YARGICIN TAKDİR HAKKI - MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI - MANEVİ TAZMİNATIN TUTARINI ETKİLEYECEK ÖZEL DURUM VE KOŞULLAR - DAVACI YARARINA DAHA DÜŞÜK VE UYGUN MİKTARDA BİR MANEVİ TAZMİNAT TAKDİR EDİLMESİ GEREĞİ
T.C.
Yargıtay

Hukuk Dairesi 4                       www.neohukuk.net


Tarih 13.06.2011
Esas No 2011/6824
Karar No 2011/7287

- YARGICIN TAKDİR HAKKI - MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI - MANEVİ TAZMİNATIN TUTARINI ETKİLEYECEK ÖZEL DURUM VE KOŞULLAR - DAVACI YARARINA DAHA DÜŞÜK VE UYGUN MİKTARDA BİR MANEVİ TAZMİNAT TAKDİR EDİLMESİ GEREĞİ

Özet

MANEVİ TAZMİNATIN TUTARINI ETKİLEYECEK ÖZEL DURUM VE KOŞULLAR GÖZETİLEREK VE SOMUT OLAYA UYARLANARAK YARGICIN TAKDİR HAKKINI KULLANARAK DAVACI YARARINA DAHA DÜŞÜK VE UYGUN MİKTARDA BİR MANEVİ TAZMİNAT TAKDİR EDİLMESİ GEREKİR.



İçerik

Davacı N.M. vekili Avukat Ş.T. tarafından, davalı Za-Gür İnşaat Tic ve San. Ltd. Şti ve M.S. aleyhine 12/03/2007 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne dair verilen 23/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı Za-Gür İnşaat Tic. ve San. Ltd. Şti vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2- Davalının diğer temyiz itirazına gelince:

Dava, trafik kazası sonucu yaralanma ve maddi hasar nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece maddi tazminat istemi feragat nedeniyle reddedilmiş, manevi tazminat isteminin ise bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılardan Za-Gür İnşaat Ticaret ve San. Ltd. Şti. tarafından temyiz olunmuştur.

Borçlar Yasası'nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir.

Dava konusu olayın gelişimi, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacı yararına takdir olunan 25.000,00 TL manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdiri için kararın bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davalılardan Za-Gür İnşaat Tic. ve San. Ltd. Şti. yararına BOZULMASINA; davalının öteki temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 13.06.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.



T.C.
NİKSAR
ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO: 2007/79
KARAR NO: 2009/413

DAVA: Maddi-Manevi Tazminat

DAVA TARİHİ: 12.03.2007

KARAR TARİHİ: 23.12.2009

Davacı Nusret MERİÇ vekili tarafından davalılar Za-Gür İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti ve Murat SEMİZ aleyhine açılan maddi-manevi tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA: Davacı vekili 12/03/2007 havale tarihli dilekçesinde özetle, 13/12/2005 günü mülkiyeti davalılardan Za-Gür inşaat Ltd Şti ‘ye ait 06 Y.. 9. plaka sayılı kamyonun diğer davalı M.S.’in idaresinde iken müvekkilinin sevk ve idaresindeki 60 N. 8.. plaka sayılı araç ile çarpıştığını, meydana gelen kazada tüm kusurun davalı M.S. de olduğunu, diğer davalının da araç maliki olması nedeni ile kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince sorumlu olduğunu, meydana gelen kaza sonucu müvekkilinin hayati tehlike geçirdiğini ve sağ gözünü kaybettiğini ayrıca müvekkiline ait araçta 5000 TL’lik hasar meydana geldiğini, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5000 TL maddi, 35000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, duruşmadaki beyanlarında da, sigorta şirketi tarafından müvekkiline 50000 TL tazminat ödendiğini, bu nedenle maddi tazminata ilişkin taleplerinden feragat ettiklerini, kaza nedeni ile müvekkilinin genç yaşta gözünü kaybettiğini, bu kaybın maddi veya manevi olarak giderilmesine imkan olmadığını, bu hususun dikkate alınmasını bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı Za-Gür inşaat Ltd Şti vekili cevap dilekçesinde özetle, davaya konu kazanın meydana gelmesinde tüm kusurun davacı tarafta olduğunu, kazaya davacının dikkatsiz tutum ve davranışlarının sebebiyet verdiğini, ayrıca davalı M.S.’in mesai saati dışında müvekkil şirketin izin ve iradesi olmadan şirkete ait olmayan bir iş için şirkete ait aracı kullandığı sırada kazanın meydana geldiğini, bu nedenle müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, kaza sonrası verilen raporlardaki kusur oranları ve davacıya ait araçta meydana gelen zarar miktarını da kabul etmediklerini, talep edilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu, davacıya sigorta şirketi tarafından da tazminat ödendiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı M.S. duruşmadaki beyanında, suçsuz olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER: Niksar Sulh Ceza mahkemesinin 2007/361 esas 2008/79 karar sayılı dosyası celbedilmiş, tetkikinde; Niksar Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/575 esas sayılı 14/11/2007 tarihli iddianamesi ile 13/12/2005 tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile davalılardan M.S.’in TCK’nun 89/3b-son maddesi gereğince cezalandırılması talebi ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Niksar Sulh Ceza mahkemesinin 2007/361 esas 2008/79 karar sayılı 25/03/2008 tarihli kararı ile sanığın 3600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, ilgili kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür.

