Konusu mal varlığı olan Borçlar Hukukuna ilişkin sözleşmelerden doğan davalarda yetki HUMK.nun 10. maddesinde belirtilen kurallara göre çözümlenir.

T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi

ESAS NO : 2010/21385
KARAR NO : 2011/1854 Y A R G I T A Y   İ L A M I           www.neohukuk.net

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/04/2010
NUMARASI : 2010/421-2010/491
DAVACI : ALACAKLI: ...
DAVALI : BORÇLU: ..

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı vekili tarafından, faturaya dayalı olarak başlatılan genel haciz yoluyla icra takibine karşı, borçlu vekilinin süresinde itiraz etmesi nedeniyle icra müdürlüğünce, yetki itirazı yönünden takibin durdurulmasına karar verildiği, alacaklı vekilinin de yetki itirazının kaldırılması talebi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece yetki itirazının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Konusu mal varlığı olan Borçlar Hukukuna ilişkin sözleşmelerden doğan davalarda yetki HUMK.nun 10. maddesinde  belirtilen kurallara göre çözümlenir. Örneğin; sözleşmedeki alacağın ödenmemesi, malın teslimi, cezai şartın ödenmesi gibi... Anılan madde sözleşmeden doğan davalar için iki özel yetki  kuralı koymuştur.
a-Sözleşmenin yerine getirileceği yer mahkemesinin yetkisi (aktin icra, ifa edileceği yer)
b-Sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinin yetkisi (davanın açıldığı zaman davalı veya vekilinin orada bulunmaları koşulu ile)
Sözleşmenin yerine getirileceği yer öncelikle tarafların açık veya zımni isteğine göre tesbit edilir. Sözleşmede karşılıklı olarak değişik yerlerde yerine getirilecek  borçlar varsa ( malın teslim edileceği yer-borcun ödeneceği yer) mal teslimi için açılacak dava teslim yeri mahkemesinde- borcun ödenmesi için açılacak dava ise borcun ödeneceği yer mahkemesinde açılabilir. Ancak sözleşmede açık veya zımni olarak sözleşmenin yerine getirileceği yerin anlaşılamadığı hallerde yetkili yer Borçlar Kanununun 73. maddesine göre  belirlenir. Yani davanın konusu sözleşmeden doğan bir para borcu olup da sözleşmede aksi kararlaştırılmadı ise, borç alacaklının ödeme zamanındaki ikametgahında ödenir. Ancak aranacak ya da  aldırılacak borçlar da Borçlar Kanununun 73/l. maddesi uygulanmaz. Ne var ki  HUMK.nun 10. maddesi hükmü yalnız hukuken geçerli olan sözleşmelerden doğan davalar hakkında uygulanacağından, geçersiz olan sözleşmelerden doğan davalarda, sözleşmenin ifa yerinde dava açılamaz (sebepsiz iktisap gibi), genel yetkili yer olan yani davalının ikametgahında dava açılır.
Sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinin yetkisi; sözleşmeden doğan bir dava, davalı veya vekilinin, davanın açıldığı  zaman orada bulunmaları koşulu ile  sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinde de  açılabilir (İİK.nun 50. maddesinde bu koşul aranmaz).

Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 2001/12-1162-1191 sayılı kararında da  yukarıda açıklanan kurallar benimsenerek “HUMK.nun 10. maddesine göre sözleşmeden doğan davalarda tarafların sözleşmenin yerine getirileceği yer hakkında açık veya zımni isteklerinin anlaşılamadığı hallerde sözleşmenin yerine getirileceği yerin Borçlar Kanununun 73. maddesine göre belirleneceği” açıklanmıştır. Ancak, bu gibi hallerde Borçlar Kanununun 73. maddesinin uygulanabilmesi için  akdi ilişkinin kabul edilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, borçlu vekilince, takibe itiraz dilekçesinde, yetki itirazı yanında, muaccel bir borcun bulunmadığı ve cari hesap alacağının da olmadığı belirtilerek borca da itiraz edildiğine göre, diğer bir ifade ile akdi ilişki borçlu tarafından kabul edilmediğine göre BK.nun 73.maddesinin olaya uygulanması mümkün değildir. Bu durumda, alacaklı İİK.nun 50.maddesi göndermesiyle HUMK.nun 9.maddesi gereğince borçlu  ikametgahında takip yapabilir.
O halde, mahkemece, duruşma açılarak, ödeme emri tebliğ edilen adreste borçlu şirketin şubesinin bulunmadığı, ayrıca anılan adreste şirket adına tebligatı almaya yetkili bir kişinin olmadığı belirtildiği de dikkate alınarak bu hususların ve borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresinin araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile sonuca gidilmesi isabetsizdir.
SONUÇ  : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA),  24.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.