KAMBİYO SENETLERİ ( Medeni Usul Hukukunda Adi Senet Kabul Edilmesine Rağmen Ceza Hukukunda Resmi Varaka Hükmünde Olması )
T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU                           www.neohukuk.net

E. 2003/12-3

K. 2003/28

T. 22.1.2003

• ŞİKAYET ( İcra Memurunun Yasaya Aykırı Olarak Yaptığı İşlemin İptali )

• SENET ( Bir Kimsenin Vücuda Getirdiği ve Kendi Aleyhine Delil Teşkil Eden Yazılı Belge Olması )

• KAMBİYO SENETLERİ ( Medeni Usul Hukukunda Adi Senet Kabul Edilmesine Rağmen Ceza Hukukunda Resmi Varaka Hükmünde Olması )

• İCRA TETKİK MERCİİ ( Takip Hukukuna İlişkin Uyuşmazlıkları Çözme Görevini Yerine Getirirken Kural Olarak Tanık Dinleyemeceğinden Sınırlı Yetkili Olması )

• SAHTELİK İDDİASI ( İcra Tetkik Merciinin Sahtelik İddiasını İncelemesi Hakkındaki Yetkisinin Genel Mahkemeye Göre Kısıtlı Olması )

1086/m.298,314,38,309,317

2004/m.16

765/m.349


ÖZET : Senet, bir kimsenin vücuda getirdiği ve kendi aleyhine delil teşkil eden yazılı belgedir. Kambiyo senetleri Medeni Usul Hukukunda adi ( gayriresmi ) senet kabul edilmesine karşın Ceza Hukukunda resmi varaka ( senet ) hükmündedir.
Sahte bir senede dayanılarak aleyhine icra takibi yapılan borçlu, resmi veya gayri resmi senedin sahteliğini, açılmış bir davada hadise şeklinde ileri sürebileceği gibi, ayrı bir sahtelik davası da açabilir.
İcra Tetkik Mercii "takip hukukuna ilişkin uyuşmazlıkları çözme görevini yerine getirirken kural olarak tanık dinleyemeyeceğinden dar ( sınırlı ) yetkili olup, sahtelik iddiasını incelemesi hakkındaki yetkisi genel mahkemeye göre kısıtlıdır. Genel Mahkemeler senetteki sahtelik iddiasını daha detaylı bir biçimde inceleme imkanına sahiptir.
DAVA : Taraflar arasındaki "şikayet, borca itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Manisa İcra Tetkik Merciince takibin iptaline dair verilen 16.12.2001 gün ve 1999/691-86 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 11.6.2001 gün ve 2001/9476-10399 sayılı ilamı ile; ( ...Borçlu itiraz dilekçesinde çekin boş olarak elden çıktığını ileri sürmüş, aynı zamanda keşide tarihinde tahrifat yapıldığını iddia etmiştir. Adli Tıp Kurumundan alınan raporda kesin olarak iki keşide tarihinin olduğu tespit edilememiştir. Borçlu resmi evrakta sahtecilikten tahkikat yürütüldüğünü iddia ettiğinden sözü edilen ceza dosyası getirtilip İ.İ.K'nun 317. maddesindeki koşulların oluşup oluşmadığının da belirlenmesi gerekir. Mercice anılan hususların göz ardı edilerek takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, icra memurunun yasaya aykırı olarak yaptığı iddia edilen işlemin şikâyet yolu ile iptali istemine ilişkindir.
Davacı-borçlu, takip dayanağı çekin kooperatif yöneticilerinin rızası hilafına boş olarak elden çıktığını, M. Ali A. tarafından doldurulan çekin keşide tarihinde tahrifat yapılarak davalı-alacaklıya ciro edildiğini çekin keşide tarihinin kötü niyetli üçüncü şahıslar tarafından doldurulduktan sonra, yeniden keşide tarihinde tahrifat yapılması sebebiyle hamil ve ciranta aleyhine sahtecilikten tahkikat yürütüldüğünü ileri sürerek takibin iptaline ve haksız icra takibi nedeniyle %40 tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davalı-alacaklı, çek ciro edildiğinde tüm unsurların bulunduğunu, borçlunun çekin boş olarak elden çıkmasından sonra keşide tarihinde tahrifat yapıldığı yönündeki iddiasının kötü niyetli ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, takibin devamına ve %40'dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Tetkik Mercii'nin "keşide tarihindeki düzeltme borçlu kooperatifçe imzalanmadığından HUMK.nun 298. maddesi uyarınca keşide tarihinin yok sayılması gerektiği, bu durumda çekin kambiyo senedi vasfını haiz olmadığı" gerekçesiyle takibin iptaline dair verdiği karar, Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Borçlunun hamil ve ciranta aleyhine resmi evrakta sahtecilikten tahkikat yürütüldüğünü iddia ettiği ceza dosyasının getirtilerek, HUMK.nun 317. maddesindeki koşulların oluşup oluşmadığının belirlenmesinin gerekip gerekmediği, noktasındadır.
Senet, bir kimsenin vücuda getirdiği ve kendi aleyhine delil teşkil eden yazılı belgedir. Kambiyo senetleri Medeni Usul Hukukunda adi ( gayriresmi ) senet kabul edilmesine karşın Ceza Hukukunda resmi varaka ( senet ) hükmündedir. ( TCK. m. 349, II )
Sahte bir senede dayanılarak aleyhine icra takibi yapılan borçlu, resmi veya gayri resmi senedin sahteliğini, açılmış bir davada hadise şeklinde ileri sürebileceği gibi, ayrı bir sahtelik davası da açabilir. ( HUMK. m. 314. c 1 )
Diğer taraftan borçlu, C. Savcılığına yapacağı başvuru ile, evrakta sahtekarlık yapan kişi aleyhine ceza mahkemesinde sahtecilik davası açılmasını sağlayabilir. ( TCK. m. 339 vd. )

