RUCÜEN TAZMİNAT DAVASI - ZAMANAŞIMI DEFİ HER ZAMAN İLERİ SÜRLEBİLMESİ GEREĞİ
T.C.
Yargıtay

Hukuk Dairesi 11

                                    www.neohukuk.net
Tarih 18.04.2006
Esas No 2005/4543
Karar No 2006/4244

RUCÜEN TAZMİNAT DAVASI - ZAMANAŞIMI DEFİ HER ZAMAN İLERİ SÜRLEBİLMESİ GEREĞİ

Türk Ticaret Kanunu (TTK) (6762): MADDE 1301

Özet
Somut olayda, davalı vekilinin zamanaşımı define ilişkin dilekçesi davacı vekiline verilmesine ve kendisine cevap vermesi için 10 gün mehil verilmesine rağmen, savunmanın genişletilmesi itirazında bulunulmamıştır.


İçerik
Taraflar arasında görülen davada Üsküdar Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.12.2004 tarih ve 2003/879 - 2004/509 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hâkimi A.S. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı sigortacının, TTK'nın 1301. maddesi hükmüne dayalı olarak açılan rucüen tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda, mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davalı vekili, cevap süresi geçtikten sonra 06.02.2004 tarihli dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunmuştur. Bilindiği üzere, zamanaşımı defi ilk itirazlardan olmayıp, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ise de, cevap süresi geçtikten sonra ileri sürülmesi halinde dinlenebilmesi için savunmanın genişletilmesi itirazıyla karşılaşmaması gerekir.

Somut olayda, davalı vekilinin zamanaşımı define ilişkin dilekçesi davacı vekiline 26.02.2004 günlü oturumda verilmesine ve kendisine cevap vermesi için 10 gün mehil verilmesine rağmen, savunmanın genişletilmesi itirazında bulunulmadığı gibi, tam tersine 22.04.2004 tarihli bir sonraki oturumda zamanaşımı definin yerinde olmadığından bahisle iddiaya cevap verilmiş olduğundan, davacı vekilinin bundan sonra karar oturumunda zamanaşımı definin süresinde yapılmadığından bahisle kabul etmediklerine dair beyanı hukuki bir değer taşıyamayacağından, davalı vekilinin zamanaşımı definin değerlendirilmesi ve bu hususta olumlu-olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile zamanaşımı definin değerlendirilmemiş olması hatalı olmuş ve kararın açıklan nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.