ALACAK DAVASI ( Getirilen Müşteri Başına Kararlaştırılan Bedel Üzerinden Hesap Yapılacağına Dair Anlaşma/Alan Tarafın İtirazına Uğramayan Her İki Tarafın Defterine de Kaydedilen Faturanın Tarafları Bağlayacağı – Alacak Davasında Davalı Şirketçe Ödene

 

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2011/11-314
K. 2011/525
T. 13.7.2011
 
                 www.neohukuk.net
• ALACAK DAVASI ( Getirilen Müşteri Başına Kararlaştırılan Bedel Üzerinden Hesap Yapılacağına Dair Anlaşma/Alan Tarafın İtirazına Uğramayan Her İki Tarafın Defterine de Kaydedilen Faturanın Tarafları Bağlayacağı – Alacak Davasında Davalı Şirketçe Ödenen Miktar Düşülmek Suretiyle Karar Verileceği )
• FATURALARIN BAĞLAYICILIĞI ( Getirilen Müşteri Başına Kararlaştırılan Bedel Üzerinden Hesap Yapılacağına Dair Anlaşma/Alan Tarafın İtirazına Uğramayan Her İki Tarafın Defterine de Kaydedilen Faturanın Tarafları Bağlayacağı – Sözleşmenin de Fatura Uyarınca Değişmiş Kabul Edileceği )
• SÖZLEŞME HÜKÜMLERİNİN FATURA İÇERİĞİNE GÖRE DEĞİŞMESİ ( Getirilen Müşteri Başına Kararlaştırılan Bedel Üzerinden Hesap Yapılacağına Dair Anlaşma/Alan Tarafın İtirazına Uğramayan Her İki Tarafın Defterine de Kaydedilen Faturanın Tarafları Bağlayacağı – Sözleşmenin de Fatura Uyarınca Değişmiş Kabul Edileceği )
6762/m.23
ÖZET : Dava, sözleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir. Uyuşmazlık; davalı Ltd. Şti tarafından düzenlenen tarihli faturanın kısmi fatura niteliğinde olup olmadığı; davacı tarafça ticari defterlerine kaydedilmiş olmasının, fatura muhteviyatı itibariyle davalı şirket tarafından davacının mağazasına müşteri getirildiği, kişi başına hesap yapıldığı ve hizmet bedelinin de bu hesap üzerinden benimsendiği ve sözleşme koşullarının da bu duruma göre değiştirildiği anlamına gelip gelmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Bu haliyle, bulunması gereken zorunlu unsurları kapsayan, alan tarafın itirazına uğramayan, her iki tarafın defterine de kaydedilen faturanın tarafları bağlayacağının ve sözleşme hükümlerinin de fatura içeriğine göre değiştiğinin kabulü gerekir. Davacı tarafın ödediği belirlenen avanstan davalı şirketçe ödenen miktar düşülmek suretiyle sonucuna göre bir karar vermek ve varsa davacının alacağının tahsiline hükmetmek olmalıdır.

DAVA : Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, sözleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; davacı vekili tarafından temyizi üzerine hüküm,Özel Dairece yukarıya metni aynen alınan gerekçe ile bozulmuştur.

Yerel Mahkemece önceki gerekçelerle direnilmiş; karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık; davalı C… – T… T… S… İşl. Ve San. Ltd.Şti tarafından düzenlenen 8.4.2005 tarihli faturanın kısmi fatura niteliğinde olup olmadığı; davacı tarafça ticari defterlerine kaydedilmiş olmasının, fatura muhteviyatı itibariyle davalı şirket tarafından davacının mağazasına 3016 müşteri getirildiği, kişi başına 25 Euro’dan hesap yapıldığı ve hizmet bedelinin de 75.400 Euro olduğunun benimsendiği ve sözleşme koşullarının da bu duruma göre değiştirildiği anlamına gelip gelmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Dosyada bulunan 18.10.2004 tarihli, tarafları Mağaza – C… Kuyum ve acente-K… T… ( C… T… T… S… İ… ve San. Ltd. Şti. ) olan sözleşmede; 01.11.2004-30.04.2005 tarihleri arasında mağazaya davalı şirket tarafından 18 yaşın üzerinde 5000 kişinin getirileceği; yolcu başına 95 Euro tahsil edileceği; 25.10.2004 tarihinde 50.000 Euro, 17.11.2004 tarihinde 50.000 Euro, 17.12.2004 tarihinde 50.000 Euro, 02.01.2005 tarihinde 50.000 Euro olmak üzere 200.000 Euro avans ödemesi yapılacağı, kararlaştırılmıştır.

Sözleşme uyarınca davalı C… – T… Ltd. Şirketi tarafından 8.4.2005 tarihli faturanın düzenlenmiş, fatura içeriğinde; “3016 kişi için 25 Euro bedelden hesaplama yapılarak 75.400 Euro ( TL olarak 130.155,48 ) mağazanıza müşteri getirme bedeli” açıklamasına yer verilmiştir.

Söz konusu faturanın hem davacı hem de davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, mahkemece alınan 06.11.2006 ve 18.2.2008 tarihli bilirkişi raporlarıyla belirgin olup; bu konuda bir uyuşmazlık ta bulunmamaktadır.

Davacı şirket, faturanın tarafına gönderilmesinden sonra defterine kaydetmiş ve içeriğine de itiraz etmemiştir. Davalı şirket ise, aynı sözleşmeye dayanarak fazla hizmete yönelik bu fatura dışında ayrıca bir fatura düzenlemiş de değildir.

