EKSİK PEŞİN HARCIN VE İLAM HARCININ TAMAMLATTIRILMASI
T.C.
Yargıtay
Hukuk Genel Kurulu          www.neohukuk.net


Tarih 08.11.2006
Esas No 2006/14-692
Karar No 2006/702

TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASI - GAYRİMENKUL SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ - MÜDDEABİHİN DEĞERİNİN BELİRLENMESİ - GÖREV TAYİNİ VE HARCIN İKMALİ

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) (1086): MADDE 1\MADDE 2
Türk Kanunu Medenisi (TKM) (MÜLGA KANUN NO: 4721/1028) (743): MADDE 642
Türk Medeni Kanunu (TMK) (YÜR. TAR.: 01.01.2002) (4721): MADDE 716\MADDE 706
Borçlar Kanunu (BK) (818): MADDE 22\MADDE 213
Noterlik Kanunu (1512): MADDE 89
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (1982 Anayasası) (2709): MADDE 142
Harçlar Kanunu (492): MADDE 16

Özet
Hakim yapacağı keşifte dinleyeceği bilirkişilere taşınmazın değerini tes­pit ettirecektir. Tespit edilen bu değere göre hem mahkemenin görevi tayin edilecek, hem de noksan harç ikmal ettirilecektir. Bu durumda sözleşmeye müdahaleden de söz edilemeyecektir. Kamu düzeninden olan bu husus ta­rafların inisiyatifine bırakılmadan, hakim tarafından resen yerine getirilmiş olacaktır. Harçlar Kanununun 16. maddesi de, müdahalenin meni, tescil ve tapu iptali gibi taşınmazın aynını ilgilendiren davalarda, taşınmazın değerinin esas alınacağını öngörerek görüşümüzü teyit etmektedir. Harç kaybı da böylece önlenmiş olacaktır. Benzer hukuki durumlardan olan, şufa ve tenkis davalarında, yıllar önce ilgili Özel Daireler içtihatlarını değiştirerek taşınmazların değerlerinin yeniden belirlenmesini içtihat etmişler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da bu değişime haklı olarak onay vermiştir.


İçerik
Bu açıklamaya göre iki taraf müddeabihin kıymetinde uzlaşsalar bile mahkemenin res'en müddeabihin değerini takdir etmesi ve görevli olup ol­madığını kendi takdir ettiği değere göre karara bağlaması gerekir. Çünkü, görev kuralı kamu düzenine ilişkindir ve bu nedenle hakim tarafından dava­nın her aşamasında kendiliğinden nazara alınır. Taraflar görev konusunda anlaşma yapamazlar.

Olayımızda; satış vaadi sözleşmesi yapılmıştır. İsminden de anlaşılacağı gibi ortada bir sözleşme vardır ve iki taraflı sözleşmedir. İki tarafa da hak ve vecibeler yüklenmektedir. Bu sözleşmede taraflar taşınmazın değerini de belirlemişlerdir. Sözleşmeye müdahale edilmemesi genel kuraldır. Zaten yıl­larca tarafların tespit ettikleri bu değere mahkemelerce müdahalede bulu­nulmamıştır. Mahkemelerin görevleri tespit edilen bu değere göre belirlen­miştir. Yargıtay Özel Daireleri ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da içtihatla­rını bu yolda geliştirmişlerdir.

Ancak; Satış vaadi sözleşmesine dayanılarak elde edilmesi istenilen hak tapu iptali ve tescildir. Sözleşmenin asli unsurunu tapu iptali ve tescil oluş­turmaktadır. Sözleşme ile elde edilmek istenilen nihai talep iptal ve tescildir. Tatbikatta görüldüğü gibi, bu talep, bazen çok uzun yıllarca yapılmamakta­dır. Taşınmaz vaat olunana teslim edilmişse zamanaşımı da işlemeyeceğin­den, taraflar tescil talebinde bulunmamaktadır. Çok zaman 20-30 yıl sonra talepte bulunabilmektedirler. Bazen de sözleşmede onlarca taşınmazın sa­tışı vaat edilmektedir. 20-30 yıl önce veya onlarca taşınmazın satışının vaat edildiği sözleşmelerde gösterilen değerler yeni açılan davalarda çok cüzi kalmaktadır.

Uzun yıllar süren yüksek enflasyon ve tarafların satış bedelini sözleşme­de bilerek düşük göstermeleri ihtimali nazara alındığında taşınmazın değeri­nin dava tarihine göre belirlenmesi gerekmektedir.

