TASARRUFUN İPTALİ DAVASI ( İvazsız Tasarrufların İptal Edilebilmesi İçin 3. Kişinin İyiniyetli Olması ya da Borçlunun Alacaklısından Mal Kaçırmak Kastıyla Hareket Ettiği Konusunu Bilip Bilmemesinin Önemli Olmadığı )

T.C.

YARGITAY

17. HUKUK DAİRESİ

 

E. 2010/1693              www.neohukuk.net

K. 2010/3947

T. 27.4.2010

• TASARRUFUN İPTALİ DAVASI ( İvazsız Tasarrufların İptal Edilebilmesi İçin 3. Kişinin İyiniyetli Olması ya da Borçlunun Alacaklısından Mal Kaçırmak Kastıyla Hareket Ettiği Konusunu Bilip Bilmemesinin Önemli Olmadığı )

 

• İ

VAZSIZ TASARRUFLAR ( İptal Edilebilmesi İçin 3. Kişinin İyiniyetli Olması ya da Borçlunun Alacaklısından Mal Kaçırmak Kastıyla Hareket Ettiği Konusunu Bilip Bilmemesinin Önemli Olmadığı )

 

• BAĞ

IŞLAMA ( Tasarrufun İptali - Akdin Yapıldığı Sırada Kendi Verdiği Şeyin Değerine Göre Borçlunun İvaz Olarak Pek Aşağı Bir Fiyat Kabul Ettiği Akitler Bağışlama Hükmünde Sayıldığı )

 

• FAHİŞ

FARK ( Tasarrufun İptali - Taşınmazın Gerçek Değeri İle Tapudaki Değeri Arasında Bir Misli ve Daha Fazla Bir Farkın Fahiş Olarak Kabulü Gerektiği )

 

2004/m.

278

 

 

ÖZET : Dava, tasarrufun iptali istemidir. Akdin yapı

ldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler bağışlama hükmünde sayılır. Taşınmazın gerçek değeri ile tapudaki değeri arasında bir misli ve daha fazla bir farkın, fahiş olarak kabulü gerekir.

 

İvazsız tasarrufların iptal edilebilmesi için, 3. kişinin iyiniyetli olması ya da borçlunun alacaklısından mal kaçırmak kastıyla hareket ettiği konusunu bilip bilmemesi önemli değildir.

DAVA : Taraflar arası

ndaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı Bülent vekilince istenmiş olmakla temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

 

KARAR : Davacı

vekili davalılardan Kazım'ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını, ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kendisine ait taşınmazı amcasının oğlu olan diğer davalı Bülent'e sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.

 

Davalı

lardan Kazım ve Bülent davanın reddini istemişler, diğer davalı cevap vermemiştir.

 

Mahkemece davalı

lardan Şirket yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, davalılar Kazım ve Bülent arasında akrabalık bulunması ve taşınmazın düşük bedelle satılması nedeniyle bu davalılara yönelik davanın kabulüne ve davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmiş, hüküm davalılardan Bülent vekili tarafından temyiz edilmiştir.

 

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararı

nın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, takibe konu borcun kaynağının davacı ile davalılardan Kazım arasında tasarruf tarihinden önce yapılan bir başka taşınmaz alım satımından kaynaklandığının anlaşılmasına, tasarrufa konu taşınmazın tapudaki satış bedeli 25.000.00 YTL olarak gösterilmesine karşın tasarruf tarihindeki gerçek değerinin 94.000.00 TL olduğunun bilirkişi raporunda açıkça vurgulanmasına, İİK'nın 278/2. fıkrasında akdin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği, akitlerin bağışlama hükmünde sayılacağının ve iptale tabi olduğunun öngörülmesine devamlılık arz eden yargısal uygulamalara göre taşınmazın tapudaki satış değeri ile gerçek değeri arasında bir misli ve daha fazla farkın fahiş olarak kabulü gerekmesine, söz konusu maddenin uygulandığı hallerde 3. kişinin iyiniyetli ya da borçlunun alacaklısından mal kaçırmak kastıyla hareket ettiği konusunu bilip bilmemesinin önem arzetmemesine, öte yandan 3. kişi olan Bülent'in taşınmazı gerçek değeri ile satın aldığını ve de tapuda gösterilen satış bedelinden ayrı ödemelerde bulunduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olmasına, kaldı ki davalılar arasında uzak da olsa bir akrabalığın da bulunmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre,

 

SONUÇ : Davalı

Bülent vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ( ONANMASINA ), 27.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.