Dosya içindeki belgelerin tetkikinde, 13/12/2005 tarihinde meydana gelen kaza ile ilgili olarak kolluk tarafından 13/12/2005 tarihli görgü tespit tutanağı ve kaza yeri terk bildirim tutanağı tutulduğu, soruşturma sırasında 26/05/2006 tarihinde mahallinde keşif yapıldığı, keşif sonucu trafik polis memuru bilirkişi tarafından düzenlenen 31/05/2006 havale tarihli bilirkişi raporunda 06 Y.. 9. plaka sayılı aracı kullanan M.S.’in meydana gelen kazada belirtilmiştir.

Kovuşturma aşamasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 08/11/2006 tarihli bilirkişi raporunda belirtilmiştir.

Karayolları Genel Müdürlüğü 7. bölge müdürlüğü tarafından mahkememize gönderilen 11/03/2008 tarihli cevabi yazıda, kazanın meydana geldiği karayolunun Devlet yolu olup Niksar belediyesi imar sınırı dahilinde olduğundan meskun mahal içerisinde bulunduğu, belirtilen yolun daha önce gidiş-geliş tek yol olup 2005 yılı Mayıs ayında çalışmalara başlanıldığı ve yolun sağ tarafında dolgu yapılarak yolun çift yönlü olarak 2007 yılı Temmuz ayında trafiğe açıldığı, yolda çalışmaya başlanmadan önce kaza yerinin yaklaşık 100 m geri tarafına doğru gerekli trafik işaretlemesinin yapılmış olup yapılan işaretlemenin 04/05/2005 tarihinde tutanak altına alındığı, ilgili tutanağın yazı ekinde gönderildiği, yapılan işaretlemenin yol inşaatı bitirilip yolun açıldığı Temmuz 2007 tarihine kadar kaldığı, kazanın olduğu 13/12/2005 tarihinde yolda trafik işaretlemesinin mevcut olduğu bildirilmiştir.

Karayolları Genel Müdürlüğü 7. bölge müdürlüğü tarafından mahkememize gönderilen 11/03/2008 tarihli cevabi yazı dikkate alınmak sureti ile mahkememizce yeniden yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyeleri tarafından düzenlenen 07/09/2009 tarihli bilirkişi heyeti raporunda bildirildiği görülmüştür.

Ankara İl Emniyet müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında, 06 Y.. 9. plaka sayılı aracın Za-gür İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti adına kayıtlı olduğu bildirilmiştir.

Davacının sosyal ve ekonomik durumunun tespiti için ilçe emniyet müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında, şahsın yüksek okul mezunu, 32 yaşında evli olduğu, 800 TL maaş karşılığı işçi olarak çalıştığı, evinin kira olmadığı, 320 TL aylık aidat ödediği, 1992 model şahin marka otomobilinin olduğu, sağ gözünün kaza nedeni ile görmediği bildirilmiştir.

