TAPU İPTALİ VE TESCİL BELEDİYE’YE DEVİR İMAR ISLAH VEYA KADASTRO PLANI ÜZERİNDE YAPILAŞMA BULUNAN VE YASA HÜKÜMLERİ GEREĞİNCE ÖZEL MÜLKİYETE KONU OLABİLEN TAŞINMAZLAR

YARGITAY

1. HUKUK DAİRESİ

E. 2010/1435

K. 2010/2713

T. 11.3.2010

• TAPU İPTALİ VE TESCİL ( Özel Mülkiyete Konu Olabilen ve Maliki Hazine veya İl Özel İdaresi Olan ya da İdaresi Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne Ait Olan Taşınmazlarda İmar Islah veya Kadastro Planı Henüz Yapılmamışsa Bu Usuli İşlemleri Gerçekleştirmek İçin Taşınmazın Sicil Kaydının Belediyeye Devredileceği )

 

• BELEDİYE’YE DEVİR ( İmar Islah veya Kadastro Planı Henüz Yapılmamışsa Taşınmazın Belediyeye Devredileceği - Amaç Mülkiyetin Belediyeye Devri Olmayıp Görevi ve Yetkisi Gereği Birtakım Usuli İşlemlerin Gerçekleştirilmesi Olduğu )

 

• İMAR ISLAH VEYA KADASTRO PLANI ( Maliki Hazine veya İl Özel İdaresi Olan ya da İdaresi Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne Ait Olan Taşınmazlarda Henüz Yapılmamışsa Bu Usuli İşlemleri Gerçekleştirmek İçin Taşınmazın Sicil Kaydının Belediyeye Devredileceği )

 

• ÜZERİNDE YAPILAŞMA BULUNAN VE YASA HÜKÜMLERİ GEREĞİNCE ÖZEL MÜLKİYETE KONU OLABİLEN TAŞINMAZLAR ( İmar Islah veya Kadastro Planı Henüz Yapılmamışsa Bu Usuli İşlemleri Gerçekleştirmek İçin Taşınmazın Sicil Kaydının Belediyeye Devredileceği )

 

4706/m.5,7,10

 

 

ÖZET : Dava, tapu iptal tescil isteğ

ine ilişkindir. Üzerinde yapılaşma bulunan ve yasa hükümleri gereğince özel mülkiyete konu olabilen, maliki Hazine veya İl Özel İdaresi olan ya da idaresi Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait olan taşınmazlarda; imar, ıslah veya kadastro planı henüz yapılmamışsa, bu usuli işlemleri gerçekleştirmek için taşınmazın sicil kaydı Belediyeye devredilecektir. Devirdeki amaç, mülkiyetin Belediyeye devri olmayıp, görevi ve yetkisi gereği birtakım usuli işlemlerin gerçekleştirilmesidir.

 

Devirdeki amacı

n gerçek ve maddi anlamda mülkiyetin Belediyeye devri olmayıp, görevi ve yetkisi gereği birtakım usuli işlemleri gerçekleştirmek için olduğu tartışmasızdır. 4706 sayılı Yasa'nın 5. ve 10. maddelerinde öngörülen prosedür tamamlanmadan adliye mahkemelerinde açılan böylesi bir davanın dinlenmesine olanak yoktur. Ayrıca anılan Yasa'nın 7. maddesinde öngörülen iki aylık cevap verme süresi içerisinde cevap verilmemesi durumunda olumlu görüş bildirilmiş sayılacağı hükmü taşınmazın davacı belediyeye geçeceği anlamına gelmez.

 

DAVA : Taraflar arası

nda görülen davada;

 

Davacı

, kayden davalı adına kayıtlı 898 ada 4 parsel sayılı taşınmazın belediye sınırları içerisinde kaldığını, 4706 sayılı Yasa'nın 7. maddesine göre taşınmazın belediyeye devri için davalı Hazine'ye başvurduklarını, iki ay içinde cevap verilmediğini, bu nedenle yasa gereği devre olumlu görüş verilmiş sayılacağını ileri sürerek tapunun iptali ile belediye adına tescilini talep etmiştir.

 

Davalı

Hazine, davanın reddini savunmuştur.

