İLAMSIZ İCRA TAKİBİ - İTİRAZIN İPTALİ DAVALARININ AÇIKÇA ADLİ YARGININ GÖREV ALANI İÇİNE GİRDİĞİ - DİRENME KARARININ YERİNDE OLDUĞUNUN GÖZETİLMESİ GEREĞİ

T.C.
Yargıtay

Hukuk Genel Kurulu


Tarih 14.04.2010
Esas No 2010/7-184
Karar No 2010/214

İTİRAZIN İPTALİ DAVASI - HAKSIZ FİİLDEN KAYNAKLANAN TAZMİNAT ALACAĞI - İLAMSIZ İCRA TAKİBİ - İTİRAZIN İPTALİ DAVALARININ AÇIKÇA ADLİ YARGININ GÖREV ALANI İÇİNE GİRDİĞİ - DİRENME KARARININ YERİNDE OLDUĞUNUN GÖZETİLMESİ GEREĞİ

İcra ve İflas Kanunu (İİK) (2004): MADDE 67
İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) (2577): MADDE 2\MADDE 15

Özet
Alacaklı davacı, borçlu belediye hakkında ilamsız icra takibi yapmış olup itiraz üzerine takip durmuş ve davacı görülmekte olan itirazın iptali davasını açmıştır. İtirazın iptali davaları ise açıkça adli yargının görev alanı içine girmektedir. Bu durumda itirazın iptali davalarına bakma görevi adli yargıya ait olup sonucu itibari ile aynı yönde olan direnme kararının yerinde olduğunun gözetilmesi gerekir.


İçerik
gerekçesiyle davalı Belediye Başkanlığı yönünden bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davalılardan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu'nca İncelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Karar: Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davacı vekili, tesislerinin davalı- İstanbul Büyükşehir Belediyesi sorumluluğundaki yüklenici firma Çek-Dil Ltd. Şti. tarafından yapılan yağmur suyu kanalı oluşması sırasında hasara uğratıldığını, hasar nedeniyle doğan alacağın tahsilini temyizen borçlu davalılar aleyhine icra takibi yapıldığını ancak davalıların takibe itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazın iptali istemine ilişkin karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili zamanaşımı ve yargı yolu itirazında bulunmuş, davanın reddini savunmuştur.

Diğer davalı şirket cevap vermemiştir.

Yerel Mahkemece her iki davalı yönünden davanın kısmen kabulüne ilişkin karar, özel dairece yukarıda yazılı gerekçe ile davalılardan Belediye yönünden bozulmuş, Yerel Mahkeme davalı Belediyenin özel hukuk sözleşmesi ilişkisine girmesi nedeniyle adli yargının görevli olduğu gerekçesi ile kararında direnmiştir.

Bu durumda Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık görülmekte olan itirazın iptali davasında adli yargının mı; yoksa idari yargının mı görevli olduğu noktasına toplanmaktadır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun <İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı> başlıklı 2. maddesinde İdari Dava Türleri sayılmıştır. Bu hükme göre, İdari Davalar; İdari İşlemler hakkında açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalardan ibarettir. Ayrıca yine aynı yasanın 15/1-a maddesinde ise adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır. Yani yasanın açıkça adli yargıya görevli saydığı haller idari yargının kapsamı dışında kalmakta olup bu gibi durumlarda, dava konusu işlemin niteliğine bakılmaksızın adil yargıda görülür.

Somut olayda alacaklı davacı, borçlu belediye hakkında ilamsız icra takibi yapmış olup itiraz üzerine takip durmuş ve davacı görülmekte olan itirazın iptali davasını açmıştır. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde hükmüne yer verildiğime göre itirazın iptali davaları açıkça adli yargının görev alanı içine girmektedir.

O halde itirazın iptali davalarına bakma görevi adli yargıya ait olup sonucu itibari ile aynı yönde olan direnme kararı yerindedir.

Ne var ki, davalı vekilinin esasa yönelik temyiz itirazları incelenmediğinden, bu yönde inceleme yapılmak üzere dosyanın özel Daireye gönderilmesi gerekir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle direnme uygun bulunduğundan dosyanın davalılardan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için 7. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine 14.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.