ZİLYETLİKLE KAZANMA TAPU İPTALİ VE TESCİL MER'A ÖZELLİĞİ GÖSTEREN TAŞINMAZ
YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ
                      www.neohukuk.net
E. 2010/448
K. 2010/3386
T. 21.6.2010
• ZİLYETLİKLE KAZANMA ( Tapu İptali ve Tescil - Mer'a Özelliği Gösteren Taşınmazın Zilyetlikle Kazanılması Mümkün Olmadığı Gibi Uzman Raporu ve Paftadaki Gerçek Duruma Rağmen Yerel Bilirkişi ve Tanık Beyanlarına Değer Verilemeyeceği )
• TAPU İPTALİ VE TESCİL ( Kazanmayı Sağlayan Eklemeli Zilyetlik Sebebine Dayalı - Mer'a Özelliği Gösteren Taşınmazın Zilyetlikle Kazanılması Mümkün Olmadığı Gibi Uzman Raporu ve Paftadaki Gerçek Duruma Rağmen Yerel Bilirkişi ve Tanık Beyanlarına Değer Verilemeyeceği )
• MER'A ÖZELLİĞİ GÖSTEREN TAŞINMAZ ( Zilyetlikle Kazanılması Mümkün Olmadığı Gibi Uzman Raporu ve Paftadaki Gerçek Duruma Rağmen Yerel Bilirkişi ve Tanık Beyanlarına Değer Verilemeyeceği )
4721/m.713
3402/m.14
4342/m.3,4
ÖZET : Dava; miras yoluyla intikal, taksim ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuksal sebebine dayalı olarak açılan mülkiyetin aktarılmasına yönelik, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Uzman bilirkişilerin gerekçeli bilimsel raporlarına göre mer'a özelliği gösteren taşınmazın zilyetlikle kazanılması mümkün olmadığı gibi, uzman raporu ve paftadaki gerçek duruma rağmen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına değer verilemez.
DAVA : Mehmet ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ( Sivas Üçüncü Asliye Hukuk Mahkemesi )'nden verilen 24.07.2008 gün ve 1/162 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı Mehmet, miras yoluyla intikal, taksim ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik nedeniyle Hazine adına kayıtlı bulunan 206 ada 93 ve 94 parsellere ait tapu kayıtlarının iptaliyle adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; miras yoluyla intikal, taksim ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuksal sebebine dayalı olarak TMK'nın 713/1, 996 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddeleri gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına yönelik, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dava konusu 206 ada 93 ve 94 parsellere ait kadastro tutanaklarından; senetsizden, Mehmet'in kullanımında bulunduğu ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. madde şartlarının uygun olmadığı muhtar ve bilirkişi beyanlarından anlaşılmakla "tarla" niteliğiyle Hazine adına 06.02.1999 tarihinde tespit ve tescil edildikleri anlaşılmaktadır.
Mahallinde yapılan keşiflerde; komşu köylerden dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu her iki taşınmazın da babasından intikalen ve mirasçılarından taksim yoluyla eklemeli olarak 50 yılı aşkın süredir davacının nizasız, fasılasız ekip biçtiği tarım arazileri olduğunu, öncesinde ve halen mer'a niteliğinde olup olmadıklarını bilmediklerini beyan etmişlerdir. Ancak, ziraat mühendisi Selim 04.06.2008 tarihli raporunda; dava konusu taşınmazların etrafının mer'a olması, dava konusu 93 ve 94 parsellerin de bu mer'a dokusuna uyum gösterdiği, topoğrafyası, üzerindeki mevcut bitki örtüsü ve toprak özellikleriyle benzerliğinin saptandığı, arazi üzerinde uzun zamandır tarımsal faaliyet yapılmadığı, içerisinde tek yıllık ve çok yıllık yem bitkilerinin ve değişik türlerde başka bitkilerin varlığının tespit edildiğini, açıklanan nedenler gözönüne alındığında arazinin mer'a vasfı taşıdığı, ancak üzerinde tarımsal bir faaliyet yapıldığında kıraç arazi özellikleri dikkate alınarak buğday, fiğ münavebeli bir tarımsal faaliyet yapılabileceğini açıklamıştır.
Dava dosyasının ekinde bulunan Sivas Kadastro Mahkemesi'nin 03.06.2002 gün, 2001/48 esas ve 2002/143 esas sayılı dosyada; davacı İsmail ( davacımızın kardeşi ) davalı Hazine aleyhine 206 ada 93 ve 94 parsellerin tespitine itiraz etmiş ve yargılama sonunda davacı İsmail'in kardeşi Mehmet adına dava açtığı ve onun adına dava açamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, o davanın yargılaması sırasında 17.05.2002 tarihli keşfe götürülen ziraat mühendisi Emine 22.05.2002 tarihli raporunda; 206 ada 93 parselin her yanının mer'a ile çevrili olup, çevresinde tek ve çok yıllık yabani yem bitkilerine rastlamanın mümkün bulunduğunu, mer'a bitkisel özelliğine tekrar kavuşması ve toprak yapısını koruyabilmesi için arazinin bir yıl otlatmaya kapatılması gerektiğini, 94 parsel sayılı taşınmazın da dört tarafı mer'ayla çevrili olup, etrafında mer'a yem bitkilerine rastlandığını, kekik, çayır, salkım otu, keven ve karamuğa rastlamanın mümkün bulunduğunu, bu arazinin teknik olarak mer'a olduğunu bildirmiştir.
Dava dosyası içinde bulunan ve teknik bilirkişi Ümmü tarafından hazırlanan 05.06.2008 tarihli krokili rapora ve paftaya göre; dava konusu taşınmazların dört tarafı da 183 sayılı mer'a parseli ile çevrili olup, bu parsel senetsizden mer'a olarak sınırlandırılmıştır.
4342 sayılı Mer'a Kanunu'nun 3/d maddesine göre, "Mera: Hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yeri" ifade etmektedir.
Aynı Kanun'un 4. maddesine göre de; "Mer'a, yaylak ve kışlakların kullanma hakkı bir veya birden çok köy veya belediyeye aittir. Bu yerler Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Komisyonun henüz görevine başlamadığı yerlerde, evvelce çeşitli kanunlar uyarınca yapılmış olan tahsislere ve teessüs etmiş teamüllere göre; mer'a, yaylak ve kışlakların köy veya belediye halkı tarafından kullanılmasına devam olunur. Mer'a, yaylak ve kışlaklar; özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz..."
Ziraatçı uzman bilirkişilerin yukarıda açıklanan gerekçeli ve bilimsel raporları ve paftadaki gerçek durum karşısında yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına değer verilemez. Üstünlük tanınamaz. Anılan parsellerin özel mülkiyete konu yapılması halinde mer'a bütünlüğünün bozulacağı açıktır. Eylemli durum karşısında dava konusu taşınmazların mer'adan elde edildiğinin kabulü gerekir. Yukarıda açıklandığı gibi, 4342 sayılı Mer'a Kanunu'nun 4. maddesine göre, mer'alar bir veya birden çok köy veya belediyeye ait Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup, özel mülkiyete konu edilemez ve süresi neye ulaşırsa ulaşsın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile elde edilemeyeceklerinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ : Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan, kabulüyle usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün HUMK'nın 428. maddesi uyarınca ( BOZULMASINA ), 21.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.