Takip dayanağı senet hakkında borçlunun "sahtelik iddiası" ile şikâyette bulunmasından sonra alacaklı hakkında "sahtecilik suçu"ndan dolayı kamu davası açılmış ise, bu davanın icra takibine etkisinin ne olacağı hakkında icra ve iflas yasasında bir hüküm bulunmadığından bu konuda HUMK. 317. maddesinin 2. cümlesinden yararlanarak soruna bir çözüm getirmek gerekir.
Bu noktada borçlu, ceza davasına şahsi hak bakımından müdahale ederek ( CMUK. m. 365 ) sahte senedin iptalini istemiş ve mahkeme, sahteliği iddia edilen senet hakkında bilirkişi incelemesi yapılmasına ve senedin yazıldığını görenlerin tanık olarak dinlenmesine karar vermiş ise, senet ceza davası sonuçlanıncaya kadar hiçbir işleme dayanak yapılamaz. ( HUMK. m. 317 c2 ) Eş deyişle, ceza davasının sonuçlanması, icra takibi için bekletici sorun yapılır. ( Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü C. 2, sh:1511, Talih Uyar Kambiyo Senetlerine İlişkin Suçların İcra Takibine Etkisi-Manisa Barosu Dergisi,1984 S:11, sh. 2 )
Bilindiği ve Anayasa Mahkemesinin 26.10.1965 gün ve 25/57 sayılı kararında ( R.G. 8.12.1965 sayı 1217 ) belirtildiği üzere icra tetkik mercii şikâyet ve itirazları belli bir usule uyarak yargılayan ve objektif hukuk kurallarını şikayet ve itirazlara uygulamak suretiyle bunları takip hukuku bakımından kesin hükme bağlayan mahkeme olarak tanımlanmaktadır.
Bu bağlamda İcra Tetkik Mercii "takip hukukuna ilişkin uyuşmazlıkları çözme görevini yerine getirirken kural olarak tanık dinleyemeyeceğinden dar ( sınırlı ) yetkili olup, sahtelik iddiasını incelemesi hakkındaki yetkisi genel mahkemeye göre kısıtlıdır. Genel Mahkemeler senetteki sahtelik iddiasını HUMK.nun 38, 309/1 ve 317. maddelerinin verdiği yetkiyle daha detaylı bir biçimde inceleme imkanına sahiptir.
Yukarıda yapılan açıklamaların ışığı altında somut olaya baktığımızda; Borçlu takip dayanağı çekin boş olarak elden çıktığını ileri sürdüğü gibi, keşide tarihinde de tahrifat yapıldığına işaretle, dilekçesinde hamil ve ciranta aleyhine resmi evrakta sahtecilikten tahkikat yürütüldüğünü bildirmiştir. Adli Tıp Kurumu Fizik/Grafoloji İhtisas dairesinin 23.10.2000 tarihli raporunda "keşide tarihinin altında bulunan rakamların okunamadığı " belirtilmekle yetinilmiş, çekte iki keşide tarihinin varlığı kesin olarak tespit edilememiştir.
Bu durumda tetkik merciince; ceza dosyası getirtilerek borçlunun şahsi hak bakımından müdahale ederek senedin iptalini isteyip istemediği, bilirkişi incelemesi yapılmasına ve tanık dinlemesine karar verilip verilmediğinin araştırılması ve böyle bir karar mevcut ise, HUMK.nun 317. maddesine göre artık bu senede göre işlem yapamayacağı cihetle, durumu ön ( bekletici ) mesele yapıp neticeyi beklemesi gerekirken, mahkemece yapılacak incelemeye ters düşebilecek biçimde, noksan tahkikatla takibin iptali ve direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ : Davalı-alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 22.01.2003 gününde, oybirliği ile karar verildi.