NAFAKA BORCUNDA BORÇLUNUN YAPTIĞI ÖDEME - ÖDEMELERİN NAFAKA DIŞINDAKİ BİR ALACAĞA İLİŞKİN OLDUĞUNUN İSPAT EDİLİP EDİLMEDİĞİ - YENİDEN ALINACAK EK RAPORUN İNCELENMESİ GEREĞİ - HÜKMÜN BOZULDUĞU
T.C.
Yargıtay

Hukuk Dairesi 12


Tarih 19.02.2010
Esas No 2009/22641
Karar No 2010/3781

İTİRAZIN KALDIRILMASI DAVASI - NAFAKA BORCUNDA BORÇLUNUN YAPTIĞI ÖDEME - ÖDEMELERİN NAFAKA DIŞINDAKİ BİR ALACAĞA İLİŞKİN OLDUĞUNUN İSPAT EDİLİP EDİLMEDİĞİ - YENİDEN ALINACAK EK RAPORUN İNCELENMESİ GEREĞİ - HÜKMÜN BOZULDUĞU

Türk Medeni Kanunu (TMK) (YÜR. TAR.: 01.01.2002) (4721): MADDE 175
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) (1086): MADDE 284
İcra ve İflas Kanunu (İİK) (2004): MADDE 67

Özet
Somut olayda, birbirini takip eden tarihlerde, tüm nafaka borçlarını kapsamasa dahi birtakım ödemeler yaptığı ve yaptığı bu ödemelerin nafaka borcuna ilişkin olduğuna dair bir açıklama olmasa bile, ödenen miktar nispetinde nafaka borcundan kurtulacağına kabulü gerekmektedir. Zira işleyen nafaka borcu bulunan bir borçlunun yaptığı ödemelerin bu borç dışında, ahlaki bir ödeme olduğunu kabul etmek hak kaybına neden olmaktadır. Kaldı ki zorunlu olsa dahi, nafaka borcu da nitelik itibarıyla temelde ahlaki bir ödemedir. Bu sebeple borçlu tarafça yapılan tüm ödemelerin açıkça alacaklı tarafça nafaka dışındaki bir alacağa ilişkin olduğu ispat edilmediği sürece, nafaka borcuna mahsuben yapıldığının kabulü gereğinden, yeniden alınacak ek rapor sonunda oluşacak duruma göre bir karar vermekten ibarettir.


İçerik
Dava ve Karar: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temziyen tetkiki taraf vekillerince istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü.

Alacakların takibine dayanarak yaptığı 09.07.2008 tarihli tedbir kararı gereğince, 04.04.2008 tarihinden itibaren takip alacaklısı kadın için aylık 2.500. TL. müşterek çocuklardan her biri için aylık 2.000. TL. tedbir nafakasına hükmedildiği anlaşılmaktadır. Genel haciz yolu ile başlatılan takipte borçlu bir takım ödemelerde bulunduğunu belirterek takibe itiraz etmiştir. İtirazın kaldırılması aşamasında mahkemece Dairemizin önceki içtihatları doğrultusunda inceleme yaptırılarak, ödeme belgelerinde nafakaya ilişkindir kaydını taşımayanlar nazara alınmayacak yazılı şekilde sonucu görülmektedir. Ancak Dairemizce oluşturulan yeni içtihat gereğince borçlunun somut olayda, gözlendiği gibi birbirini takip eden tarihlerde, tüm nafaka borçlarını kapsamasa dahi birtakım ödemeler yaptığı ve yaptığı bu ödemelerin nafaka borcuna ilişkin olduğuna dair bir açıklama olmasa bile, ödenen miktar nispetinde nafaka borcundan kurtulacağına kabulü gerekmektedir. Zira işleyen nafaka borcu bulunan bir borçlunun yaptığı ödemelerin bu borç dışında, ahlaki bir ödeme olduğunu kabul etmek hak kaybına neden olmaktadır. Kaldı ki zorunlu olsa dahi, nafaka borcu da nitelik itibarıyla temelde ahlaki bir ödemedir. Açıklanan nedenlerle Dairemizce içtihat değişikliğine gidilmiş ve az yukarıda belirlenen ilkeler kabul edilmiştir.

Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş, borçlu tarafça yapılan tüm ödemelerin açıkça alacaklı tarafça nafaka dışındaki bir alacağa ilişkin olduğu ispat edilmediği sürece, nafaka borcuna mahsuben yapıldığının kabulü gereğinden, yeniden alınacak ek rapor sonunda oluşacak duruma göre bir karar vermekten ibarettir.

Sonuç: Taraf vekillerinin temyiz itirazların kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK in 366. ve HUMK un 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 19.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.
 
Eski içtihatta genel işleyiş aşağıdaki örnekte olduğu gibi
T.C.
Yargıtay

Hukuk Dairesi 12


Tarih 11.11.2008
Esas No 2008/16125
Karar No 2008/19678

İCRANIN GERİ BIRAKILMASI İSTEMİ - İLAMDA HÜKÜM ALTINA ALINAN İŞTİRAK NAFAKASI - İTFA İDDİASI - ÖDEMELERİN ALACAKLIYA YAPILMADIĞI - NAFAKANIN ALACAKLININ MUVAFAKATİ OLMADAN EĞİTİM KURUMUNA ÖDENMESİ

İcra ve İflas Kanunu (İİK) (2004): MADDE 33

Özet
İlamda hüküm altına alınan iştirak nafakasının alacaklısı velayet hakkı kendisine verilen eş olup, takip dayanağı boşanma ilamında tasdik edilen ve taraflar arasında düzenlenen boşanma protokolünde, iştirak nafakasının müşterek çocuğun okul masraflarının karşılanması için kabul edilmesi, alacaklıya ödenmesi gereken iştirak nafakasının, borçlu tarafından alacaklının muvafakati olmadan eğitim kurumuna ödenmesi yasaya uygun bir itfa olarak kabul edilemez.


İçerik
Dava ve Karar: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

Alacaklı vekili tarafından Ankara 10. Aile Mahkemesi'nin 2005/296-379 sayılı 30.03.2005 karar ve 14.04.2006 kesinleşme tarihli kararı dayanak yapılarak borçlu hakkında ilamlı takibe geçildiği ve adı geçene toplam 30.000,00-YTL birikmiş nafaka alacağının tahsili için icra emri gönderildiği tespit edilmiştir. Borçlu vekili takipten evvel nafaka borcunun tamamen ödendiği nedeni ile takibin iptali talebi ile İcra Mahkemesine başvurmuştur.

İlama bağlı alacaklar ile ilgili olarak başlatılan takibe itiraz edilmesi halinde, icranın geri bırakılması isteminin hangi belgelere dayalı olarak ileri sürülebileceği İİK in 33 ve sonraki maddelerinde hükme bağlanmıştır.

Borçlu itfa itirazına dayanak olarak müşterek çocuğun eğitim öğretim giderleri için çeşitli eğitim kurumlarına yaptığı ödemelere ilişkin ödeme belgeleri sunmuştur. Sunulan ödeme belgelerinin incelenmesinde, ödemelerin alacaklıya yapılmadığı gibi, nafaka borcu için yapıldığına ilişkin herhangi bir açıklama içermediği ve bu nedenlerle İİK in 33. maddesinde yer alan niteliği taşımadıkları saptanmıştır.

İlamda hüküm altına alınan iştirak nafakasının alacaklısı velayet hakkı kendisine verilen eş olup, takip dayanağı boşanma ilamında tasdik edilen ve taraflar arasında düzenlenen boşanma protokolünde, iştirak nafakasının müşterek çocuğun okul masraflarının karşılanması için kabul edilmesi, alacaklıya ödenmesi gereken iştirak nafakasının, borçlu tarafından alacaklının muvafakati olmadan eğitim kurumuna ödenmesi İİK in 33. maddesine uygun bir itfa olarak kabul edilemez.

Yerleşik Yargıtay İçtihatlarına göre yukarıdaki özelliği taşımayan ödemelerin kabul edilmekte ve nafaka borcundan düşülemeyeceği sonucuna varılmaktadır.

O halde, Mahkemece borçlunun itfa itirazının reddi yerine kabulü isabetsizdir.

Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.'un 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 11.11.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.