Tapu İptali ve Tescil - Miras Bırakanının Taşınmazı Devrettiği Kişi veya Onun Mirasçısı ya da Kötü Niyetli Olarak Taşınmazı Devralan Kişiler Aleyhine Açılabileceği

T.C.

YARGITAY

1. HUKUK DAİRESİ

 

 

E. 2009/10655                   www.neohukuk.net

K. 2010/1248

T. 9.2.2010

• MURİ

S MUVAZAASI ( Tapu İptali ve Tescil - Miras Bırakanının Taşınmazı Devrettiği Kişi veya Onun Mirasçısı ya da Kötü Niyetli Olarak Taşınmazı Devralan Kişiler Aleyhine Açılabileceği )

 

• TAPU İ

PTALİ VE TESCİL ( Muris Muvazaası Nedenine Dayalı - Miras Bırakanının Taşınmazı Devrettiği Kişi veya Onun Mirasçısı ya da Kötü Niyetli Olarak Taşınmazı Devralan Kişiler Aleyhine Açılabileceği )

 

• HAK DÜ

ŞÜRÜCÜ SÜRE ( Muris MuvazaasıHukuksal Nedenine Dayalı Davalarda Herhangi Bir Hak Düşürücü Süre veya Zamanaşımının Söz Konusu Olmadığı )

 

• ZAMANA

ŞIMI ( Tapu İptali ve Tescil - Muris Muvazaası Hukuksal Nedenine Dayalı Davalarda Herhangi Bir Hak Düşürücü Süre veya Zamanaşımının Söz Konusu Olmadığı )

 

• HUSUMET ( Muris Muvazaası

Hukuksal Nedenine Dayalı Tapu İptali ve Tescil - Miras Bırakanının Taşınmazı Devrettiği Kişi veya Onun Mirasçısı ya da Kötü Niyetli Olarak Taşınmazı Devralan Kişiler Aleyhine Açılabileceği/Muris Hayatta İken Bu Tür Bir Dava Açılamayacağı )

 

4721/m.1023, 1024

 

 

818/m.18

 

 

1086/m.38

 

 

ÖZET : Dava, muris muvazaası

hukuksal nedenine dayalı tapu iptali, tescil isteğine ilişkindir. Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalar, miras bırakanının taşınmazı devrettiği kişi veya onun mirasçısı ya da kötü niyetli olarak taşınmazı devralan kişiler aleyhine açılabilir. Bu davalarda herhangi bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı söz konusu değildir. Ancak, muris hayatta iken bu tür bir dava açılamaz.

 

DAVA : Taraflar arası

nda görülen davada;

 

Davacı

lar, miras bırakan Mehmet'in mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak 803 parsel sayılı taşınmazını oğlu Ömer'e temlik ettiğini, Ömer'in de muvazaalı şekilde davalı Yüksel'e devrettiğini ileri sürerek, tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır.

 

Davalı

lar, davanın reddini savunmuşlardır.

 

Mahkemece, davalı

Yüksel yönünden iyiniyetli olduğu gerekçesiyle, diğer davalılar bakımından husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.

 

Karar, davacı

lar vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

 

KARAR : Dava, Borçlar Yasası

'nın 18. maddesinden kaynaklanan muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali, tescil isteğine ilişkindir.

 

Davalı

Yüksel, on yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, iyiniyetli olduğunu, diğer davalılar da dedeleri Mehmet'in, sattığı taşınmazla ilgili olarak açtığı davanın retle sonuçlandığını bildirip, davanın reddini savunmuşlardır.

 

Mahkemece, davacı

ların 3. kişi konumundaki davalı Yüksel'e karşı muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil davası açamayacakları, davalı Yüksel'in iyiniyetli olduğu, diğer davalılara da husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

 

Miras bı

rakan Mehmet'in 10.01.2008 tarihinde vefat ettiği, mirasçıları olarak davacı kızları ile 12.05.1993 tarihinde ölen oğlu Ömer'in çocukları davalılar Filiz ve Emel'in kaldıkları, davaya konu 803 parsel sayılı 637 m2 miktarlı, kargir ev ve avlusu nitelikli taşınmaz muris Mehmet'e aitken intifamı uhdesinde bırakıp çıplak mülkiyetini 650 bin lira bedelle 13.02.1987 tarihinde oğlu Ömer'e satış suretiyle temlik ettiği, Ömer'in de 26.07.1990 tarihinde davalı Yüksel'e yine satış suretiyle devrettiği kayden sabittir.

