Usul Hukukunda Sürelerin Hesabı
T.C.
YARGITAY

9. HUKUK DAİRESİ
                                   www.neohukuk.net
Esas Numarası: 2007/27216

Karar Numarası: 2008/25921

Karar Tarihi: 07.10.2008

1086 s. HUMK/160


Davacı vekili tarafından süre tutum dilekçesi verildikten sonra mahkemece tebliğ mazbatasına 128,80.YTL noksan harcın tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içerisinde ödenmesi aksi halde temyiz isteğinin reddine karar verileceği belirtilmiştir. Davalının süresi içinde bakiye karar harcını yatırmadığı gerekçesiyle mahkemece verilen ek kararla davalının temyiz talebinden vazgeçmiş sayılmasına dair verilen kararı davacı taraf, süresi içerisinde temyiz etmiştir.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 434/3.maddesi uyarınca mahkemece tebliğ mazbatasına şerh olarak verilen ihtaratın altında mahkeme hakiminin ismi, imzası ile mahkeme mührünün bulunmadığı için usule uygun verilmiş bir muhtıradan söz edilemez. Bu sebeple söz konusu ihtarat geçerli değildir. Yukarıda yazılı gerekçe ile Besni Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'nin 27.03.2007 tarih, 2005 / 175 E., 2006 / 472 K. no.lu kararının ortadan kaldırılmasına karar verildi. Dava dosyası için incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı Davalı belediyede çalışmakta iken,iş akdinin askıya alındığı, iş olunca çağrılacağı söylenmesine rağmen fiilen işten çıkartıldığı iddiası ile Kıdem Tazminatı, İhbar Tazminatı, İkramiye Alacağı, TİS 16. Madde uyarınca İş güvencesi Tazminatı, Ücret Alacağı ve Elbise Bedeli, Bayram Harçlığı, Vergi İadesi İzin Ücreti isteklerinde bulunmuştur.

Davacı vekili 13.07.2006 tarihli duruşmada, davacının bilirkişi ücretini karşılayamaması nedeni ile adli müzaheretten yararlanmak üzere başvuracaklarını beyan etmesi üzerine mahkemece davacı vekiline adli müzaheretten yararlanmak üzere başvurması için duruşma gününe kadar kesin süre verilmesine, bu süre içinde başvurmaması durumunda bilirkişi incelemesi talebinden vazgeçmiş sayılacağı ve dosyanın mevcut delil durumuna göre karar bağlanacağının ihtarına, duruşmanın 14.09.2006 gününe ertelenmesine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından 14.09.2006 tarihli duruşmada aynı havale tarihli dilekçe ile adli yardım talebine ilişkin mahkemeye başvuru yapılmıştır.

Mahkemece, duruşma gününe kadar olan sürenin duruşma gününü kapsamadığı, duruşma gününden bir gün öncesi son gün olmak üzere verilen kesin sürede adli yardım talebinde bulunulmadığı, kesin süreye riayet edilmediği, bilirkişi incelemesi talebinden vazgeçmiş sayıldığı, dosyanın mevcut durumu itibari ile davacı tarafın iddiasının ispatlanamadığı kanaati ile isteklerin reddine karar verilmiştir.

Karar davacı tarafça temyiz edilmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı tarafa bir sonraki duruşma gününe kadar verilen kesin sürenin duruşma gününü de kapsayıp kapsamayacağı noktasında toplanmaktadır.

Uyuşmazlığın normatif dayanakları Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 160 ve devamı maddeleridir. Sözü edilen kanunu hükümleri uyarınca: Müddetler iki tarafa tefhim ve lazım ise usulen tebliğ tarihinden itibaren başlar. Müddet gün olarak tayin edilmiş ise tefhim veya tebliğ edildiği gün hesaba katılmaz ve son günü tatil saatinde biter.

Mahkemece adli yardım talebinde bulunması için davacıya duruşma gününe kadar süre verilmiştir. Bu durumda kesin süreye konu adli yardım talebinde bulunma işlem duruşma günü de yapılabilecektir. Davacı vekili tarafından 14.09.2006 tarihli duruşmada adli yardım talebinde bulunulduğuna göre , işlemin süresi içinde yapıldığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Böyle olunca yukarıda sözü edilen kanun hükümleri uyarınca davanın esasına girilerek tarafların delilleri usulünce toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmiş olması hatalıdır.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 7.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.