EMANET HESAPLARINA YATIRILAN AVUKATLIK ÜCRETLERİNDEN DAVALI AVUKATA FAZLA ÖDEME YAPILMIŞ OLDUĞU - HATALI ÖDEMENİN HAKSIZ İKTİSAP KURALLARI ÇERÇEVESİNDE İSTENİP İSTENEMEYECEĞİ - DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLEMEYECEĞİ
T.C.
Yargıtay
Hukuk Dairesi 3


                                             www.neohukuk.net
Tarih 05.04.2011
Esas No 2011/1119
Karar No 2011/5573

- ALACAK DAVASI - EMANET HESAPLARINA YATIRILAN AVUKATLIK ÜCRETLERİNDEN DAVALI AVUKATA FAZLA ÖDEME YAPILMIŞ OLDUĞU - HATALI ÖDEMENİN HAKSIZ İKTİSAP KURALLARI ÇERÇEVESİNDE İSTENİP İSTENEMEYECEĞİ - DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLEMEYECEĞİ

Özet

HERHANGİ BİR ŞART TASARRUFUNA DAYANMAYAN SALT HATALI ÖDEMENİN HAKSIZ İKTİSAP KURALLARI ÇERÇEVESİNDE İSTENİP İSTENEMEYECEĞİ TARTIŞILMADAN DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLMESİ BOZMAYI GEREKTİRMİŞTİR.



İçerik

Dava: Dava dilekçesinde 3.425 TL alacağın yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

Davacı vekili dilekçesinde, davalının davacı idare Muhakemat Müdürlüğünde görevli avukat olduğunu, davacı lehine sonuçlanan dava ve icra takiplerinden dolayı karşı taraftan tahsil edilerek emanet hesaplarına yatırılan avukatlık ücretlerinden davalı avukata fazla ödeme yapıldığını beyan ederek 3.429 TL fazla ödemenin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, davalının yapılan bu ödemede herhangi bir hile ve kusurunun bulunmadığı ve yapılan ödemenin 60 günlük idari dava açma süresi içinde geri alınmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

B.K.’nun 62. maddesi gereğince, borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse, yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdtirde ödediğini geri isteyebilir. Bu maddede belirtilen yanlışlık, eda ile ilgili olup, edada bulunan da bağışlama irade ve arzusunun bulunmadığını gösteren bir yanılmadır. Başka bir deyişle davacı idarenin hataya düşmeseydi, davalıya edada bulunamayacağı anlamına gelmektedir.

O halde dava konusu alacağın B.K.’nun 62. maddesindeki koşullara göre geri istenebileceği anlaşılmaktadır.

Bu durumda mahkemece; uzman bilirkişi aracılığı ile saptanan ve davacının almaya hak kazandığı alacağın tahsiline karar verilmesi gerekirken, mahkemece; dayanılarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Çünkü mahkemenin dayandığı İ.B.K. ile çözümlenen husus; hatalı intibak veya hatalı terfi işlemi gibi bir şart tasarrufun sonradan idare tarafından geri alınması halinde, daha önce bu şart tasarrufa dayanılarak memura yapılmış olan fazla ödemenin nedensiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri istenmesinin idare hukuku ilkelerine göre mümkün olup olmadığına ilişkindir.

Bu İ.B.K.’nın idare tarafından yapılan bütün ödemelere uygulanması halinde, idarenin haksız iktisap kurallarında hiçbir zaman yararlanamaması ve memurların yapmış oldukları bütün hatalı ödemelerin idare tarafından gerek ödeme yapılan kişilerden, gerekse ödemeyi yapandan geri alınamaması gibi bir sonuç doğuracağı ve bunun da idareyi işlemez duruma getireceği kabul edilmelidir.