- HİZMET TESPİTİ DAVASI - BEŞ YILLIK HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE - EMEKLİ SANDIĞI YASASINA TABİ OLARAK ÇALIŞMA- HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE YÖNÜNDEN İNCELEME YAPILMASI GEREĞİ- DAVACININ SSK ÖZLÜK DOSYASI VE ÜCRET ÖDEME BORDROLARININ CELBEDİLECEĞİ
T.C.
Yargıtay
Hukuk Dairesi 10


                                                  www.neohukuk.net
Tarih 21.03.2011
Esas No 2010/16914
Karar No 2011/3835

- HİZMET TESPİTİ DAVASI - BEŞ YILLIK HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE - EMEKLİ SANDIĞI YASASINA TABİ OLARAK ÇALIŞMA- HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE YÖNÜNDEN İNCELEME YAPILMASI GEREĞİ- DAVACININ SSK ÖZLÜK DOSYASI VE ÜCRET ÖDEME BORDROLARININ CELBEDİLECEĞİ

Özet

HİZMET TESPİTİ DAVALARI BEŞ YILLIK HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜREYE TABİDİR. BU NEDENLE 15.02.1990 TARİHİNDEN İTİBAREN 5434 SAYILI T.C EMEKLİ SANDIĞI YASASINA TABİ OLARAK ÇALIŞAN DAVACININ, SSK ÖZLÜK DOSYASI VE ÜCRET ÖDEME BORDROLARI CELBEDİLDİKTEN SONRA HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE YÖNÜNDEN İNCELEME YAPILARAK SONUCUNA GÖRE KARAR VERİLMESİ GEREKİR.



İçerik

Dava: Davacı, 28.04.1987 - 14.02.1990 tarihleri arasında davalı işveren yanında hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen hizmetlerinin tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki belgeler okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

Karar

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanunun 5. maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanunun 3. maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki, sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.

Maddenin açık ifadesi karşısında, davacının tespitini istediği sigortalı çalışmalarının sona erdiği tarihten sonra Emekli Sandığına tabi olarak çalışmasını sürdürmesinin hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı açıktır. Hukuk Genel Kurulunun 02.05.1997 tarih ve 1997/10-142 Esas 1997/406 Karar sayılı kararında da bu husus açıkça belirtilmiştir.

Ayrıca, davacının çalıştığı işyeri bir kamu kuruluşu olan Halk Bankasıdır. Kamu kuruluşlarında çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıl olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.6.2008 tarihli, 2008/21-429 Esas, 2008/437 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere, kamu kuruluşlarınca düzenlenen ücret ödeme bordrolarında sigorta primleri kesilmesine karşın, Kuruma bildirim yapılmamış, ya da primler ödenmemiş olsa bile, sigorta primi kesintisi yapılan dönemlerde geçen çalışmalar yönünden yukarıda açıklanan şekilde artık hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilmesi mümkün değildir.

Somut olayda; 15.02.1990 tarihinden itibaren 5434 sayılı T.C Emekli Sandığı Yasasına tabi olarak çalışan davacının, SSK özlük dosyası ve ücret ödeme bordroları celbedildikten sonra, yapılan açıklamalar çerçevesinde hakdüşürücü süre yönünden inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.