TEKERRÜR NEDENİYLE KOŞULLU SALIVERME TEKERRÜRE ESAS ALINAN İLAM

YARGITAY

6.CEZA DAİRESİ

E. 2010/24987

K. 2011/428

T.25.01.2011             www.neohukuk.net

• TEKERRÜR NEDENİYLE KOŞULLU SALIVERME ( Sözkonusu Düzenlemenin İnfazla İlgili Bir Hüküm Olmadığı – Tekerrüre Esas Alınan İlamdaki Hangi Hüküm Fıkrasının Mükerrirlik Uygulamasına Esas Alındığının Gösterilmesi Zorunluluğuna Uyulmamasının Yasaya Aykırı Olduğu )

• TEKERRÜRE ESAS ALINAN İLAM ( Hangi Hüküm Fıkrasının Mükerrirlik Uygulamasına Esas Alındığının Gösterilmesi Zorunluluğuna Uyulmamasının Yasaya Aykırı Olduğu )

• SANIĞIN BİRDEN FAZLA YAKINANA KARŞI İŞLEMİŞ OLDUĞU EYLEMLER ( Nedeniyle Ayrı Ayrı Cezalandırılmasına Karar Verildiği Aynı İlam İçerisindeki Farklı Kişilere Karşı İşlenen Eylemler Nedeniyle Hükmolunan Cezaların Her Birinin Birbirinden Bağımsız ve Ayrı Bir Hüküm Olduğu )

ÖZET : 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkındaki Yasanın 108/2. maddesi uyarınca tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamayacağının belirtilmesi, Mahkemece mükerrirlik uygulamasına esas alınan Asliye Ceza Mahkemesinin kararında, sanığın birden fazla yakınana karşı işlemiş olduğu eylemler nedeniyle ayrı, ayrı cezalandırılmasına karar verildiği, aynı ilam içerisindeki farklı kişilere karşı işlenen eylemler nedeniyle hükmolunan cezaların her birinin, birbirinden bağımsız ve ayrı bir hüküm olduğu, 5237 sayılı TCY’nın 58. maddesindeki düzenlemenin sonuçları infaz hukukunu ilgilendirse bile, anılan düzenlemenin infazla ilgili bir hüküm olmadığı, bu nedenle de infaz aşamasında dikkate alınmasının olanaklı bulunmadığının anlaşılması karşısında; tekerrüre esas alınan ilamdaki hangi hüküm fıkrasının mükerrirlik uygulamasına esas alındığının gösterilmesi zorunluluğuna uyulmaması, yasaya aykırıdır.

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Sanığın, soyunma odalarına girip hırsızlık yaptığının anlaşılması karşısında, işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan 5237 Sayılı TCK’nın 116/2-4 maddesi uyarınca, sanık hakkında zamanaşımı içerisinde Cumhuriyet Başsavcılığınca işlem yapılması olanaklı görülmüş,

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak; 1- ) Sanığın, iki ayrı soyunma odasında bulunan yakınanlara ait elbiselerdeki suça konu cep telefonları ve cüzdanları aldığının anlaşılması karşısında, yakınanlar sayısınca hırsızlık suçunun oluştuğu gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması, 2- ) Kabul ve uygulamaya göre de; 5237 sayılı TCY’nın 61/4 ve 5. fıkralarına aykırı olarak, aynı Yasanın 43/1. maddesinin, 143/1. maddesinden önce uygulanması suretiyle fazla ceza tayini, 3- ) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 53/1. maddesinin ( c ) fıkrasındaki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun, kendi altsoyu açısından koşullu salıverme tarihine; kendi altsoyu dışındaki kişiler yönünden ise, cezanın infazı tamamlanıncaya kadar süreceğinin gözetilmemesi, 4- ) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkındaki Yasanın 108/2. maddesi uyarınca tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamayacağının belirtilmesi, Mahkemece mükerrirlik uygulamasına esas alınan Sarıyer Asliye Ceza Mahkemesinin 2000/1052-1422 sayılı kararında, sanığın birden fazla yakınana karşı işlemiş olduğu eylemler nedeniyle ayrı, ayrı cezalandırılmasına karar verildiği, aynı ilam içerisindeki farklı kişilere karşı işlenen eylemler nedeniyle hükmolunan cezaların her birinin, birbirinden bağımsız ve ayrı bir hüküm olduğu, 5237 sayılı TCY’nın 58. maddesindeki düzenlemenin sonuçları infaz hukukunu ilgilendirse bile, anılan düzenlemenin infazla ilgili bir hüküm olmadığı, bu nedenle de infaz aşamasında dikkate alınmasının olanaklı bulunmadığının anlaşılması karşısında; tekerrüre esas alınan ilamdaki hangi hüküm fıkrasının mükerrirlik uygulamasına esas alındığının gösterilmesi zorunluluğuna uyulmaması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca ceza süresi bakımından sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 25.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.