SULH HUKUK MAHKEMESİNİN GÖREV ALANINDAKİ DAVA HAKKINDA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN KARAR VERMESİ ( Zilyetliğin Korunmasına İlişkin Dava - Karardan Sonra Davanın Sulh Hukuk Mahkemesinin Görevi İçinde Olduğu İleri Sürülerek İtiraz Edilemeyeceği )

T.C.

YARGITAY

8. HUKUK DAİRESİ

E. 2010/2663

K. 2010/5425

T. 9.11.2010

• ZİLYETLİĞİN KORUNMASINA İLİŞKİN DAVA ( Davanın Sulh Hukuk Mahkemesinde Görüleceği - Dava Asliye Hukuk Mahkemesinde Karara Bağlandıktan Sonra Davanın Sulh Hukuk Mahkemesinin Görevi İçinde Olduğu İleri Sürülerek İtiraz Edilemeyeceği )

• GÖREVLİ MAHKEME ( Zilyetliğin Korunmasına İlişkin Davanın Sulh Hukuk Mahkemesinde Görüleceği )

• SULH HUKUK MAHKEMESİNİN GÖREV ALANINDAKİ DAVA HAKKINDA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN KARAR VERMESİ ( Zilyetliğin Korunmasına İlişkin Dava - Karardan Sonra Davanın Sulh Hukuk Mahkemesinin Görevi İçinde Olduğu İleri Sürülerek İtiraz Edilemeyeceği )

4721/m.

981

 

 

1086/m.

8

 

 

ÖZET : Davacı vekili, dava konusu taşınmazın vekil edeninin zilyetliğinde olduğunu, davalının haksız olarak müdahale ettiğini iddia ederek davalının müdahalesinin önlenmesini talep etmiştir. Zilyetliğin korunması davalarında görevli mahkeme, Sulh Hukuk Mahkemesidir. Ancak, bir dava Asliye Hukuk Mahkemesinde karara bağlandıktan sonra davanın Sulh Hukuk Mahkemesinin görevi içinde olduğu ileri sürülerek üst mahkemede itirazda bulunulamaz. Bu husus dikkate alınmalıdır.

DAVA : Mehmet ile Süleyman aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının reddine dair Tuzla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 24.11.2009 gün ve 164/60 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, dava konusu taşınmazın vekil edeninin zilyetliğinde olduğunu, davalının haksız olarak müdahale ettiğini iddia ederek davalının müdahalesinin önlenmesini talep etmiştir.

Davalı, yapılan tebligata rağmen cevap vermediği gibi yargılama oturumlarına da katılmamıştır.

Mahkemece, dava konusu taşınmazın tapu maliklerinin verilen kesin süre içerisinde davaya dahil edilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu taşınmaz dava dışı Nedim ve müşterekleri adına kayıtlıdır. Davacı ve davalı bu taşınmaz üzerinde zilyet olduklarını iddia ve savunmaktadırlar. Bu nedenle dava tipik bir zilyetliğin korunması davasıdır. Böyle bir davada tapu kayıt malikinin davaya dahil edilmesi için davacıya kesin mehil verilip davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup doğru olmamıştır.

Tarafların taşınmaz üzerindeki hakları zilyetlikten kaynaklanmaktadır. TMK.nun 981 ve müteakip maddeleri, mal üzerinde zilyetlikten başka hiçbir hakkı bulunmayan kimsenin zilyetliğini korumak üzere konulmuş hükümleri ihtiva etmektedir. TMK.nun 973. maddesinde zilyetlik "bir şey üzerinde fiili hakimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir" biçiminde tanımlanmıştır. TMK.nun 982 ve 983. maddelerinde de zilyetlik herhangi bir hakka bağlı olmaksızın dava yoluyla korunmuştur. Kural olarak; zilyetliğin korunması davalarında görevli mahkeme, HUMK.nun 8/II-3 maddesi uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesidir. Ancak, bir dava Asliye Hukuk Mahkemesinde karara bağlandıktan sonra davanın Sulh Hukuk Mahkemesinin görevi içinde olduğu ileri sürülerek üst mahkemede itirazda bulunulamaz. ( HUMK.nun m. 7/3. fıkra, Yargıtay HGK. nun 11.10.2000 tarih ve 2000/8-1225 Esas-1281 Karar, 23.10.1991 tarih ve 1991/8-357 Esas-506 Karar sayılı kararları ). Bu nedenle görev yönünden bozma sevk edilmemiştir.

Mahkemece yapılacak iş; taraf delillerini toplayıp sonucuna göre karar vermektir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı olan hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), ve peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.