Davalı M.S.’in sosyal ve ekonomik durumunun tespiti için ilçe emniyet müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında, şahsın ilkokul mezunu, 41 yaşında evli olduğu, Za-gür inşaat şirketinde şoför olarak çalıştığı, 420 TL maaş aldığı, 100 TL kira ödediği, bakmakla yükümlü olduğu eşi, 2 çocuğu ve annesinin olduğunun bildirildiği görülmüştür.

GOP Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 23/12/2007 tarihli raporda, davacı N.M.’in 13/12/2005 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası nedeni ile sağ gözde pupillanın tamamen kaybolduğu, gözün tamamen rengini kaybettiği, sağ gözde görmenin tam kaybolduğu, meydana gelen sağ gözde tam görme kaybının işlev kaybı niteliğinde olduğu belirtilmiştir.

Davacı tanığı Z. M. duruşmadaki beyanında, kendisinin davacının kardeşi olduğunu, davacının kaza nedeni ile ölümden döndüğünü, sağ gözünü tamamen kaybettiğini ve yüzüne 200 ‘den fazla dikiş atıldığını, fiziksel görüntüsünün değiştiğini, neşeli ve hayat dolu bir insan iken kazadan sonra bunalıma girdiğini, psikolojik tedavi gördüğünü, gözünün görüntüsü, rengi ve şeklinin tamamen değiştiğini, aynaya bakamaz duruma geldiğini beyan etmiştir.

Davacı tanığı S. F. C. duruşmadaki beyanında, davacının 2000 yılından beri şirketlerinde çalıştığını, kazadan sonra 3-4 ay kadar çalışamadığını, sağ gözünü tamamen kaybettiğini, göz çevresindeki kemiklerin kırıldığını, yüzünün görüntüsünün değiştiğini, şirkette bilgi işlemde bilgisayar başında çalıştığını, halen de çalışmaya devam ettiğini, fakat tek gözü görmediği için çabuk yorulduğunu, kendisine ayda birkaç kez izin verdiklerini, tedavi ve psikolojik yardım almak amacıyla Ankara’ya gidip geldiğini, psikolojik durumunun iyi olmadığını beyan etmiştir.

Davacı tanığı A. H. Y. duruşmadaki beyanında, davacının yakın arkadaşı olduğunu, kazadan sonra davacıyı hastaneye kendisinin götürdüğünü, davacının 1,5 ay kadar Sivas ta yatılı tedavi gördüğünü, daha sonra Hacettepe de tedavisinin devam ettiğini, kaza nedeni ile sağ gözünü kaybettiğini, göz bebeğinin tamamen kaybolduğunu, yüzünde yara izleri kaldığını, bu durumu takıntı haline getirdiğini, fiziksel anlamda yüzünde çirkinleşme olduğunu, elini sürekli olarak yüzünde zarar gören kısımlara götürdüğünü, bu şekilde tik oluştuğunu, halen psikolojik yardım aldığını beyan etmiştir.

GEREKÇE: Gerek soruşturma aşamasında yapılan keşif sonucu trafik polisi bilirkişi tarafından düzenlenen 31/05/2006 havale tarihli bilirkişi raporunda gerekse kovuşturma aşamasında adli tıp kurumu Trafik İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 08/11/2006 tarihli bilirkişi raporunda her ne kadar meydana gelen kazada davacının kusurunun bulunmadığı, tüm kusurun davalı M.S. de olduğu belirtilmiş ise de, dosya içinde mevcut Ulaştırma Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğünün 11/03/2008 tarihli cevabi yazısı ve kaza sonrası davacıya ait araçta meydana gelen hasar durumu dikkate alındığında kaza mahallindeki işaretlemelere rağmen azami hız sınırına uymayan davacının da meydana gelen kazada kusurunun bulunduğu anlaşıldığından İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyeleri tarafından düzenlenen 07/09/2009 tarihli bilirkişi raporu mahkememizce oluşa daha uygun görülerek hükme esas alınmıştır.

