TAAHHÜDÜ İHLAL SUÇU - İCRA CEZA MAHKEMESİ KARARININ KESİNLEŞİP KESİNLEŞMEDİĞİ - KARARIN BORÇLUYA TEBLİĞ EDİLMEMESİ - YASA YARARINA BOZMA OLANAĞININ BULUNUP BULUNMADIĞI - TEBLİGATA RAĞMEN İTİRAZ YASA YOLUNA BAŞVURULMAMASI DURUMUNDA KARARIN KESİNLEŞECE
T.C.
YARGITAY
Ceza Genel Kurulu
Esas: 2009/16-5                    www.neohukuk.net
Karar: 2009/11
Karar Tarihi: 03.02.2009
TAAHHÜDÜ
İHLAL SUÇU - İCRA CEZA MAHKEMESİ KARARININ KESİNLEŞİP KESİNLEŞMEDİĞİ - KARARIN BORÇLUYA TEBLİĞ EDİLMEMESİ - YASA YARARINA BOZMA OLANAĞININ BULUNUP BULUNMADIĞI - TEBLİGATA RAĞMEN İTİRAZ YASA YOLUNA BAŞVURULMAMASI DURUMUNDA KARARIN KESİNLEŞECEĞİ
ÖZET: Hukuki uyuşmazlık, İcra Ceza Mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediği, dolayısıyla bu karara karşı, yasa yararına bozma yasa yoluna başvurma olanağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Kararın, yasa yoluna başvurma hak ve yetkisi bulunanlara, başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve şeklini gösterir açıklamalı tebligat ile tebliğ edilmesi, açıklamada mutlaka itiraz yasa yoluna başvurma süresinin kendilerine tebligat yapılmasından itibaren başlayacağının bildirilmesi gerekmektedir. Tebligata rağmen itiraz yasa yoluna başvurulmaması durumunda karar kesinleşeceğinden, ancak bu ahvalde yasa yararına bozma yasa yoluna başvuru olanaklı hale gelecektir. Kesinleşmeyen kararlara karşı yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulamaz.
(2709 S. K. m. 40) (2004 S. K. m. 340, 347) (5271 S. K. m. 34, 35, 40, 231, 232, 260, 309, 310) (YCGK. 25.04.2006 T. 2006/16-123 E. 2006/127 K.) (YCGK. 29.05.2007 T. 2007/7-114 E. 2007/113 K.) (YCGK. 01.05.2007 T. 2007/1-93 E. 2007/104 K.) (YCGK. 20.02.2007 T. 2007/5-46 E. 2007/39 K.)
Dava: Taahh
üdü ihlal suçundan sanık M. N. A.ın, İİY’nın 340. maddesi uyarınca 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin İzmir 1. İcra Ceza Mahkemesince 03.03.2008 gün ve 3717-852 sayı ile verilen karar yasa yollarına başvurulmadığından kesinleşmiştir.
Adalet Bakanlığınca 20.06.2008 gün ve 35451 sayı ile şikayetin bir yıllık süre gerçekleştikten sonra yapıldığı gözetilmeden mahkumiyet hükmü kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle yasa yararına bozma isteminde bulunulması üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 16. Hukuk Dairesince 27.10.2008 gün ve 6696-6744 sayı ile;
<...Somut olaya baktığımızda, borçlunun 28.06.2005 tarihli tutanakla borcunu, 17.08.2005 tarihinde 5.740,00 YTL (740.00 YTL vekalet ücreti ile), 17.11.2005 tarihinde 5.740.00 YTL (740.00 YTL vekalet ücreti ile), 17.02.2006 tarihinde 5.740.00 YTL (740.00 YTL vekalet ücreti ile), 17.05.2006 tarihinde 5.000.00 YTL, 17.08.2006 tarihinde 5.000.00 YTL, 17.11.2006 tarihinde 5.000.00 YTL, 17.02.2007 tarihinde 5.000.00 YTL, 17.05.2007 tarihinde 4.951.44 YTL olmak üzere taksitler halinde ödemeyi taahhüt etmesine rağmen, 28.06.2005 tarihinde 32.40 YTL, 24.12.2005 tarihinde 1.000.00 YTL, 23.01.2006 tarihinde ise 2.000.00 YTL ödenmesine karşın ödenmeyen ya da eksik ödenen taksitler için şikayette bulunulmamış, fakat son ödeme tarihi olan 17.05.2007 tarihinde yapması gereken ödemeyi de ödememesi üzerine 04.07.2007 tarihinde şikayet edildiği anlaşılmaktadır.
5358 sayılı Yasa ile getirilen değişiklikle, <..... Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir.
Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez.> hükmünün düzenlendiği dikkate alındığında, ödenmeyen 17.05.2007 tarihli son taksitten sonra şikayetin 04.07.2007 tarihinde yapıldığı dikkate alındığında, İİK
’nun 347. maddesinde öngörülen 3 aylık şikayet süresinin geçmediğinin kabulü gerekir. Hal böyle olunca İzmir 1. İcra Mahkemesinin 03.03.2008 tarih ve 2007/3717-2008/852 sayılı kararına karşı kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.> gerekçesiyle yasa yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise 14.01.2009 gün ve 138635 sayı ile; Yerel Mahkemenin kısa kararında yalnızca yasa yolunun gösterildiği, yasa yolunun süresi, mercii ve şeklinin gösterilmediği, gerekçeli kararda, yasa yolunun türü, süresi ve mercii gösterilmiş ise de, gerekçeli kararın borçluya tebliğ edilmediği, dolayısıyla Yerel Mahkemenin kararında, başvurulacak yasa yolunun süresi, mercii ve başvuru şeklinin açıklanmamasının, 5271 sayılı CYY
’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddesine aykırı olup, bu durumda yasa yolu süresi başlamadığından kararın da kesinleşmediğinden bahisle, yasa yararına bozma isteminin bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle Özel Daire kararına itiraz etmiştir.
Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken hukuki uyuşmazlık, İzmir 1. İcra Ceza Mahkemesinin 03.03.2008 gün ve 3717-852 sayılı kararının kesinleşip kesinleşmediği, dolayısıyla bu karara karşı, yasa yararına bozma yasa yoluna başvurma olanağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
5271 sayılı CYY
’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiş bulunan ve olağanüstü bir yasa yolu olan, yasa yararına bozma kurumu hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan istisnai bir yasa yoludur. Bu olağanüstü yasa yoluna başvurulabilmesinin ilk koşulu verilen hüküm veya kararın temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olmasıdır. Karar veya hükümlere karşı başvurulacak olağan yasa yolunun bulunması halinde bu yola başvurulamaz.
Ceza Genel Kurulu'nun 25.04.2006 gün ve 123-127 sayılı kararında açıklandığı üzere, İcra ve İflas Yasasında kabahat olarak düzenlenen eylemler nedeniyle verilen kararlar, aynı Yasanın 353/1. maddesi uyarınca itiraz yasa yoluna tabi olacaktır. Anılan fıkradaki <İcra mahkemesinin bu Bap hükümlerine göre verdiği tazyik ve disiplin hapsine ilişkin kararlara karşı, tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde, yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir.> şeklindeki düzenleme ile yasa koyucu, disiplin veya tazyik hapsini gerektiren eylemler nedeniyle verilen her türlü kararı itiraz yasa yoluna tâbi kılmıştır.
Öte yandan, yine Ceza Genel Kurulu'nun 22.11.2005 gün ve 139-139 sayılı kararında vurgulandığı üzere, İİY
’nda açık bir düzenlemenin bulunmadığı hallerde, takip hukukuna ilişkin hususlarda HUYY, ceza yargılamasına ilişkin hususlarda ise CYY hükümleri uygulanacaktır.
Olağan yasa yolu denetimi yapılabilmesi için ise, yasa yoluna başvuru hakkı olanların tamamının kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmeleri yasal bir zorunluluk olup, bu husus 5271 sayılı CYY
’nın <Kararların açıklanması ve tebliği> başlıklı 35. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; <Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.> şeklinde belirtilmiştir.
CYY
’nın 260/1. maddesinde ise yasa yollarına başvuru hakkı olanlar; <…Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar...> olarak sayılmıştır.
Ceza Genel Kurulu'nun 29.05.2007 gün ve 114-113; 01.05.2007 gün ve 93-104; 20.02.2007 gün ve 46-39 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere;
Hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak mercii ile başvuru şeklinin açıkça belirtilmesi zorunludur.
Bunlardan birisinin veya birkaçının kararda gösterilmemiş olması ya da yanlış gösterilmesi; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
’nın 40/2, 5271 sayılı CYY’nın 34/2, 231/3, 232/6 ve 40. maddelerine açıkça aykırılık oluşturacağından ve yapılan tebliği geçersiz kılacağından hükmün kesinleşmesini önler, kesinleşmeyen hükümler hakkında da yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulamaz.
İncelenen dosyada;
Yerel Mahkemece sanığın ve davacı vekilinin yüzüne karşı açıklanan 03.03.2008 günlü kararda, <
… itiraz yolu açık olmak üzere karar verildi> ibaresinin yer aldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar gerekçeli kararda bu husus açıklanmış ise de, bu karar borçlu-sanığa tebliğ olunmamıştır.
Görüldüğü gibi; karara karşı başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve şekli açıklanmamış, tefhim sırasında hazır bulunan sanık yanıltılmıştır. Bu nedenle kararın, yasa yoluna başvurma hak ve yetkisi bulunanlara, başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve şeklini gösterir açıklamalı tebligat ile tebliğ edilmesi, açıklamada mutlaka itiraz yasa yoluna başvurma süresinin kendilerine tebligat yapılmasından itibaren başlayacağının bildirilmesi gerekmektedir. Tebligata rağmen itiraz yasa yoluna başvurulmaması durumunda karar kesinleşeceğinden, ancak bu ahvalde yasa yararına bozma yasa yoluna başvuru olanaklı hale gelecektir. Kesinleşmeyen kararlara karşı yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulamayacağından, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulü ile Özel Daire bozma kararının kaldırılıp, Adalet Bakanlığının yasa yararına bozma isteminin reddine, kararın belirtilen şerhle birlikte yasa yolu başvuru hakkı olanlara tebliğ edilerek, itiraz edip etmeyeceklerinin belirlenmesi suretiyle anılan eksikliğin giderilmesi için dosyanın Yerel Mahkemeye gönderilmesine karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle,
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının Kabulüne,
2- Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 27.10.2008 gün ve 6696-6744 sayılı kararının Kaldırılmasına,
3- Dosyanın esası incelenmeksizin, Yerel Mahkeme kararının, yasa yoluna başvurma hak ve yetkisi bulunanlara, başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve şeklini gösterir açıklamalı tebligat ile tebliğ edilmesi, açıklamada mutlaka itiraz yasa yoluna başvurma süresinin kendilerine tebligat yapılmasından itibaren başlayacağının belirtilmesi suretiyle, itiraz hak ve yetkisi bulunanlara tebliğinin sağlanması için Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.02.2009 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.