ÖDENMEYEN PRİM VE DİĞER ALACAKLARININ TAHSİLİ - KURUM ALACAKLARINA İLİŞKİN OLARAK ON YILLIK ZAMANAŞIMININ GEÇMEDİĞİ - KURUM ALACAĞININ İHTİRAZİ KAYITLA ÖDENDİĞİ BELİRTİLMİŞ OLMASI - ÖDEME MAKBUZUNUN DOSYADA BULUNMADIĞI
T.C.
Yargıtay

Hukuk Dairesi 10


Tarih 11.04.2011
Esas No 2010/12765
Karar No 2011/5040

- ÖDEME EMRİNİN İPTALİ İSTEMİ - ÖDENMEYEN PRİM VE DİĞER ALACAKLARININ TAHSİLİ - KURUM ALACAKLARINA İLİŞKİN OLARAK ON YILLIK ZAMANAŞIMININ GEÇMEDİĞİ - KURUM ALACAĞININ İHTİRAZİ KAYITLA ÖDENDİĞİ BELİRTİLMİŞ OLMASI - ÖDEME MAKBUZUNUN DOSYADA BULUNMADIĞI

Özet

DAVALI KURUMUN DAVACIDAN TAHSİL İÇİN İCRA TAKİBİ YÜRÜTTÜĞÜ 2002 YILI 7. AY İLE 2004 YILI 11. AYLAR ARASI SİGORTA PRİMİ ALACAĞININ DOĞDUĞU MAHKEME KARARININ YARGITAY ONAMASIYLA KESİNLEŞTİĞİ 02.04.2009 TARİHİNDE YÜRÜRLÜKTE OLDUĞUNDAN ANILAN DÜZENLEMENİN UYGULANMASI GEREKİP, BUNA GÖRE, BAŞLADIĞI 02.04.2009 TARİHİNDEN ÖDEME EMRİNİN DAVACIYA TEBLİĞ EDİLDİĞİ 15.03.2010 TARİHİ İTİBARİYLE DAVAYA KONU KURUM ALACAKLARINA İLİŞKİN OLARAK ON YILLIK ZAMANAŞIMININ GEÇMEDİĞİNİN BELİRGİN OLMASINA VE HÜKÜM GEREKÇESİNDE DAVAYA KONU KURUM ALACAĞININ İHTİRAZİ KAYITLA ÖDENDİĞİ BELİRTİLMİŞ OLMASINA KARŞIN, BUNA İLİŞKİN ÖDEME MAKBUZU DOSYADA BULUNMADIĞINDAN, DAVACI BORCUNU ÖDEMİŞ İSE, BUNUN HÜKMÜN İNFAZINDA GÖZETİLMESİ MÜMKÜNDÜR.



İçerik

Dava: Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.

Mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.

Karar: Hükmün, davacının avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlatıldıktan ve Tetkik Hakimi M. A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki belgeler okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle; 506 sayılı Kanunun 80. maddesinde 3917 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu durumda zamanaşımı süresi bakımından, 3917 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden önceye ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden Kurumun alacak hakkı, Borçlar Kanununun 125. maddesinde öngörülen on yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, zamanaşımının başlangıç tarihi, anılan Kanunun 128. maddesi hükmü gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ile durmasına ilişkin 132. ve ardından gelen maddelerindeki düzenlemeler de burada uygulama alanı bulmaktadır. 08.12.1993 tarihi ve sonrasına ilişkin prim ve gecikme zammı borcu yönünden ise, 6183 sayılı Kanunun başlığını taşıyan 102. ve ardından gelen maddeleri uygulanacaktır. Anılan madde hükmüne göre zamanaşımı süresi beş yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı da, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yıl başı olarak belirlenmiştir. 06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanun ile bu konuda yeniden bir düzenleme yapılarak 506 sayılı Kanunun 80. maddesinin beşinci fıkrasında değişiklik yapılıp, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanunun 51. maddesiyle birlikte 102. maddesinin de uygulanmayacağı hükme bağlanarak 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki duruma dönülmüştür.

Sosyal güvenlik, niteliği gereği kamu hukuku alanına girmekte olup, hayatın çeşitli sosyal riskleri karşısında topluma, insan onuruna yaraşır asgari yaşam düzeyi sağlamayı amaçladığından, ücretler ile sigortalıların ve ölümleri durumunda hak sahiplerinin sosyal sigorta haklarının dokunulmaz olması sağlanarak, ücret ve sosyal sigorta yardımlarının olanaklı olduğu ölçüde, anılan kişilerin ellerine geçmesi ve kendileri ile geçimini sağlamak zorunda olduklarının gereksinimlerini sağlamaları için kanun koyucu tarafından bazı hükümleri dışında 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe sokulan 5510 sayılı Kanunun; Devir, temlik, haciz ve Kurum alacaklarında zamanaşımı başlığını taşıyan 93. maddesinin 2. fıkrasıyla, düzenlemesi getirilmiştir.

Bu kapsamda uyuşmazlığın çözümü, kanunların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin kuralların incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Kanunlar, metinlerinde belirtilen tarihte yürürlüğe girer ve buna bağlı olarak hukuksal sonuçlarını yürürlüğe girdiği tarihten sonrası için doğurmaya başlar. Kanunların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkileyip etkilemeyecekleri, yani, geçmişe etkili olup olmadıkları ile ilgili mevzuatımızda genel bir hüküm yoktur. Ancak,

Hukuk devletinin hukuki güvenlik ilkesi, herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutum ve davranışlarını buna göre güvenle düzenleyebilmesi anlamına gelir. Kişilerin davranışlarını düzenleyen kurallar onlara güvenlik sağlamalıdır. Bu güvenliğin sağlanabilmesi, her şeyden önce, devletin kendi koyduğu hukuk kurallarına kendisinin de uymasına bağlıdır.

Kanunların geriye yürümemesi kuralının istisnaları arasında; kazanılmış hakları ihlal etmemek kaydıyla kanunun yargılama hukukunu düzenlemesi, kamu düzeni ve genel ahlaka ilişkin olması ve beklenen (ileride kazanılacağı umulan) haklar bulunmaktadır. Tamamlanmış hukuki durumları yeni kanun veya düzenleyici kuralın etkilememesi ve onlar üzerinde hukuki sonuç doğurmaması ise, kazanılmış hakları saklı tutma amacı gütmektedir.

Anılan istisnalardan olmayan 5510 sayılı Kanunun 93. maddesinin 2. fıkrasının geriye yürüyeceğine ilişkin bir düzenlemede yoktur........