Banka BSM Vergisinin gerçek mükellefi esasen davacı banka olup, bankanın bu vergiyi yansıtması ancak sözleşme ile mümkündür.

T.C.
Yargıtay
Hukuk Dairesi 11

Tarih 20.11.2003
Esas No 2003/12380
Karar No 2003/11183
 

BANKA SİGORTA MUAMELE VERGİSİ - BSMV MUAFİYETİ - PİŞMANLIK ZAMMI VE BENZERİ VERGİ BORÇLARI

Gider Vergileri Kanunu (6802): MADDE 28\MADDE 30


www.neohukuk.net


İçerik
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.11.2001 gün ve 2000/999 - 2001/1737 sayılı kararı onayan/bozan Daire'nin 17.03.2003 gün ve 2002/9996 - 2003/2417 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
 
Karar: Davacı vekili, müvekkili tarafından Ç. Tur.Ltd.Şti. lehine, diğer davalıların kefaletiyle yatırım teşvik belgesi kapsamında kullandırılan döviz kredilerine Banka Sigorta Muamele Vergisi muafiyeti uygulandığını, ancak Merkez Bankasınca, BSMV istisnasının uygulanamayacağı gerekçesiyle müvekkilin vergi ve cezalarının tamamının Kadıköy Vergi Dairesine ödetildiğini, davalıya bu ödemenin müvekkiline yapılması için yapılan ihtarın sonuçsuz kaldığını ileri sürerek 4.112.830.000.-TL'nin 30.06.2000 temerrüt tarihinden itibaren % 127.5 temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
 

Davalılar vekili, müvekkillerinden Ç. Tur.Ltd.Şti.' nin kullandığı döviz kredisinin tüm Fer' ileriyle birlikte ödendiğini, BSMV muafiyetini bankanın insiyatif ve takdiri ile yapıldığını, müvekkilinin bu muafiyetin uygulanmasını talep etmediğini, bankanın kullandığı krediye uygulayacağı istisnayı bilmemesi nedeniyle kusuru ile geç ödemeye neden olduğunu, bu nedenle BSMV.'nin ana miktarı ile sorumlu olabileceklerini, % 127,5 temerrüt faizinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemiz'in 17.03.2003 gün ve 2002/9996 - 2003/2417 sayılı kararı ile davacı yararına bozulmuştur.
 

Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

Dava, yatırım teşvik belgesi kapsamında kullanılan krediler nedeniyle kredi borçlusuna uygulanan BSMV muafiyetinin yasaya uygun olmaması nedeniyle bankaca ödendikten sonra kredi borçlusundan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
 
Davalı taraf vekili, davacı bankanın kendi insiyatifi ile müvekkillerine vergi muafiyeti uyguladığını ve daha sonra söz konusu verginin gecikme faizi ve cezalarıyla birlikte Vergi Dairesine ödenmesinin tamamen davacının kusurundan kaynaklandığını ve müvekkillerinden savunmuştur.
 
Davaya konu BSM Vergisinin gerçek mükellefi esasen davacı banka olup, bankanın bu vergiyi yansıtması ancak sözleşme ile mümkündür. Ne var ki, davacı banka vergiyi yasaya uygun şekilde ödediği takdirde diğer bir anlatımla sözleşmeye uygun davrandığı ölçüde sözleşme hükümlerine dayanarak ödediği verginin kredi borçlusundan istirdadını isteyebilecektir.
 
Somut olayda, davalı banka 1996 yılında davalı tarafa kredi kullandırırken Vergi Kanunu yanlış yorumlayarak davalı tarafı BSMV'den muaf tutmuş aradan yaklaşık dört yıl geçtikten sonra T.C. Merkez Bankası'nın uyarısıyla anılan vergiyi cezaları ile birlikte ödemek zorunda kalmıştır. Yukarıda değinildiği gibi davacı bankanın taraflar arasındaki sözleşmenin 5 ve 38 nci maddeleri uyarınca kredi borçlusu olan davalılara bunu yansıtması olanak içinde ise de, sadece asıl vergi borcunu tahakkuk ettiği tarihten itibaren açık kredi esasları ölçüsünde faizleri ile birlikte davalı taraftan isteyebileceği kabul edilmeli ancak bunun dışında, pişmanlık zammı ve benzeri vergi borcunun zamanında ödenmemesinden kaynaklanan diğer fer'ilerin davacının kusuruna dayalı olarak ödendiği için davacının üzerinde bırakılması gerektiği açıktır. Bu durumda, davacının gecikmeli olarak ödediği BSMV ve tüm fer'ilerden davalı kredi borçlusunun sorumlu tutulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davalı taraf yararına bozulması gerekirken, davalının tüm temyiz itirazlarının reddine dair Diaremiz'in 17.03.2003 gün ve 2002/9996-2003/2417 sayılı kararı da,doğru bulunmadığından davalılar vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
 

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle,davalılar vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile,17.03.2003 gün ve 2002/9996-2003/2417 sayılı kararındaki ( 1 ) No'lu bentteki "davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine dair" ibarenin kaldırılarak kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 20.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.