ELATMANIN ÖNLENMESİ VE TAZMİNAT ARSA NİTELİĞİNDEKİ TAŞINMAZ YERLEŞİM ALANINDA YER ALAN TAŞINMAZ
T.C.
YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ             www.neohukuk.net
E. 2010/1104
K. 2010/2416
T. 4.3.2010
• ELATMANIN ÖNLENMESİ VE TAZMİNAT ( Taşınmazın Kayıttaki Niteliği Arsa Olup Arazi Olmadığı - Taşınmaz Yerleşim Alanında Yer Almakta Olup Üzerinde Bina Bulunduğu/Anılan Yasal Düzenlemenin Somut Olayda Uygulanamayacağı )
• ARSA NİTELİĞİNDEKİ TAŞINMAZ ( Elatmanın Önlenmesi ve Tazminat - Taşınmaz Yerleşim Alanında Yer Almakta Olup Üzerinde Bina Bulunduğu/Anılan Yasal Düzenlemenin Somut Olayda Uygulanamayacağı )
• YERLEŞİM ALANINDA YER ALAN TAŞINMAZ ( Geçirilen Kablo ve Kutuların Davacıya Bir Zarar Vermediği - Taşınmazın Kayıttaki Niteliği Arsa Olup Üzerinde Bina Bulunduğu/Anılan Yasal Düzenlemenin Somut Olayda Uygulanamayacağı )
4721/m.683
406/m.14
ÖZET : Dava elatmanın önlenmesi ve tazminat isteklerine ilişkindir. Geçirilen kablo ve kutuların davacıya bir zarar vermediği bilirkişi raporu ile sabit ise de yukarıda değinilen ilkeler yanında davalı idarenin yasal açıdan haklı olabilmesi için taşınmazın niteliği de önem ifade etmektedir. Yasa düzenlemesinde arazi, emlak ve müessesattan bahsedilmiş, kendisinde uygulama yapılacak taşınmazın emlak ve müessesat'ın dışında olması gerektiği duraksamaya yer vermeyecek tarzda belirtilmiştir. Oysa somut olayda taşınmazın kayıttaki niteliği arsa olup arazi değildir. Diğer taraftan taşınmaz yerleşim alanında yer almakta olup üzerinde bina bulunmaktadır. O halde anılan yasal düzenlemenin somut olayda uygulama yeri bulunduğu söylenemez. Buna göre, davacının davasında kısmen haklı olduğu açıktır.
DAVA VE KARAR : Dava elatmanın önlenmesi ve tazminat isteklerine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, davacının üzerinde bina bulunan 10846 parsel sayılı taşınmazın kayden maliki olduğu anlaşılmaktadır. Davacı davalı tarafından her hangi bir hukuki ilişki kurulmadan binanın dış cephesinden telefon kabloları ve aktarma kutuları geçildiğini ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır.
Davacının manevi tazminat isteği bakımından koşullarının gerçekleşmediği dosya kapsamı ile sabit olup, mahkemece bu istek yönünden davanın reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Öyleyse, bu hususa ilişkin davacının temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ancak, olayda 04.02.1340 günlü ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun 14. maddesi hükmünün uygulanması gerekir. Söz konusu maddeye göre "hükümet eşhasın tahtı tasarrufundaki arazinin dahilinde ve emlak ve müessesatın haricinde telgraf ve telefon tesisatı inşasına salahiyettardır. Ancak yapılacak tesisatın, işbu arazi emlak ve müessesatın istimal ve istifadesini haleldar etmemesi lazımdır".Bu hükümler uyarınca, bir taşınmaz üzerinde tesisat yapılması halinde taşınmaz mal maliklerinin mülkiyet hakkı devam eder ve yapılan işlem hukuk açısından ne bir kamulaştırma ve nede irtifak hakkı kurma olarak nitelendirilebilir.
Aksine, yasa koyucu, malikin mülkiyet hakkını korumak amacıyla, kurulacak telgraf ve telefon tesisatının taşınmaz malın malikinin kullanma ve yararlanmak, haklarını engellememesi koşulunu öngörmüştür. Demek oluyor ki, bir taşınmaz üzerinde 406 sayılı Kanunun 14. maddesi hükmünce telgraf ve telefon tesisatı kurulması, malikin taşınmazı kullanma ve ondan yararlanma haklarını engellememesi halinde mümkündür.
Gerçekten de, geçirilen kablo ve kutuların davacıya bir zarar vermediği bilirkişi raporu ile sabit ise de yukarıda değinilen ilkeler yanında davalı idarenin yasal açıdan haklı olabilmesi için taşınmazın niteliği de önem ifade etmektedir. Yasa düzenlemesinde arazi, emlak ve müessesattan bahsedilmiş, kendisinde uygulama yapılacak taşınmazın emlak ve müessesat'ın dışında olması gerektiği duraksamaya yer vermeyecek tarzda belirtilmiştir. Oysa somut olayda taşınmazın kayıttaki niteliği arsa olup arazi değildir. Diğer taraftan taşınmaz yerleşim alanında yer almakta olup üzerinde bina bulunmaktadır. O halde anılan yasal düzenlemenin somut olayda uygulama yeri bulunduğu söylenemez. Buna göre, davacının davasında kısmen haklı olduğu açıktır.
Öyleyse, davacının Türk Medeni Kanununun 683.maddesinden kaynaklanan mülkiyet hakkına değer verilerek elatmanın önlenmesi ile birlikte yapılan muhtesatların kaldırılmasına ve davacının telefon kablolarının geçirilmesinden dolayı ne gibi bir maddi zararının olduğu saptanarak neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ : Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 04.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.