Davalı şirket vekili cevap dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında, her ne kadar meydana gelen kazada tüm kusurun davacıda olduğunu, diğer davalı sürücünün herhangi bir kusuru bulunmadığını, ayrıca davalı M.S.’in mesai saati dışında müvekkil şirketin izin ve iradesi olmadan şirkete ait olmayan bir iş için şirkete ait aracı kullandığı sırada kazanın meydana geldiğini, bu nedenle müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, talep edilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu, davacıya sigorta şirketi tarafından da tazminat ödendiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiş ise de, hükme esas alınan İTÜ öğretim üyeleri tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, gerekçeleri açıklandığı üzere davalı M.S.’in meydana gelen kazada % 75 oranında kusurlu olduğu, yine davacı vekilinin duruşmadaki beyanlarında sigorta şirketinden 50000 TL tazminat alındığını belirtmek sureti ile maddi tazminat talebinden feragat ettiği bu anlamda davacı talebinin manevi tazminat isteminden ibaret bulunduğu, KTK 85/5 maddesinde işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olacağının belirtildiği, bu anlamda işleten olan davalı şirketin araç sürücüsü olan diğer davalının kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, aynı yasanın 86 maddesi gereğince işleten veya araç işleticinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya 3. kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat etmek suretiyle sorumluluktan kurtulabileceğinin belirtildiği, buna göre işletenin sorumluluktan kurtulabilmesi için kendisi ya da eylemlerinden sorumlu olduğu kimselerin kusurlarının olmadığı veya kazayı araçtaki bir bozukluğun etkilemediği, yine kazanın mücbir sebep veya zarar gören ya da 3. kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispatlamasının gerektiği, bu hususları ileri sürmek ve ispat etmek yükümlülüğünün işletene yüklendiği halde belirtilen hususların davalı tarafça ispat edilemediği anlaşıldığından davalı şirket vekilinin talepleri açıklanan nedenlerle mahkememizce yerinde görülmemiştir.

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, olay tarihinde davacı N.M.’in 60 N. 8.. plaka sayılı aracı ile Niksar istikametinden Akkuş istikametine seyrettiği sırada yolun sağından yola çıkarak sola dönmek isteyen davalı şirkete ait ve diğer davalı sürücü M.S.’in yönetimindeki 06 Y.. 9. plaka sayılı kamyonun sol yan arka tarafına çarptığı kazada tali yoldan ana yola girdiği sırada durup ana yolu dikkatlice kontrol etmesi, gelmekte olan ve duramayacak kadar yaklaşmış olan aracı fark ederek tedbirli davranıp bu aracın geçişini beklemesi gerektiği halde bu tedbirleri almadan tali yoldan ana yola çıkarak davacı aracının seyir yolunu kapatan davalı M.S.’in meydana gelen kazada % 75 oranında, olay yerinde bulunan trafik işaretlerini dikkate alarak yol çalışmaları yapılan ve hız sınırının 30 km olması nedeni ile hızını azaltması, daha yavaş ve dikkatli seyretmesi gerekirken bu tedbirleri almadan süratli seyreden davacının meydana gelen kazada % 25 oranında kusurlu bulunduğu, meydana gelen kaza sonucunda dosya içinde mevcut 23/10/2007 tarihli raporda da belirtildiği üzere davacının sağ gözünü tamamen kaybettiği, yine ceza dosyası içinde mevcut fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere kaza sonucunda davacının yüzünün görüntüsünün değiştiği, tanık beyanlarından 32 yaşında yüksek okul mezunu olan davacının kazadan sonra gözünü kaybetmesi nedeni ile psikolojik bunalıma girdiği, yaşama sevinicini kaybettiği, işini yapmakta zorlandığı anlaşıldığından kazanın oluş biçimi, tarafların kusur durumları, davacıdaki yaralanmanın niteliği ve tarafların sosyal ekonomik durumları ile manevi tazminatın niteliği ve amacı dikkate alınmak sureti ile davacı tarafın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü yönünde karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: ..............