kararın Direnme Olarak Kabul Edilemeyeceği )

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2011/1-399
K. 2011/517
T. 13.7.2011
 
              www.neohukuk.net
• EL ATMANIN ÖNLENMESİ VE ECRİMİSİL TALEBİ ( Mahkemenin Bozma İlamına Uyarak Yeni Gerekçelerle Karar Verdiği – Kararın Direnme Olarak Kabul Edilemeyeceği )
• DİRENME KARARI ( El Atmanın Önlenmesi ve Ecrimisil Talebi – Mahkemenin Bozma İlamına Uyarak Yeni Gerekçelerle Karar Verdiği/Kararın Direnme Niteliğinde Olmadığının Gözetileceği )
• YEREL MAHKEMENİN BOZMAYA UYUP YENİ GEREKÇEYE DAYALI KARAR VERMESİ ( El Atmanın Önlenmesi ve Ecrimisil Talebi – Kararın Direnme Olarak Kabul Edilemeyeceği )
4721/m.683
1086/m.429
ÖZET : Dava, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamında yer alan “davalı şirketin kendi kullandığı yer bakımından ecrimisil belirlenerek davalının sorumlu tutulması isabetli olmadığı gibi, bu yere elatmanın önlenmesine karar verilmiş olması da isabetsiz olduğu” yönündeki bozma nedenine uyulmuş olmakla; mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı; bozmadan esinlenerek ortaya konulan yeni gerekçeye dayalı, yeni bir hüküm niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır.

DAVA : Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle H.U.M.K.nun 2494 sayılı Yasa ile değişik 438/II.fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine rarar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.

Davacı, şirket 295 ada 30 parsel sayılı mağaza vasıflı taşınmazın 4/10 payının kendisi 6/10 payının davalı şirkete ait olduğunu, davalı şirketin payı oranında yararlanmasına ve kullanmasına engel olduğunu, taşınmazdaki bağımsız bölümlerin büyük bir kısımını 3.kişilere kiraya vermek geri kalan bölümleri bizzat kullanmak yada ortaklarına tahsis etmek suretiyle işgal ettiğini ileri sürüp, asıl davada, 01.01.2003 – 01.08.2004 tarihleri arasında ana gayrimenkule dahil tüm bağımsız bölümler ve eklentilerinin getirebileceği azami kira gelirinin tespiti ile kendi hissesine düşen 1.875.026-44 YTL. nin tahsilini, birleşen davada; davalının müşterek mülkiyete konu taşınmazın tümü üzerindeki elatmanın önlenmesi ve yararlanmaya engel olunan tarih ile dava tarihi arasındaki dönem için 100.000-YTL. ecrimisilin yasal faizi ile tahsilini istemiş; ıslah dilekçesinde asıl davadaki talebini ecrimisil olarak bildirmiştir.

Mahkemece; davalının taşınmazdan davacının istifadesini engellediği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın da tümden kabulüne karar verilerek;

( … Davacının davasının kısmen kabulü ile taşınmazın davalı tarafından kiraya verilmek suretiyle kullanılan kısmı için 01.01.2003- 01.08.2004 dönemine ait 1.506.211 TL ecrimisil bedelinin dönem sonu tahakkuk tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline, birleşen İstanbul 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/195 E. Sayılı dosyasında : Davacının müdahalenin men’i davasının Kabulü ile taşınmazın davacıya ait 4/10 hissesine davalının müdahalesinin men’ine, Davacının bu dosya için davasının Kabulü ile davalının taşınmazın kendisinin kullandığı bölümler için davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 01.01.2003- 23.05.2005 dönemine ait 100.000.TL ecrimisil bedelinin İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/163 E. Sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak üzere dönem sonu tahakkuk tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline… ),

Hükmedilmiştir.

