İpotek Belgeleri Getirtilerek Senetlerin Kambiyo Senetleri Olup Olmadığı Ve Borçluların Sıfatları Da Dikkate Alınarak Yasal Düzenlemeler Çerçevesinde İhtiyati Haciz Koşullarının Oluşup Oluşmadığı Araştırılarak Karar Verileceği
T.C.
Yargıtay

Hukuk Dairesi 11                www.neohukuk.net


Tarih 19.09.2005
Esas No 2005/8668
Karar No 2005/8340

İHTİYATİ HACİZ KARARINA İTİRAZ-KAMBİYO SENEDİNİN ZORUNLU UNSURLARI-BONO- KEŞİDE YERİ-İDARİ BİRİM- KEFİLİN SORUMLULUĞU

İcra ve İflas Kanunu (İİK) (2004): MADDE 45\MADDE 257
Borçlar Kanunu (BK) (818): MADDE 487
Türk Ticaret Kanunu (TTK) (6762): MADDE 689

Özet
ÖZET : Somut olayda, bono olduğu iddia edilen senetlerde müstakil olarak düzenleme yeri bulunmamaktadır. 25.6.2004 vadeli senette düzenleyenler ad ve soyadı yanındaki adreste "80090 Taksim" ibaresi yer almakta, diğer senette ise hiçbir yer adı belirtilmemektedir. "Taksim idari birim değildir. Anılan senetler, düzenleme yeri içermediklerinden mahkemenin kabulünün aksine bono vasfını taşımamaktadırlar. İtiraz edenler vekilleri senetlerin, aynı zamanda alınan kredilerin teminatı olduklarını, ayrıca borcu karşılayacak derecede ipotek tesis edildiğini de iddia etmişlerdir. İİK'nın 45. maddesi hükmüne göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir.
Ancak, poliçe ve emre muharrer senetlerle çekler hakkındaki takip hükümleri saklıdır. Aynı Yasanın 257. maddesi uyarınca da ihtiyati hacze karar verilebilmesi için gerekli koşullardan biri de alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Bahse konu yasal düzenlemeler, borçluya yöneliktir. Kefillerin sorumluluğu ise, BK'nın 487/1. maddesinde hükme bağlanmıştır. Anılan düzenlemeye göre kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatı ile veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhte etmiş ise alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden evvel kefil aleyhinde takibat icra edebilecektir. Bu durum karşısında, kredi sözleşmeleri ve ipotek belgeleri getirtilip borcun miktarı tayin edilip senetlerin kambiyo senetleri olmadığı ve borçluların sıfatları da dikkate alınarak yukarıda değinilen yasal düzenlemeler çerçevesinde ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.


İçerik
Dava: Taraflar arasında görülen davada ( İstanbul Asliye Birinci Ticaret Mahkemesince ) verilen 28.7.2004 tarih ve 2004/1013 - D. İş sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi ihtiyati hacze itiraz edenler vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: İhtiyati hacze itiraz edenler vekilleri, aleyhlerine tesis edilen ihtiyati hacze konu bonoların kredi ilişkilerinin teminatı olarak düzenlendiğini, keşide ve vade tarihlerinin bulunmadığını, sonradan doldurulduğunu, kaldı ki zorunlu unsurlardan tanzim yerini taşımadığını, alacak miktarının belli olmadığını, rehinle teminat altına alındığını, ihtiyati haczi gerektirir koşulların bulunmadığını ileri sürerek, ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.

Alacaklı vekili, senetlerin borçluların açık adresleri belirtilerek düzenlendiğini, kambiyo senedi vasfı taşıdıklarını, borçlu şirketin temsilcisinin borcu kabul ettiğini, alacağın rehinle temin edilmiş olmasının kambiyo senetlerine özgü takip yapmaya engel olmadığını, borçluların haber vermeden adres değiştirdiklerini, mallarını gizlediklerini savunarak, itirazın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddialar, savunma toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, senetlerin teminat senedi olduklarına dair bir kayıt bulunmadığı, bazı kısımlarının sonradan doldurulduğu iddialarının yargılamayı gerektirdiği, senetlerdeki tanzim yerinin posta kod numarası belirtilerek "Taksim" şeklinde belirtildiği, anılan yerin açıkça "İstanbul/Taksim" olduğunun kolayca anlaşıldığı, zorunlu unsurları taşıyan bonolar olduğu, İİK'nın 45/2. maddesi uyarınca alacağın rehinle temin edilmiş bulunmasının yeterli teminat olsa bile kambiyo senedine özgü takip yapmaya engel bir durum oluşturmadığı, ihtiyati haciz kararında bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle, itirazın reddine karar verilmiştir.

Kararı, ihtiyati hacze itiraz edenler vekilleri temyiz etmiştir.

İstem, ihtiyati haciz kararına itiraza ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, ihtiyati haciz kararı verilmesi koşullarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. İhtiyati haciz kararı, davacı banka tarafından kullandırılan kredileri zamanında ödemeyen muteriz borçlularca düzenlenmiş 25.6.2004 vadeli 400.000 USD bedelli ve 25.6.2005 vadeli 180.000 USD bedelli bonolara istinaden verilmiştir. Bir senedin kambiyo senetlerinden olan bono olarak kabulü için, keşide yerini de içermesi zorunludur. Ancak, senette keşide yeri gösterilmemiş ise bonoyu düzenleyen kişinin ad ve soyadının yanında yazılı olan yer, düzenleme yeri kabul edilir. ( TTK'nın 689/IV ) Alternatiflerden birinin bulunmaması halinde senet, bono olarak geçerlilik kazanamaz. Düzenleme yerinin belli ve mümkün bir yer olması gerektiği gibi, bu yerin idari bir birim olması da zorunludur. İdari birim olmayan yer, keşide yeri olarak kabul edilemez. ( Öztan F.: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2002, B.4, Sh. 80 ve 203 )

Somut olayda, bono olduğu iddia edilen senetlerde müstakil olarak düzenleme yeri bulunmamaktadır. 25.6.2004 vadeli senette düzenleyenler ad ve soyadı yanındaki adreste "80090 Taksim" ibaresi yer almakta, diğer senette ise hiçbir yer adı belirtilmemektedir. "Taksim idari birim değildir. Anılan senetler, düzenleme yeri içermediklerinden mahkemenin kabulünün aksine bono vasfını taşımamaktadırlar. İtiraz edenler vekilleri senetlerin, aynı zamanda alınan kredilerin teminatı olduklarını, ayrıca borcu karşılayacak derecede ipotek tesis edildiğini de iddia etmişlerdir. İİK'nın 45. maddesi hükmüne göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir.

Ancak, poliçe ve emre muharrer senetlerle çekler hakkındaki takip hükümleri saklıdır. Aynı Yasanın 257. maddesi uyarınca da ihtiyati hacze karar verilebilmesi için gerekli koşullardan biri de alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Bahse konu yasal düzenlemeler, borçluya yöneliktir. Kefillerin sorumluluğu ise, BK'nın 487/1. maddesinde hükme bağlanmıştır. Anılan düzenlemeye göre kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatı ile veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhte etmiş ise alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden evvel kefil aleyhinde takibat icra edebilecektir. Bu durum karşısında, kredi sözleşmeleri ve ipotek belgeleri getirtilip borcun miktarı tayin edilip senetlerin kambiyo senetleri olmadığı ve borçluların sıfatları da dikkate alınarak yukarıda değinilen yasal düzenlemeler çerçevesinde ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle itirazın reddi doğru görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle itiraz edenler vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, muterizler yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.9.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.