 

Mahkemece, 4706 sayı

lı Yasa'nın 5 ve 7. maddelerinde öngörülen koşulların davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle tapunun iptaliyle davacı belediye adına tesciline karar verilmiştir.

 

Karar, davacı

Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; tetkik hakiminin raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

 

KARAR : Dava, tapu iptal tescil isteğ

ine ilişkindir.

 

Mahkemece, davanı

n kabulüne karar verilmiştir.

 

Dosya içeriğ

ine ve toplanan delillere göre, dava konusu 898 ada 4 parsel sayılı taşınmazın kayden davacı Hazine'ye ait olduğu görülmektedir. Davacı belediye anılan taşınmazın belediye sınırları içerisinde kaldığını, 4706 sayılı Yasa gereğince belediyeye devri gereken taşınmazlardan olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.

 

Gerçekten de, 2981/3290 sayı

lı Yasa düzenlemeleriyle Hazine, Belediye, İl Özel İdaresi'ne ait veya Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün idare ettiği arsa veya arazilerin üzerine taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakları bulunmayan kişilerin yapılanmaları ve gerek taşınmazın niteliği ve içinde bulunduğu konum ve gerekse hak sahibi olma bakımından yasanın öngördüğü koşulların gerçekleşmesi halinde kamu kuruluşunun ileride imar ve ıslah planları veya kadastro planları belirlenecek alanlarda planlar gerçekleştikten sonra tapuya dönüştürülmek üzere yapı sahiplerine tapu tahsis belgesi vermeleri öngörülmüş, planların önceden yapılmış olduğu hallerde ise, tapu tahsis belgesi yerine doğrudan tapu verilmesine de olanak tanınmıştır. Hemen belirtilmelidir ki, üzerinde yapılaşma bulunan ve yasa hükümleri gereğince hakkında özel mülkiyet kurulabilecek ve kişilere devri mümkün olan maliki Hazine, İl Özel İdaresi olan ve idaresi Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait taşınmazlarda imar, ıslah veya kadastro planı henüz yapılmamışsa, bu kamu kuruluşlarınca hak sahibine tapu tahsis belgesi verilecek, imar ve ıslah planı veya kadastro planının yapılması ve sahibine kişisel hak sağlayan tapu tahsis belgesinin tapuya tahvil edilmesi bakımından taşınmazın sicil kaydı somut olayda gözlemlendiği üzere Belediyeye devredilecektir. Öyleyse, taşınmazın Belediyeye devrinin hukuki sebebi yasal düzenlemelerin öngördüğü usuli işlemleri gerçekleştirmekle sınırlı bulunmaktadır. Bir başka ifade ile devirdeki amacın gerçek ve maddi anlamda mülkiyetin Belediyeye devri olmayıp, görevi ve yetkisi gereği birtakım usuli işlemleri gerçekleştirmek için olduğu tartışmasızdır. Esasen 19.07.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4916 sayılı Yasa'da da benzer hükümlere yer verilmiş olup, taşınmazın sicil kaydının devrinin gerçek ve yasal sebebinin Belediyenin fonksiyonu gereği yasada yer alan belirli amaçların gerçekleştirilmesi için aracı kılınmaktan başka bir şey olmadığı açıktır.

 

Öte yandan, 4706 sayı

lı Yasa'nın 5. ve 10. maddelerinde öngörülen prosedür tamamlanmadan adliye mahkemelerinde açılan böylesi bir davanın dinlenmesine olanak yoktur. Ayrıca anılan Yasa'nın 7. maddesinde öngörülen iki aylık cevap verme süresi içerisinde cevap verilmemesi durumunda olumlu görüş bildirilmiş sayılacağı hükmü taşınmazın davacı belediyeye geçeceği anlamına gelmez.

 

Yukarı

da da belirtildiği gibi, anılan Yasa'yı uygulamaya Bakanlar Kurulu ve Maliye Bakanlığı yetkilidir. Bu durumda anılan Yasa'nın 5. ve 10. maddelerinde öngörülen prosedürün tamamlandığını söyleyebilmeye imkan yoktur.

 

Hal böyle olunca, davanı

n reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.

 

SONUÇ : Davacı

nın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK'nın 428. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), 11.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.