Özel Dairece; davalı şirketin taşınmazı kiraya vermek suretiyle dava dışı kişilere kullandırılmasının hukuken haklı ve geçerli bir nedeninin varlığı kabul edilemeyeceği , kiraya verilen bölümler bakımından davalının bu bölümleri kiraya vermek suretiyle muaraza yarattığı gözetilerek ecrimisilden sorumlu tutulması gerekeceğinden, ecrimisil kabul edilmiş olmasında kiraya verilerek tasarruf edilen yerler içinde muarazaa yaratıldığı benimsenerek elatmanın önlenmesi yoluyla muarazanın giderilmesine karar verilmesinin doğru olduğu; taşınmazda yer alan ve kiraya konu teşkil etmeyen boş bölümler yönünden de belirlenen tazminatın ecrimisile dahil edilerek kabul kapsamına alınması, ayrıca taşınmazı kullananan bir kısım kiracılardan kira adı altında davacı şirketin tahsil ettiği paraların ecrimisilde gözetilmeksizin mükerrer tahsilata meydan verecek şekilde karar kurulmuş olmasının doğru olmadığı, davalı şirketin kendi kullandığı yer bakımından ecrimisil belirlenerek davalının sorumlu tutulması isabetli olmadığı gibi, bu yere elatmanın önlenmesine karar verilmiş olmasının da isabetsiz olduğu gerekçesiyle karar bozulmuş; davacı vekilinin karar düzeltme isteği üzerine Özel Dairece, mülkiyet çekişmesi ve sorunu olmayan paylı taşınmazlarda, kullanma ve yararlanma biçimi yönünden hakimin müdahale zorunluluğu bulunduğunun tartışmasız olduğu, paydaşlık ilişkisinin devamında fayda ve zorunluluk olan hallerde, paydaşların sicilden kaynaklanan haklarını ihlal etmeksizin, diğer paydaşların hakları ile bağdaştığı ölçüde, somut olayın özelliğini, taşınmazın konumunu, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetlerini, tarafların ihtiyaç ve gereklerini gözetmek suretiyle paylı malın kullanılmasının zaman veya yer itibariyle paydaşlar arasında ne şekilde bölünebileceğini saptayıp buna göre karar vermek durumunda olduğu,bunun için de, taşınmaz başında keşif yapılarak, uzman bilirkişilerden açıklanan ölçütleri yansıtan, paylı taşınmazın zaman ve yer olarak bölünme biçimini belirleyen, çeşitli seçenekleri içeren rapor alınması, bunlardan en uygun olanına hükmedilmesi gerektiği, mahkemece kabul tarzı itibarı ile bu yasal düzenleme dahi gözetilmeden neticeye gidilmiş olmasının da doğru olmadığı belirtilerek, değinilen hususların da daire bozma kararına ilave edilmek suretiyle bozma kararının genişletilmesine karar verilmiştir.

Yerel Mahkemece; bozma ilamının “davalı şirketin kendi kullandığı yer bakımından ecrimisil belirlenerek davalının sorumlu tutulması isabetli olmadığı gibi, bu yere elatmanın önlenmesine karar verilmiş olması da isabetsiz olduğu” yönündeki bozma nedenine uyulmuş; karar düzeltmede getirilen bozma nedenlerine ve özellikle “taşınmazı kullanan bir kısım kiracılardan kira adı altında davacı şirketin tahsil ettiği paraların ecrimisilde gözetilmeksizin mükerrer tahsilata meydan verecek şekilde karar kurulmuş olması da doğru değildir.” Yönündeki bozma nedenine ise “dosyadaki ödeme belgelerinin ve icra dosyalarının dava konusu döneme ait olmadığı davacı tarafça dava konusu döneme ait kira paralarının tahsil edildiğinin de ispatlamadığı” gerekçesiyle direnilmiş; yeniden bilirkişi raporu alınarak karar verilmiştir.

Kararı davacı ve davalı vekili temyiz etmiştir.

I- Mahkemece bozma ilamına kısmen uyularak verilen karar yönünden;

Mahkemece bozma ilamında yer alan “davalı şirketin kendi kullandığı yer bakımından ecrimisil belirlenerek davalının sorumlu tutulması isabetli olmadığı gibi, bu yere elatmanın önlenmesine karar verilmiş olması da isabetsiz olduğu” yönündeki bozma nedenine uyulmuş olmakla, açık biçimde yeni hüküm olan bu kararın temyizen inceleme görevi Hukuk Genel Kuruluna ait değildir.

Bu yönlere ilişkin temyiz nedenlerini inceleme görevi Özel Daireye ait olup, bu inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.

II- Mahkemece bozma ilamına kısmen direnildiğinden bahisle kurulan hükme yönelik temyiz istemlerine gelince;

Hukuk Genel Kurulunca, esasa ilişkin nedenler incelenmeden önce mahkemenin kısmen direnme olarak adlandırdığı kararın, gerçekte yeni bir hüküm olup olmadığı, temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca mı Özel Dairece mi yapılması gerektiği ön sorun olarak ele alınmıştır.

Öncelikle belirtilmelidir ki, direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir ( HUMK. m. 429 ).

Eş söyleyişle; mahkemenin yeni bir delile veya bilgiye dayanarak ve gerekçesini değiştirerek karar vermiş olması halinde, direnme kararının varlığından söz edilemez.

Somut olayda da; yerel mahkemece ilk kararda yukarıda açıklanan şekilde karar verilmişken; direnme olarak adlandırılan kararda Daire bozma ilamından esinlenilerek “… Davacının davasının kısmen kabulü ile taşınmazın davalı tarafından kiraya verilerek kullanılan kısmı için 01.01.2003-01.08.2004 dönemine ait 1.123.335.00 TL ecrimisil bedelinin dönem sonu tahakkuk tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline,fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacının taşınmazın davalı tarafından kullanılan ve boş olarak bulunan kısımları için ecrimisil talebinin reddine, birleşen dosyada davacının meni müdahale davasının kısmen kabulü ile davacı tarafından davalı hissesine tecavüz edilen taşınmazın %11.05 lik kısmının müdahalesinin menine…” şeklinde hüküm kurulmuştur.

Hal böyle olunca; mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı; bozmadan esinlenerek ortaya konulan yeni gerekçeye dayalı, yeni bir hüküm niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır.

Şu durumda; bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi Hukuk Genel Kurulu’na değil, Özel Daireye aittir.

Bu nedenle, davalı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

SONUÇ : Yukarıda ( I ) ve ( II ) maddelerde açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 1. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 13.07.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.