AVUKATLIK ÜCRETİNİN ÖDENMEMESİ NEDENİYLE TAZMİNAT DAVASI VEKİLLİKTEN İSTİFANIN HAKLI SEBEBE DAYANMADIĞI İDDİASI
C.
Yargıtay

Hukuk Dairesi 13


Tarih 19.09.2013
Esas No 2013/
Karar No 2013/

AVUKATLIK ÜCRETİNİN ÖDENMEMESİ NEDENİYLE TAZMİNAT DAVASI VEKİLLİKTEN İSTİFANIN HAKLI SEBEBE DAYANMADIĞI İDDİASI

İçerik
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, davalıların avukatlığını üstlenerek icra takiplerini ve davalarını takip ettiğini, davalı şirkete hukuksal danışmanlık yaptığını, ancak vekalet ücretinin, yapılan bir kısım masrafların ve yol giderlerinin çekilen ihtara rağmen ödenmediğini, bu nedenle vekillikten çekildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 5.000,00-TL davalı A...’den, 5.000,00-TL davalı şirketten olmak üzere toplam 10.000,00-TL vekalet ücreti alacağının ihtarname tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar, davacının istifasının haklı bir sebebe dayanmadığını, kendisine 4.000-TL ödeme yapıldığını savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.

Mahkemece, davanın kabulüne, 5.000,00-TL. vekalet ücreti ve masraf niteliğindeki alacağın davalı A...' den tahsiline, 5.000,00-TL. vekalet ücreti ve masraf niteliğindeki alacağın davalı A... İnş. Tic. Ltd. şirketinden tahsiline, kabul edilen alacak miktarlarına 10/11/2008 ihtar ve temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

1-Davacı, davalıların vekili olarak takip ettiği dosyalara ilişkin vekalet ücretinin, bir kısım masrafların ve yol giderlerinin ödenmediği gerekçesiyle vekillik görevinden istifa ettiğini ileri sürerek, vekalet ücretine konu alacağın tahsilini talep etmiştir. Davalılar, davacının istifasının haklı sebebe dayanmaması nedeniyle ücret talep edemeyeceğini savunmuşlardır.

Borçlar Kanununun 396/1. maddesine göre, vekillikten istifa her zaman mümkün olup, bu istifa vekalet ilişkisini ileriye doğru sona erdiren bozucu yenilik doğuran bir işlemdir. Ancak istifa haksız ve müvekkil de bu nedenle zarara uğramışsa, vekil bu zarardan sorumludur. Avukatlık Kanununda ise haksız istifa halinde, vekil yönünden Borçlar Kanunundaki aynı konuya ilişkin düzenlemelere göre daha ağır bir sorumluluk esası getirilmiştir. Gerçekten de, Avukatlık Kanununun 174/1 maddesinde “üzerine aldığı işi haklı bir sebep olmaksızın takipten vazgeçen avukat ücret talebinde bulunamaz.” hükmü mevcut olup, bu hükümle, vekaletten haklı bir neden olmadan istifa eden avukatın, Borçlar Kanunundaki vekalet akdine ilişkin genel düzenlemelerden farklı olarak, herhangi bir zarar şartı olmadan da müvekkile karşı sorumlu tutulduğu görülmektedir. Anılan düzenlemeye göre, haksız olarak işi bırakan, vekaletten istifa eden avukat, ücrete hak kazanamadığı gibi, aksine bir hüküm mevcut değilse aldığı peşin ücretleri, kullanmadığı masraf avanslarını da iş sahibine iade etmek zorundadır.

Avukatlık Kanununun 171/1 maddesinde düzenlenen “Avukat üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder.” ve “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi”nin 2. maddesinde düzenlenen “...avukatlık ücreti, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemler ücreti karşılığıdır.” hükümleri gereğince de avukat, aksine sözleşme yoksa, işi sonuna kadar takip edip sonuçlandırmadan ücretini talep edemez. (Bkz. Aynı doğrultuda HGK. 23.3.1983 4/562-156; HGK. 3.7.1987 3/92-599; 13. HD. 2005/15433 E. 2008/3694 K.; 13. HD.2008/6280 E. 2008/11580 K.) Ancak haksız azil halinde olduğu gibi, avukatın haklı olarak vekillikten istifa etmesi halinde de, işe devam etme olanağı mevcut olmadığından, avukat, haklı istifa tarihi itibariyle muaccel olan vekalet ücreti alacağının ödetilmesini talep edebilir. Öte yandan, vekalet ilişkisi bir bütün olup, vekaletten azil gibi, istifa da, taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet eder. Zira, azil ve istifa ile birlikte vekalet akdinin en önemli unsurlarından olan “güven ilişkisi” de sona ermektedir.

Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakacak olursak; davacı tarafından davalılara gönderilen 10.11.2008 tarihli ihtarnamede istifa sebebi olarak takip ve dava masrafları, yol giderleri ile vekalet ücretinin ödenmemesi hususları ileri sürülmüş olup, istifanın haklı olup olmadığının bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir. Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporu ve 28.01.2013 tarihli ek bilirkişi kurulu raporunda davacının istifasının haksız olduğu belirtilmiş olup, mahkemece de davacı avukatın istifası haksız kabul edilmiştir. Davacı, kararı temyiz etmemiş olmakla davacının haksız istifa ettiği hususu kesinleşmiştir.

Davacı ile davalılar arasında vekalet ücretine ilişkin yapılmış bir sözleşme olmadığı gibi davacı tarafından takip edilen dava ve icra takipleri yönünden tahakkuk edecek vekalet ücretlerinin bu dava ve icra takipleri sonuçlanmadan önce ödeneceğinin kararlaştırıldığı da davacı tarafça ispat edilememiştir. Bu durumda davacı avukat yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler kapsamında sonuçlanmayan (kesin hüküm elde edilmeyen) işler yönünden vekalet ücretinin ödenmesini talep edemeyecektir.

Hal böyle olunca, mahkemece, haksız istifa tarihi itibariyle davacı tarafından takip edilerek sonuçlandırılan (kesin hüküm elde edilen) dava ve icra takipleri yönünden davacının hak ettiği akdi ve karşı yan vekalet ücreti ile davalılar tarafından itiraz edilmemesi nedeni ile tüm dosyalarda yapılan masrafların hesaplanması için bilirkişi kurulundan ek rapor alınması ve davacının davalılardan aldığını kabul ettiği 3.150,00-TL’nin mahsubundan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, kesin hüküm elde edilmediği halde sadece karara çıkmış dosyalar yönünden de hesaplama yapılan bilirkişi kurulu raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

2-Bozma nedenine göre davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ: 1-Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalılar yararına BOZULMASINA, 2- Bozma nedenine göre davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.