TARAFLAR ARASINDAKİ SÖZLEŞMEDE ÖDEMENİN FATURANIN KESİLMESİNİ TAKİBEN YETMİŞ BEŞ GÜN İÇİNDE YAPILACAĞININ BELİRTİLMİŞ OLMASI - SÖZLEŞME HÜKMÜNÜN ÖDEME GÜNÜNÜ KESİN OLARAK BELİRLEYEN BİR HÜKÜM OLARAK KABUL EDİLEMEYECEK OLMASI
T.C.
Yargıtay

Hukuk Dairesi 19                       www.neohukuk.net


Tarih 18.09.2008
Esas No 2008/2642
Karar No 2008/8549

İTİRAZIN İPTALİ DAVASI - TARAFLAR ARASINDAKİ SÖZLEŞMEDE ÖDEMENİN FATURANIN KESİLMESİNİ TAKİBEN YETMİŞ BEŞ GÜN İÇİNDE YAPILACAĞININ BELİRTİLMİŞ OLMASI - SÖZLEŞME HÜKMÜNÜN ÖDEME GÜNÜNÜ KESİN OLARAK BELİRLEYEN BİR HÜKÜM OLARAK KABUL EDİLEMEYECEK OLMASI

İcra ve İflas Kanunu (İİK) (2004): MADDE 67
Borçlar Kanunu (BK) (818): MADDE 101\MADDE 107
Türk Ticaret Kanunu (TTK) (6762): MADDE 21
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) (1086): MADDE 74

Özet
Taraflarca müttefikan bir ödeme günü kararlaştırılmadıkça muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur. Taraflar arasındaki sözleşmede ödemenin faturanın kesilmesini takiben yetmiş beş gün içinde yapılacağı belirtilmiş ise de, sözleşme hükmü ödeme gününü kesin olarak belirleyen bir hüküm olarak kabul edilemez. Somut olayda takipten önce temerrüt ihtarında bulunulduğuna dair bilgi ve belgeye de rastlanmamıştır. Mahkemece takip tarihinden önceki işlemiş faiz talebinin reddi ile temerrüdün takiple gerçekleştiğinin kabulü gerekir.


İçerik
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Karar: Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen ihale sözleşmesine istinaden davacının davalıya faturaya dayalı tıbbi malzemeler sattığını, borcun ödenmediğini, fatura bedellerinin ve sözleşmenin 13.2. maddesine göre işleyen avans faizinin tahsili için girişilen icra takibinde faizin başlangıcına ve oranına itiraz edildiğini, İtirazın sözleşme ve işin ticari iş olmasına göre haksız olduğunu belirterek, kısmi itirazın iptaline, takibin devamına, % 40 oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, üniversitelerin Anayasa gereği çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzel kişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip, Devletçe kanunla kurulan Yüksek Öğretim Kurumu olduğu, yapılan işin mahiyeti itibariyle kamu hizmeti olan sağlık hizmeti olmasına göre işin ticari iş olarak nitelenemeyeceği, talep olunan faizin başlangıç tarihinin yasal olmadığı, davalı temerrüde düşürülmediğinden faizin icra takip tarihinden işletilmesi gerektiği, bileşik faiz ve tazminat istenemeyeceği, itirazın asıl alacağa değil, fer'ilerine yönelik olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece yanlar arasında akdedilen ihale sözleşmesinin ödeme koşulları ve zamanının düzenlendiği 13.2. maddesi, B.K.'nun 107/3. maddesi gereği ödeme tarihinin belirli ve ihtara ihtiyaç göstermemesi, temerrüdün her bir faturanın kesim tarihinden itibaren 75. gün sonunda başlaması; davacının tacir olup, TTK'nun 21. maddesine göre sözleşmeye dayalı ilişkinin ticari iş niteliğinde bulunması, temerrüt tarihinde uygulanacak faizin avans faizi olması gerekmesine, toplanan delillere HUMK. nun 74. maddesine göre davanın kabulüne, davalının kısmi itirazının iptaline, takibin devamına, hükmolunan tutarın % 40'ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.

B.K.'nun 101. maddesi uyarınca taraflarca müttefikan bir ödeme günü kararlaştırılmadıkça muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur. Taraflar arasındaki sözleşmenin 13.2. maddesinde ödemenin faturanın kesilmesini takiben 75 gün içinde yapılacağı belirtilmiş ise de, anılan sözleşme hükmü B.K.'nun 101. maddesi anlamında ödeme gününü kesin olarak belirleyen bir hüküm olarak kabul edilemez. Somut olayda takipten önce temerrüt ihtarında bulunulduğuna dair bilgi ve belgeye de rastlanmamıştır. Bu durumda mahkemece takip tarihinden önceki işlemiş faiz talebinin reddi ile temerrüdün takiple gerçekleştiğinin kabulü gerekirken yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 18.09.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.