 

Muris muvazaası

hukuksal nedenine dayalı davalar, miras bırakanın muvazaalı sözleşme ile taşınmazı devrettiği kişi, onun mirasçısı ya da muvazaalı yahut kötü niyetli olarak taşınmazı devralan ikinci ve sonraki el durumunda bulunan kişiler aleyhine açılabilir.

 

Öte yandan, muris muvazaası

na dayalı iptal, tescil davalarında herhangi bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı söz konusu değildir. Başka bir anlatımla, muvazaalı işlem hiçbir hüküm doğurmaz ve muvazaa nedeninin ortadan kalkması ya da bir zamanın geçmesi ile görünürdeki batıl işlem geçerli hale gelmez. 01.04.1974 gün 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi muris muvazaasına dayalı davalar, miras bırakanın ardılı olarak değil, miras hakkının çiğnenmesinden ötürü zarara uğrayan kişi olarak ve kendi miras hakkına dayalı olarak açılmaktadır. Bu tür davalarda, dava hakkı murisin ölümü ile doğmaktadır. Muris hayatta iken bu tür bir dava açılmasına yasal olanak yoktur.

 

Ayrı

ca, tapu sicilindeki kayda iyiniyetle istinat ederek mülkiyet ya da diğer bir ayni hakkı iktisap eden kimsenin bu iktisabı yasal koruma altındadır ve aslolan kayden edinenin iyiniyetli olmasıdır. Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesinde hüküm altına alınan bu kural, sadece sözleşmenin yanlarını değil, aynı zamanda tapulu taşınmazların intikalinde güveni, toplum yararını ve huzurunu sağlamak amacı ile konulmuştur. Ancak, durumu bilen ya da bilebilecek konumda olan kişilerin bu haktan yararlanamayacakları da tartışmasızdır. ( TMK 1024. md.)

 

Somut olaya gelince;

Dinlenen tanı

klar, murisin taşınmazını bedel almadan oğlu Ömer'e devrettiğini, Ömer'in de "mirasçılar bu yeri elimden alır, size devredeyim, tapu masraflarını da ben yapayım" şeklinde kendilerine getirdiği teklifi kabul etmemeleri üzerine davalı Yüksel'e yine bedelsiz temlik ettiğini, Yüksel'in taşınmazı hiç kullanmadığını bildirmişlerdir. Davalı Yüksel, 03.11.2008 günlü cevap dilekçesinde, muris ve oğlu Mehmet ile sihri hısım olduklarını beyan etmiştir. Bu durumda, davalı Yüksel muvazaalı işlemi bilebilecek konumdadır. Bunun yanında, satın aldığı taşınmaz ev olup satış tarihinde intifa hakkı miras bırakan Mehmet'e aittir. Bir kimsenin ev nitelikli taşınmazı intifa hakkı ile yükümlü olarak alması, onu kullanmayacağı anlamına gelir ki, bu da hayatın olağan akışına ters düşer. Kaldı ki, davalı Yüksel taşınmazı intifa hakkı sahibi murisin ölümünden sonra da hiç kullanmamış, taşınmazı kullanan davacılardan birisi hakkında da bir yasal işlem başlatmamıştır. Bu durumda, davalı Yüksel'in iyiniyetli olduğundan ve Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesindeki koruyuculuktan yararlanacağını söylemek olanaksızdır.

 

Tüm deliller birlikte değ

erlendirildiğinde, muris Mehmet'in kız çocuklarından mal kaçırmak amacı ile taşınmazı oğlu Ömer'e bedelsiz, muvazaalı biçimde devrettiği, kayıt maliki Yüksel'in de iyiniyetli olmadığı sonucuna varılmaktadır.

 

Her ne kadar, davalı

lar Emel ve Filiz, muris tarafından açılan davanın reddedildiğini savunmuşlar ise de, miras bırakanın dava konusu taşınmazı oğlu Ömer'e temlik ettikten sonra, kayıt maliki olmadığı dönemde oğlu Ömer aleyhine elatmanın önlenmesi davası açtığı, daha sonra feragat ettiği ve davanın feragat nedeniyle reddedildiği, 1987/356-1988/5 sayılı o davanın eldeki davayı etkiler bir yönü olmadığı, kaldı ki, muvazaalı işlemi gerçekleştirenin kamufle amacıyla böylesine bir davayı açabileceği de izahtan varestedir.

 

Hal böyle olunca, davanı

n kabulüne karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.

 

SONUÇ : Davacı

ların, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMY'nin 428. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.