Hakim yapacağı keşifte dinleyeceği bilirkişilere taşınmazın değerini tes­pit ettirecektir. Tespit edilen bu değere göre hem mahkemenin görevi tayin edilecek, hem de noksan harç ikmal ettirilecektir. Bu durumda sözleşmeye müdahaleden de söz edilemeyecektir. Kamu düzeninden olan bu husus ta­rafların inisiyatifine bırakılmadan, hakim tarafından resen yerine getirilmiş olacaktır. Harçlar Kanununun 16. maddesi de, müdahalenin meni, tescil ve tapu iptali gibi taşınmazın aynını ilgilendiren davalarda, taşınmazın değerinin esas alınacağını öngörerek görüşümüzü teyit etmektedir. Harç kaybı da böylece önlenmiş olacaktır.
Benzer hukuki durumlardan olan, şufa ve tenkis davalarında, yıllar önce ilgili Özel Daireler içtihatlarını değiştirerek taşınmazların değerlerinin yeniden belirlenmesini içtihat etmişler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da bu değişime haklı olarak onay vermiştir.

Özel Daire ve Yargıtay Hukuk Genel Kurutu yukarıda açıklanan nedenler­le; Eski kararlarından dönerek, yeni oluşuma göre kararını değiştirme gere­ğini duymuşlardır.

Somut olayda; satış vaadi sözleşmesi 18.03.2004 tarihinde yapılmış, da­va ise 22.02.2005 tarihinde açılmış, sözleşmeye konu taşınmazların değeri 1.000 YTL. olarak gösterilmiş, yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre; davaya konu taşınmazın dava tarihi itibari ile rayiç değerinin 46.149.300.000 TL. olduğu saptanmıştır.

Yukarıdan beri izah edilen nedenlerle ve Özel Dairenin bozma gerekçe­sinde açıkladığı hususlar da nazara alınarak bozma kararına uyulması gere­kirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenlerle di­renme kararı bozulmalıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2006 gün ve 2006/14-91-115 sayılı ilamı, 12.04.2006 gün ve 2006/14-95-158 sayılı ilamı ve 31.05.2006 gün ve 2006/14-330-332 sayılı ilamında da aynı ilkeler benimsenmiş ve Yar­gıtay'ın görüşünün bu yönde olduğu iyice pekiştirilmiştir.

Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde tem­yiz peşin harcının geri verilmesine 08.11.2006 gününde oybirliği ile karar ve­rildi.
T.C.
Yargıtay

Hukuk Dairesi 1                www.neohukuk.net


Tarih 27.05.2003
Esas No 2003/4751
Karar No 2003/6384

EKSİK PEŞİN HARCIN VE İLAM HARCININ TAMAMLATTIRILMASI

Harçlar Kanunu (492): MADDE 30

Özet
ÖZET : Muhakeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Ancak somut olayda, yasada belirtilen prosedür izlenmeksizin kesin hükmün sonuçlarını doğurur biçimde davanın reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.


İçerik
Taraflar arasında görülen davada;

Davacı, 2 parselin 80/640 payına sahip olduğunu, S.S. Kapadokya Yapı Kooperatifi ile kat karşılığı inşaat yapılması için anlaştığını kendisine toplam değeri 102 Milyar lira olan 6.5 daire ve 2 adet dükkan verilmesinin öngörüldüğünü, ancak hileli yollarla bunun gerçekleştirilmediğini, ileri sürerek, tapu iptal ve sicildeki satış şerhinin terkinini istemiştir.

Davalı Hüsamettin, davacının da belirttiği gibi taşınmazın değerinin en az 105 Milyar lira olduğunu, davacının bu değere göre harcı tamamlaması gerektiğini savunup, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Rafet, aynı savunmada bulunarak davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece, dosya içeriği ve toplanan delillere dava konusu taşınmazın, gerçek değerinin 133.231.000.000 lira olduğu davacının bu değer üzerinden peşin harcı yatırması için süre ve kesin süre verildiğini, ancak yatırmadığını, davacının yargılama sırasında adli yardım talebinde bulunamayacağı gibi harç ta yatırılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 27.5.203 Salı günü saat 9.15 de daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi H. Çelik tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

KARAR

Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden çekişme konusu taşınmazda keşfen yapılan bilirkişi incelemesinde dava değerinin 133.231.000.000 lira olduğu belirlenmiştir. Bu tespite göre, 492 Sayılı Harçlar Kanunun 30.maddesi hükmü gözetilerek işlem yapılması gerekirken, kesin hükmün sonuçlarını doğurur biçimde davanın reddedilmesi doğru değildir. Davacının bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 27.5.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.