KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ KAYITLARIN UYGULANMASI MER'A ZİLYETLİKLE İKTİSAP
YARGITAY
7. HUKUK DAİRESİ
                              www.neohukuk.net
E. 2009/7206
K. 2010/2677
T. 3.5.2010
• KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ ( İlkönce Tapu Kayıtları Tüm Tedavülleri İle Birlikte Getirtilmeli ve Tapu Kayıtlarının Revizyon Görüp Görmediğinin Saptanması Gerektiği )
• KAYITLARIN UYGULANMASI ( Taşınmazın Başında Yöntemince Keşif Yapılmalı ve Taşınmazın Yeri Belirlenmeli Tapu Kayıtları Yerlerine Uygulanmalı Taşınmazın Mer'a Tahsis Haritası Kapsamında Kalıp Kalmadığının Belirlenmesi Gerektiği )
• MER'A ( Tahsis Haritası Kapsamında Kalıp Kalmadığı veya Öteden Beri Mer'a Olarak Kullanılıp Kullanılmadığının Belirlenmesi Gerektiği - Kadastro Tespitine İtiraz )
• ZİLYETLİKLE İKTİSAP ( Mer'a Olmayan Yerler Bakımından Yeterli Biçimde Zilyetlik Araştırması Yapılmalı ve Sonucuna Göre Hüküm Kurulması Gerektiği - Kadastro Tespitine İtiraz )
3402/m.14,16, 30
ÖZET : Davacı, miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasında; ilkönce tapu kayıtları tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmeli, tapu kayıtlarının revizyon görüp görmediği saptanmalı, revizyon görmüş ise ilgili tüm taşınmazları gösteren geniş kapsamlı haritası ile komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanak kayıtları getirtilmeli, bundan sonra tespit ve uzman bilirkişiler de hazır olduğu halde taşınmazın başında yöntemince keşif yapılmalı, taşınmazın yeri belirlenmeli, tapu kayıtları yerlerine uygulanmalı, taşınmazın mer 'a tahsis haritası kapsamında kalıp kalmadığı veya öteden beri mer'a olarak kullanılıp kullanılmadığı belirlenmeli, mer'a olmayan yerler bakımından yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
DAVA : Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
KARAR : Kadastro sırasında dava konusu 106 ada 25 parsel sayılı 199,98 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı İ.Halil miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı İ.Halil adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davalı Hazine'ye ait 1963 yılında 4753 sayılı Yasa ile Hazine adına oluşturulan 08.11.1963 tarih ve 482 sayılı tapu kaydının taşınmazı kapsadığı, tapunun tesisinden geriye doğru davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 46. maddesinde öngörülen 20 yıl süre ile malik sıfatıyla zilyetlik koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Taşınmazın bulunduğu bölgede Toprak Komisyonunca 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda kadastro tespiti sırasında taşınmaza uygulanan ve uyduğu tespit edilen 08.11.1963 tarih ve 482 sayılı tapu kaydı ile taşınmaz davalı Hazine adına tescil edilmiştir. Davalı Hazine'ye ait tapu kaydının dayanağını teşkil eden 20.07.1963 tarihli belirtmelik tutanağında 86 sayılı tevzi parselinin kanunları uyarınca Hazine'ye intikal ettiği, 1937 tarih 23-30 tahrir sayılı vergi kayıtları ile Hazine adına kayıtlı olduğu, 1951 yılında köye gelen şahısların Hazine'ye icar ödeyerek kullandığı belirtilmek suretiyle Hazine adına tapu kaydı oluşturulmuştur. Mahkemece kadastro tespiti sırasında uygulanan 08.11.1963 tarih ve 482 sayılı tapu kaydının tevzi haritası getirtilmemiş, keşifte uygulanmamış, haritası yoksa kaydın "Hazine, taşlık, Tiloran yolu" olan hudutları ile gayri sabit hudutlu olması nedeniyle miktarına göre kapsamı belirlenmemiştir. Yine bu tapu kaydının kadastro tespiti sırasında revizyon gördüğü parseller bulunup bulunmadığı, Kadastro Müdürlüğü'nden de sorularak revizyon görmüş ise dıştan komşu parsellerin kadastro tespit tutanak örnekleri getirtilerek değerlendirilmemiştir. Belirtmelik tutanağında uygulandığı vurgulanan 1937 tarih 23-30 tahrir numaralı vergi kayıtlarının Hazine adına oluşma nedeni araştırılmamış ve buna ilişkin belgeler de getirtilmemiş, dosyaya getirtilen nüfus kayıt örneğinden belirtmelik bilirkişilerinin ölü olduğu anlaşılmakta ise de, belirtmelik tutanağında muhtar ve aza olarak imzası bulunan şahısların ölü olup olmadıkları