Kadastroca Tescil Harici Bırakılan Taşınmazın Tapu Kaydı Kapsamında Kaldığı İddiasına Dayalı Tescil İsteği - Tespit Dışı Bırakılan Taşınmazlar İçin Her Zaman Dava Açılabileceği

T.C.

YARGITAY

1. HUKUK DAİRESİ

 

 

E. 2009/13949                www.neohukuk.net

K. 2010/548

T. 25.1.2010

• TAPU KAYDI ( Kadastroca Tescil Harici Bırakılan Taşınmazın Tapu Kaydı Kapsamında Kaldığı İddiasına Dayalı Tescil İsteği - Tespit Dışı Bırakılan Taşınmazlar İçin Her Zaman Dava Açılabileceği )

 

• KADASTROCA TESCİ

L HARİCİ BIRAKILAN TAŞINMAZ ( Tapu Kaydı Kapsamında Kaldığı İddiasına Dayalı Tescil İsteği - Tespit Dışı Bırakılan Taşınmazlar İçin Her Zaman Dava Açılabileceği )

 

• ELATMANIN ÖNLENMESİ

( Tespit Dışı Bırakılan Taşınmazın Devletin Hüküm ve Tasarrufundaki Yerlerden Olması Halinde Kadastrodan Önceki Tapu Kaydına Dayanılarak Dava Açılamayacağı - Bu Taşınmazın Tapu Kaydı Kapsamında Kaldığı İleri Sürülerek Tescil Davası Açılabileceği )

 

• TESPİ

T DIŞI BIRAKILAN TAŞINMAZ ( Her Zaman Dava Açılabileceği - Tespit Dışı Bırakılan Taşınmazın Devletin Hüküm ve Tasarrufundaki Yerlerden Olması Halinde Kadastrodan Önceki Tapu Kaydına Dayanılarak Dava Açılamayacağı )

 

• HAK DÜ

ŞÜRÜCÜ SÜRE ( Tespit DışıBırakılan Taşınmazlar İçin Her Zaman Dava Açılabileceği )

 

3402/m.12

 

 

ÖZET : Dava, kadastroca tescil harici bı

rakılan taşınmazın tapu kaydı kapsamında kaldığı iddiasına dayalı tescil isteğine ilişkindir. Tespit dışı bırakılan taşınmazlar için her zaman dava açılabilir. Tespit dışı bırakılan taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerden olması halinde ise, kadastrodan önceki tapu kaydına dayanılarak elatmanın önlenmesi davası açılamaz. Ancak, bu taşınmazın tapu kaydı kapsamında kaldığı ileri sürülerek tescil davası açılabilir.

 

DAVA : Taraflar arası

nda görülen davada;

 

Davacı

, kadastro sırasında tescil harici bırakılan Şanlıurfa ili S... Mahallesi sınırları içindeki 126 dönüm miktarlı arazinin murisleri Ahmet Ağa Bin Mahmut'a ait Hicri 19 Şubat 1278 tarih ve 126 nolu tapu sınırları içinde kaldığını ileri sürerek, veraset ilamına göre davacılar adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemişlerdir.

 

Davalı

ve davaya dahil edilen Hazine, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

 

Mahkemece, S... Mahallesinde kadastro çalış

malarının 25.01.1963 tarihine kadar yapıldığı ve tespite itirazın bulunmadığı, kadastro gören yerlerde kadastro öncesine dayalı tapuların hukuki kıymetini yitirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

 

Karar, davacı

lar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; tetkik hakiminin raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:

 

KARAR : Dava, kadastroca tescil harici bı

rakılan taşınmazın tapu kaydı kapsamında kaldığı iddiasına dayalı tescil isteğine ilişkindir.

 

Davalı

Hazine, yörede kadastro çalışmalarının 1974 yılından önce yapıldığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davalı Belediye ise dava konusu taşınmazın kadastro sırasında tespit dışı bırakıldığını, 16.06.1999 tarihinde ham toprak niteliğiyle ihdasen Hazine adına tescil edildiğini bildirip, davanın reddini savunmuşlardır.

 

Mahkemece, kadastro gören yerlerde kadastro öncesi tapuları

n hukuki değerlerini yitirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

 

Toplanan delillerden ve tüm dosya içeriğ

inden davada dayanılan 1278 tarihli 126 numaralı tapu malikinin davacıların miras bırakanları olduğu, bu kaydın revizyon görmediği yörede kadastro çalışmalarının 27.12.1962-25.01.1963 tarihleri arasında yapıldığı, tarafların beyanlarına göre de çekişmeli taşınmazın tespit harici bırakıldığı anlaşılmaktadır.

 

Esasen bu yön mahkemenin de kabulündedir.

Hemen belirtilmelidir ki, tespit dışı

bırakma işlemi bir kadastro işlemi olmakla beraber bir tespit işlemi olmadığından ve taşınmazla ilgili tutanak düzenlenmediğinden, "tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki nedenlere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz" hükmünü getiren 766 sayılı Yasa'nın 31/2 ve 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddelerinin uygulama yeri yoktur. Bu tür davalar her zaman açılabilir.

 

Öte yandan kadastroca tespit dışı

bırakılan taşınmaz bakımından tutunulan tapu kaydı kadastro geçmekle işleme tabi olma özelliğini yitirdiğinden ve 3402 sayılı Yasa'nın 12/4. maddesi uyarınca delil durumuna düştüğünden tespit dışı taşınmaz bu hali ile devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer niteliği taşıyacağından bu gibi yerler için kadastrodan önceki tapu kaydına dayanılarak açılan elatmanın önlenmesi davasının dinlenmesine yasal olanak yok ise de, tespit dışı bırakılan taşınmazın tapu kaydı kapsamında kaldığı ileri sürülerek tescil davası açılabileceği kuşkusuzdur.

 

Diğ

er bir husus da, davalı belediye dava konusu taşınmazın 1999 tarihinde ham toprak niteliğiyle ihdasen Hazine adına tescil edildiğini bildirdiği halde bu yön üzerinde de durulmamıştır.

 

er Hazine adına oluşmuş bir kayıt var ise iptal isteği tescil isteğini kapsamaz ise de tescil isteğinin iptal isteğini kapsadığı da tartışmasız olup, anılan bu ilkenin gözetilmesi gerekir.

 

Hal böyle olunca, öncelikle dosyadaki mirasçı

lık belgesine göre tapu malikinin tüm mirasçılarının davada yer almalarının sağlanması, ondan sonra işin esasına girilerek Hazine adına bir kayıt oluşup oluşmadığının saptanması, 5519 sayılı Yasa uyarınca bazı istisnaları dışında sicil oluşmasının tescil hükmü ile mümkün olabileceği ihdasen oluşan tapu kaydının eğer aynı yere ait ise çifte tapu oluşturacağı ve davacıları bağlamayacağı hususunun değerlendirilmesi, davada dayanılan tapu kaydının yerinde uygulanması ve çekişmeli taşınmazın davacıların dayanağını teşkil eden tapu kapsamında kalıp kalmadığının açıklığa kavuşturulması ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

 

SONUÇ : Davacı

ların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nın 428. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.