KREDİ KARTI ÜYELİK SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN ALACAĞIN TAHSİLİ İÇİN GİRİŞİLEN İCRA TAKİBİ - BORCUN TAKSİTLE ÖDENMESİ KONUSUNDA DAVALILAR YARARINA USULİ KAZANILMIŞ HAK OLUŞTUĞU - DİRENME KARARININ İSABETSİZ OLUŞU
T.C.
Yargıtay

Hukuk Genel Kurulu

                                        www.neohukuk.net
Tarih 06.05.2009
Esas No 2009/19-133
Karar No 2009/159

İTİRAZIN İPTALİ DAVASI - KREDİ KARTI ÜYELİK SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN ALACAĞIN TAHSİLİ İÇİN GİRİŞİLEN İCRA TAKİBİ - BORCUN TAKSİTLE ÖDENMESİ KONUSUNDA DAVALILAR YARARINA USULİ KAZANILMIŞ HAK OLUŞTUĞU - DİRENME KARARININ İSABETSİZ OLUŞU

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4822): GEÇİCİ MADDE 1
Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu (5464): GEÇİCİ MADDE 4

Özet
Dava kredi kartı üyelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine yönelik itirazının iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Uyuşmazlık somut olayda davalılar lehine usûli kazanılmış hak oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Yargılama sırasında yürürlüğe giren 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu ile kredi kartı hamilinin lehine bir takım hükümler getirilmiş ise de, dosyadaki bilgi ve belgelerden, davalıların yeni yasa hükmünden yararlanmak için başvuruda bulunmadıkları anlaşılmaktadır. Yasa'nın lehine uygulanması yönünde hiçbir aşamada bir talebi olmayan davalı kart hamili yönünden, bu kanunun uygulama yeri bulunmadığından, somut olayda usûli kazanılmış hakkın bir istisnasının bulunduğundan da söz edilemeyeceği açıktır. Direnme kararı hukuka aykırıdır.


İçerik
Dava: Taraflar arasındaki <İtirazın İptali> davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 4. As. Tic. Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 15.03.2007 gün ve 2006/533 E. 2007/86 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 25.03.2008 gün ve 2007/9266 - 2008/2929 sayılı ilamı ile;

(... Dava kredi kartı üyelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine yönelik itirazının iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.

Davalı taraf davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne, takibin 1.788,99 YTL asıl alacak, 225.78 YTL işlemiş faiz, 11.29 YTL.%5 BSMV olmak üzere toplam 2,026.06 YTL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, toplam alacağın 828.61 YTL. üzerinden ek kart hamili Bircan Kutlugün'ün diğer borçlu asıl kart hamili Özcan Kutlugün ile birlikte müteselsil sorumlu olmasına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasalarda belirlenen oranlarda temerrüt faizi ve bu faizin %5 oranında gider vergisi uygulanmasına, %40 tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılarca temyiz edilmiştir.

5464 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce uyuşmazlığa bakmakla görevli İzmir Tüketici Mahkemesince verilen kararın taraflarca temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesince tesis edilen ve mahkemece uyulan 10.11.2005 tarihli bozma kararında belirtilmiştir.

Bozma ilamına uyulmakla araştırma ve incelemenin ne şekilde yapılacağı konusunda davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Mahkemece bozma ilamında açıklanan araştırma ve inceleme yöntemi ile ilgili kazanılmış hak olgusu gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir...),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre uyuşmazlık somut olayda davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

4822 sayılı Kanunla 4077 sayılı Kanuna eklenen geçici 1.maddeye göre; .

Aynı maddenin 2.fıkrasında ise; öngörülmüştür.

Hükmüne uyulan Yüksek 13. Hukuk Dairesi'nin önceki bozma kararında, davalıların anılan yasaya uygun biçimde başvuruda bulundukları kabul edilerek, bilirkişiden davalıların geçici yasadan yararlandırılmak suretiyle yeni bir rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece anılan bozma kararına uyulmakla, 4822 sayılı Yasanın geçici 1. maddesinde öngörülen biçimde saptanacak şekilde, borcun taksitle ödenmesi konusunda, davalılar yararına usuli kazanılmış hak oluştuğunun kabulü gerekir.

Her ne kadar, yargılama sırasında yürürlüğe giren 5464 sayılı Yasanın geçici 4. maddesiyle kredi kartı hamilinin lehine bir takım hükümler getirilmiş ise de, dosyadaki bilgi ve belgelerden, davalıların yeni yasa hükmünden yararlanmak için başvuruda bulunmadıkları anlaşılmaktadır. Esasen bu hususta bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca, 5464 sayılı Yasa'nın geçici 4.maddesinin kendisi lehine uygulanması yönünde hiçbir aşamada bir talebi olmayan davalı kart hamili yönünden, bu kanunun uygulama yeri bulunmadığından, somut olayda usuli kazanılmış hakkın bir istisnasının bulunduğundan da söz edilemeyeceği açıktır.

Nitekim, bu husus benzer bir olay nedeniyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.03.2006 tarih 2006/13-77 E, 2006/65 K. sayılı kararında da açıkça vurgulanarak, 5464 sayılı Yasanın geçici 4.maddesi uyarınca başvuruda bulunulmadığının saptanması durumunda 4822 sayılı Yasa çerçevesinde uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Mahkemece, yukarıdaki açıklamalara aykırı olarak usuli kazanılmış hak ile ilgili değerlendirmelerde yanılgıya düşülüp eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

O halde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

Sonuç: Davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında açıklanan nedenlerden dolayı HUMK.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 06.05.2009 gününde oyçokluğu ile karar verildi.