Bilindiği üzere fatura 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 229.maddesine göre; satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.

Diğer taraftan, Türk Ticaret Kanunu’nun 23. maddesinin birinci fıkrasında; “Ticari işletmesi icabı bir mal satmış veya imal etmiş veyahut bir iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş olan tacirden, diğer taraf kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” denilmekte, ikinci fıkrasında da; “Bir faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır.” hükmü yer almaktadır.

Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’nun 27.06.2003 tarih ve 1/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda fatura üzerine yazılan kayıtların etkisi ayrıntısıyla irdelenmiş; faturada bulunması gerekmeyen bir hususun faturada gösterilmesi halinde buna itiraz edilmemesinin faturayı alanı bağlamayacağı; faturada yer alması gereken asli unsurların faturaya yazılması halinde ise, alanın bunlara itiraz etmemesi durumunda bu hususu kabul etmiş sayılacağı benimsenmiştir.

Hemen burada faturanın münderecatından ( zorunlu içeriğinin ) ne anlaşılması gerektiğinin açıklanması yararlı olacaktır:

Konunun düzenlendiği Vergi Usul Kanunun 230. maddesinde faturada en az bulunması gereken bilgiler; ( 1. Faturanın düzenlenme tarihi seri ve sıra numarası; 2. Faturayı düzenleyenin adı, varsa ticaret unvanı, iş adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası; 3. Müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve hesap numarası; 4. Malın veya işin nev’i, miktarı, fiyatı ve tutarı; 5. ( Değişik bent: 04/12/1985 – 3239/19 md. ) Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası.. ) olarak belirtilmiştir.

Görülmektedir ki, yapılan işin miktarı, fiyatı, tutarı, nevi, bedel gibi hususlar faturada bulunması gereken asli unsurlardandır.

Davalı şirket tarafından düzenlenen 08.04.2005 tarihli faturada sözleşmede kararlaştırılanın aksine müşteri sayısı 3016, kişi başı ödenecek ücret ise 25 Euro olarak faturaya kaydedilmiş ve bu fatura itiraza konu olmaksızın tarafların defterlerine kaydedilmiştir. Faturada başkaca fatura edilmeyen borç olduğuna, ya da bunun kısmi borcu içerdiğine ilişkin açık bir kayıt da bulunmamaktadır.

Bu haliyle, bulunması gereken zorunlu unsurları kapsayan, alan tarafın itirazına uğramayan, her iki tarafın defterine de kaydedilen faturanın tarafları bağlayacağının ve sözleşme hükümlerinin de fatura içeriğine göre değiştiğinin kabulü gerekir.

Kaldı ki, Vergi Denetmeni tarafından düzenlenen 30.03.2009 tarihli, davalı C…-T… Ltd. Şirketinin vergi inceleme raporunda, davalı şirket yetkilisinin davacı şirketle yapılan çekişme konusu hizmetle ilgili olarak; “… Söz konusu ödemelerden ( Davacı şirketçe yapılan ) yalnızca toplam 75.865 Euro’luk kısmının kendilerince tahsil edildiği, bu tahsilat için kendilerinin de 08.04.2005 tarih ve 444088 sayılı fatura tanzim ettikleri, toplam 27.672 Euro tutarlı tahsilatın ise avans niteliğinde olduğu, hizmet ifası olmadığı, bu nedenle bu tutarın S… …A.Ş.’ye iade edilmesi gerektiği, ancak şirket iflas durumunda olduğundan ödeyemedikleri…” beyanında bulunduğu da görülmektedir. Bu beyan da sözleşme içeriğinin taraflarca değişikliğe uğratıldığını ortaya koymaktadır.

Öte yandan,davacı yan getirilen müşteri sayısının daha az olduğunu iddia etmişse de, hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine Özel Dairece yapılan bozma incelendiğinde taraflar arasında yapılan 18.10.2004 tarihli sözleşmenin davalı şirket tarafından düzenlenen 08.04.2005 tarihli fatura içeriğine göre müşteri sayısının 3016; kişi başı ücretin ise 25 Euro olarak değiştiğinin kabulü gerektiğinin bozma ilamında belirlendiği, bozma ilamına karşı davacı vekilinin karar düzeltmeye gelmemekle müşteri sayısının davacı şirket yönünden de 3016 olduğu yönünde davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında dile getirilerek kabul görmüştür.

O halde, mahkemece yapılacak iş; bozma ilamında ve yukarıda açıklandığı üzere taraflar arasında düzenlenen 18.10.2004 tarihli sözleşmenin, fatura içeriğinin kesinleşmesi ve faturanın taraf defterlerine kaydedilmiş olması nedenleriyle değiştiğinin kabulü ile davalı şirket tarafından düzenlenen 08.04.2005 tarihli fatura içeriğindeki gibi 3016 müşteri ve 25 Euro kişi başı ücretten hesaplama yapılarak; davacı tarafın ödediği belirlenen avanstan davalı şirketçe ödenen miktar düşülmek suretiyle sonucuna göre bir karar vermek ve varsa davacının alacağının tahsiline hükmetmek olmalıdır.

Sonuçta; Hukuk Genel Kurulu’nca da yukarıdaki ilave gerekçelerle benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda açıklanan ilave gerekçe ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerle H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 13.07.2011 gününde oyçokluğu ile karar verildi.