araştırılmamış, sağ iseler belirtmelik tutanağının içeriği hakkında tanık olarak bilgilerine başvurulmamıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30/1. maddesi hükmüne göre tutanak bilirkişilerinin beyanları ile mahalli bilirkişi ve tanık beyanları çeliştiği takdirde tüm tutanak bilirkişilerinin dinlenmesi gerekirken tüm tutanak bilirkişileri dinlenmemiştir. Yine belirtmelikte geçen ve taşınmaza zilyet olan şahısların kim olduğu ve icarcı olup olmadığı üzerinde durulmamıştır. Ayrıca dava konusu taşınmaza uygulanan ve yargılama sırasında dava konusu taşınmazı kapsadığı belirlenen Hazine'ye ait 1937 tarih ve 23 tahrir sayılı vergi kaydının niteliğinin mer'a olduğu halde yöntemince mer'a araştırması yapılmamıştır.
Böylesine eksik inceleme ile karar verilemez. Mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle belirtmelik tutanağında uygulanan Hazine adına tapuda kayıtlı 08.11.1963 tarih ve 482 sayılı tapu kaydının varsa haritası, tapu kaydı revizyon görmüş ise revizyon gördüğü parsellerin kadastro tespit tutanak örnekleri, 1937 tarih 23-30 tahrir sayılı vergi kayıtları ile Hazine adına kayıt edilmesinin nedenini oluşturan oluşum belgeleri, belirtmelikte imzası bulunan tüm muhtar ve azaların nüfus kayıt örnekleri ile getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mer'a tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğü'nden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mer'a tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlik'ten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mer'a tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilerek dosyada tüm deliller toplandıktan sonra taşınmaz başında komşu köylerden seçilerek elverdiğince yaşlı, taraflarla akrabalığı olmayan yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, belirtmelik ve tespit bilirkişileri ve teknik bilirkişi katılımı ile keşif yapılmalı, keşifte yerel bilirkişiler yardımı ile 08.11.1963 tarih ve 482 sıra numaralı tapu kaydı uygulanarak, hudutları zeminde tek tek göstertilmeli, gösterilen hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, kaydın haritası varsa kapsamı haritasına göre, haritası yoksa kayıt hudutları gayri sabit olduğundan miktarına göre kapsamı belirlenmeli, tapu kaydı kapsamı belirlenirken söz konusu kaydın revizyon gördüğü parseller nazara alınmalı, aynı şekilde belirtmelikte uygulanan vergi kayıtları da uygulanarak kapsamı belirlenmeli, bu kayıtların Hazine adına oluşum nedeni üzerinde durulmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte kim veya kimler tarafından ne suretle ve ne zamandan beri kullanıldığı, icar ile kullanılıp kullanılmadığı, taşınmazın kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, belirtmelikte imzası bulunan muhtar ve azalar sağ ise belirtmeliğin içeriği hususunda dinlenilmeli, bölgede mer'a tahsisi yapılmış ise mer'a tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın mer'a tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mer'a tahsisi yapılmamış ise, belirtmelikte imzası bulunan muhtar ve azalar sağ ise, yerel bilirkişi, tanıklar, tespit tutanağı bilirkişilerden dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mer'a olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, sağ ise belirtmelikte imzası bulunan muhtar ve azalar, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek belirtmelikte imzası bulunan muhtar ve azalar, yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçı bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine esas alınan tespit ve belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları, tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, dava konusu taşınmazın tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı ve mer'a olmadığı saptandığı takdirde zilyetlik hükümlerine göre inceleme yapılmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçı bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ : Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün ( BOZULMASINA ), 03.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.